şükela:  tümü | bugün
  • kitap yayınevinin yeni markası. bu isim altında edebiyat eselerli yayımlacaklarmış. aralık ayında üç güzel kitap yayımladılar. tanıtım metinleri şöyle:

    iklimler / roman

    andré maurois

    türkçesi : tahsin yücel
    208 sayfa,
    80 gr. garda kâğıda baskı, iplik dikişli cilt, garda 200 gr. karton kapak
    isbn : 978-605-5819-00-2

    sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını.
    varlık yayınları’ndan çıkmıştı. 1967 yılında, tahsin yücel çevirisiyle.
    sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: “sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. o kadar bayıldım ki, bir süre odile oldum... sonra kitap bir biçimde yok oldu. unutmuştum. geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan... değişmemiş... bence hâlâ en güzel aşk hikâyelerinden biri... sana aldım”.
    okuduğumda, ithafı yazana hak verdim. hakikaten okuduğum en güzel aşk hikâyelerinden biriydi. “her an yeni bir hayat serilir önümüze”, “birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı” diyor ve “kaderlerimizle arzularımız hemen hiç bir zaman bağdaşmıyordu” diye bitiyordu kitap.
    helikopter’in ilk kitabı bu: aşka âşık olanlar için tekrar yayınlıyoruz bu dünya güzeli kitabı, unutulmasın diye.

    levent yılmaz
    yayın yönetmeni

    kalfa ile kiraliça / ilhami algör / roman

    110 sayfa,
    80 gr. garda kâğıda baskı, iplik dikişli cilt, garda 200 gr. karton kapak
    isbn 978-605-5819-01-9

    insan kırk yıllık arkadaşının kitabını nasıl tanıtır? hele de başından beri bu yazma serüvenine yakından tanıklık etmiş ise.
    şunu hemen ifade edeyim: ilhami algör, ilk kitabı müzeyyen...’de ve ikinci kitabı albayım...’da dile öyle meftun ki, onu en çapkın, en kıvrak, en konuşulur, en akıcı haline öylesine sokmak istiyor ve başarıyor ki, arada, romanlarının kurgusunu ihmal edebiliyor. ama bunun çok da önemi yok. barthes, proust için şöyle demez mi: “canım sıkıldığında açıyorum rastgele bir sayfa, okuyorum”.
    açın ilhami’nin kitaplarından bir sayfa: “oh! dünya varmış,” diyecek, neşeleneceksiniz. ama isterseniz hüzünlene de bilirsiniz. demek istediğim edebî demokrattır ilhami algör, seçenek sunar. bu mizacı ile ilgilidir. her şeye mesafelidir. kendine dahi.
    kalfa ile kıralıça’da ise, “üfür üfür ipe diz” tekniğini kullanmıştır. kitap ne mi anlatıyor? ipten ne alacağınıza bağlı...

    levent yılmaz
    yayın yönetmeni

    morel’in buluşu / adolfo bioy casares / roman

    jorge luis borges’in önsözüyle
    türkçesi : nevzat yılmaz
    98 sayfa,
    80 gr. garda kâğıda baskı, iplik dikişli cilt, garda 200 gr. karton kapak
    isbn 978-605-5819-02-6

    borges, morel’in buluşu için yazdığı önsözde diyor ki: “entrikanın ayrıntılarını yazarıyla tartıştım, onu yeniden okudum; onu kusursuz olarak nitelemenin bir yanlışlık ya da abartma olacağını sanmıyorum.” ben de sanmıyorum.
    pek iyi de, nasıl bir roman ki bu 1940’da yayınlandığından beri ıcık cıcık incelense de hâlâ tasvir edilemiyor, tanımlanamıyor? neden arjantin ve dünya edebiyatının en önemli kitapları arasında yer alıyor? bu soruya cevabım yok, ama benim için niye önemli olduğunu biliyorum: bir kere, hayal var. macera var. gerçekliğin sınırlarında gezintiye çıkmak var. daha sonra boş olmadığı anlaşılacak bir ada ve o adaya sığınan bir kaçak var (ne çok kullanılmıştır değil mi bu “boş ada” konusu romanlarda!). sonra gizemli bir kadın belirecek, adadaki kaçağın dünyası değişecek. uzaktan âşık olacak: umutsuzca kadını cezbetmeye çalışacak, kaybedecek onu, arayacak... öyle bir an gelecek ki, arzunun bu karanlık nesnesinin var olup olmadığından bile emin olamayacak.

    levent yılmaz
    yayın yönetmeni
  • morel'in buluşu, kalfa ile kıralıça, iklimler kitaplarıyla yayın hayatına başladı, levent yılmaz da işin içinde.
  • kitapları tasarımlarıyla hemen dikkat çeken, türkiye'de basılmamış veya baskısı tükenmiş kitapları kütüphanemize kazandırmayı amaçlıyan yeni yayınevi. yayın yönetmeni levent yılmaz'ın, kitap yayınevi'nin de kurucusu olan çağatay anadol'la el ele vermesiyle oluşmuş. levent yılmaz'ın ağzından şöyle de bi açıklama/mektup var:

    "niye yeni bir yayınevi kurulur? birkaç cevabı olsa gerektir: 1) para kazanma
    arzusundan, 2) delilikten, 3) kendi kitabınızı basacak yayıncı olmadığından. ben yayınevi kurmaya ilk on yedi yaşımda kalkıştım. yıllar içinde iki yayınevi kurduğum gibi, sayısını hatırlayamadığım kadarında da ayrıca ek işlerde çalıştım. çeviri yaptım, çeviri düzelttim, saç-baş yoldum, birçok kitabın çeşitli dillerde yayınlanmasına vesile oldum; çoksatar kitap bastım beklediğimden az sattı, azsatar kitap bastım, beklediğim kadar sattı.

    para kazanmak için de kitap bastım, kimileri hakikaten çok sattı, mesela harry potter, ama bu, o kitaptan kazanılan parayı başka türlü basılamayacak kitapları basmakta kullanabilmek içindi, emeği geçenlere hakkını verebilmek için. ilk kitabını çıkaran yazarlar oldu uğraştığım yayınevlerinde, büyük, kerli-ferli yazarlar da... en son, fransa da bir yayınevi kurdum, ortaklık böyle olur çoğu zaman, bozulur, o zaman memlekete geri döndüm, bir daha yayıncılık yapmam sanıyordum.

    o sırada benim gibi bir başka deli, çağatay anadol'la karşılaştım. kitap yayınevi'ni yönetiyor ve her aklı başında deli gibi edebiyat basmıyordu. birlikte bir şeyler yapalım deyince, ben olur, edebiyat basalım diye tutturdum. ama iki deli karşı karşıya gelince, işe üçüncü, derken dördüncü bir deli de karışıyor: üçüncü delimiz türkiye'nin belki de en özenli matbaalarından mas'ın kurucusu lokman şahin'di, dördüncüsü de ttvö'den (tasarımda temizlik ve özen) muzdarip bülent erkmen dostumuz. tabii füsun ile saliha'yı, yani delileri akl-ı selime davet edenleri de unutmamalı ve eklemeli: tüm bu anlattıklarım geçen seneydi... bir düşünün, bu satırlar yazılırken alıntı sayfasının sağda mı solda mı olacağına hâlâ karar verememiştik!

    anlayacağınız yeni bir yayınevi kurduk, adını da helikopter koyduk. niye helikopter? çünkü durduğu yerde havalanabilen tek alet, helikopter. yani, uçalım ama öyle çok yüksekten de uçmayalım: manzarayı seyredebilelim! kağıt garda 80 gr., kapak garda allah bilir kaç gram, maliyet yüksek, dereyi görmeden de paçaları sıvamamalı, deliyiz de o kadar değil, üç kitap basalım, sonra ayda bir kitap ritmine otururuz, ilk üç kitap zaten şahane... belki, kimbilir, niye olmasın... gibi akıl yürütmelerle, kestirilemez olan kitap piyasasını kestirmeye çalıştık. ve... karar verdik: bir tanıtım metni, bir ilan lâzım. neyi niye yaptığımızı kamuoyuna anlatmak zorundayız!

    o yüzden, oturdum ben bu metni yazdım. tüm bunları niye yaptığımızı anlatmak için. derdimiz şu: dünyanın en güzel, en keyifli roman, öykü, deneme, şiir, hülâsa edebiyat kitaplarını, güzel bir tasarım, kağıt ve baskıyla size sunmak istiyoruz. aldo manuzio 1500'lü yıllarda yayınladığı kitapların ön sayfalarına bir okura mektup ekler ve bu kitapların neden satın alınması gerektiğini (aldo daha fazla kitap basabilsin diye) ve niye okunması gerektiğini (okuyanın dünyası zenginleşsin, zevkleri incelsin, şiddetten uzak dursun diye) yazardı. ben burada onu taklit ediyorum: sevgili okurlar, bizi mahçub etmeyin! alın bu kitapları, okuyun, okutturun. ilk kitap andré maurois'nın iklimler'i: muhteşem bir aşk hikayesi. ikinci kitap adolfo bioy casares'ten morel'in buluşu: borges'in deyişiyle kusursuz bir kitap. üçüncüsü ise ilhami algör'den kalfa ile kıralıça, bir nevi büyük iskender'in hayatı. bu çölleşen yayın dünyasında iyi edebiyat artık nadirattan oldu, buyrun, birlikte uçalım!"
  • en son çıkan kitapları; franklin flyer*, doğu öyküleri* ve hadrianus'un anıları*dır.
  • jean-pierre vernant'ın torunuma yunan mitleri adlı kitabını da bastılar.
  • yayımcının notunu zaten adolfo bioy casaresin yazmış olduğu, notun metne ait olduğu kitap. dolayısıyla işbu not nedeniyle yayımcının işgüzarlığıyla da alakası olmayan kitaptır. notu yayımcı değil, casares yazmıştır.

    edit: bunu hakikaten yanlış anlaşılmayı önlemek için yazmıştım, çünkü görüldüğü gibi alkollü okununca yanlış anlaşılabiliyormuş. işgüzarlığı da yayınevi sahibinin işgüzarlıkla suçlanmış olmasının üzerine yazmıştım, öyle bir gerekçem kalmadı, ama silmiyorum, ısrarla.
  • kitapları havadan sebil olarak dağıttıkları zannını uyandıran yayın evidir.
  • kapanma tehlikesi altındaki yayıneviymiş...

    hani starbucks'ta okumak trenddi? ne oldu da kapanabilir oldu birden?

    buradan yetkililere sesleniyorum: mümkünse kapanmasın...
  • marguerite yourcenar'ın kitaplarını basıyolar, sırf bu yüzden bile sevilir de, abicim o kitap sayfaları neden kartonumsu? yazık değil mi normal kağıda basmıyosunuz? hayır bi de ağır, sanki yanımızda taş taşıyomuşuz gibi oluyo
  • cnn turk'te tanıtımı yapılmıştı 2009'da: http://video.cnnturk.com/…yin-hayatina-merhaba-dedi