şükela:  tümü | bugün
  • ekşi sözlükten "biri" sayesinde keşfettiğim mükemmel parça.

    tr: merhaba, bu sizin eviniz mi...

    sanırım bir filmin müziği ama filmi izlemedim. önemi de yok... bu parçayı kendime saklayacaktım ama kaybolmasın, duyulsun istedim... belki değeri bilinir yüreği güzel olanlarca...

    bugün, aslında güzel bir gün sayılabilirdi... açık havada bulunduk ki bu benim alerjilerim tarafından pek hoş karşılandı... olsun. kısasa kısas demişler değil mi...

    güzel günlerin, güneşli, serin rüzgarların arada sıcaklığı götürdüğü günlerin hakkı verilmeli...

    madem deniz kıyısına inip, dalgaların kumsala taşıdığı boş deniz kabuklarını toplayamıyorum... madem arada dolusuna da rast geldiklerimi kurtarıp denizine kavuşturamıyorum, en azından açık havada bir ağacın gölgesinde sakinlikte oturup bir nefes alabilirim.

    bugün ilk defa kendi emeğimle seslendirdiğim bir "işin" emeğimin karşılığını aldım sözlük.

    hem manevi hem de maddi... maddi olarak manevinin yanına gelemez ama benim için bir başlangıçtan öteydi. bana bu şansı tanıyan da okuyorsa içten teşekkür ederim kendisine, desteğinden ötürü, inancından ötürü...

    bu parçayı bana öneren, ilk gönderen arkadaş da bu satırları okuyorsa kendisiyle tekrar konuşmak isterim, lütfen bana ulaşsın... eğer ulaşamayacaksa da canı sağ olsun, dilerim tüm güzellikler onu bulur...

    gözlerim dolu dolu oluyor ne zaman dinlesem, bilmem neden... ilk dinlediğimden beri sanki anlatamadıklarımı anlatmak istediklerimi anlatıyor melodiler... sanki hala mucizelere inan dercesine... hala umut var, hala...

    bugün, aylardan beri ilk defa kokoreç sipariş ettik bekledik yapılmasını açık havada... mümkün olduğunca dikkat ettik mesafeye "yüksek riskli" bölgede olsak da...

    ufak bi kutlama gibi... öncesinde sinirler hafif gerilmiş olsa da... gereksiz yere yine...

    her han her şey olabilir, ne kadar tedbirli olsak da, bi yandan da kadere inanıyorum galiba...

    olacağı varsa olur, son geldiğinde bi bahane bulunur.

    acılı olmamasını diliyorum son geldiği vakit, ne bana ne de sevdiklerime acı versin... bir anda olup bitsin mutlak suretle gelecek olan.

    bazen, yapamadıklarım belki de asla yapamayacaklarım geliyor aklıma... mesela şu anda new york o kadar uzak ki.. her zamankinden de uzak... imkansız... sanki gidince ne olacaksa işte... gitmek istiyordum.

    şimdi orada olsaydım da dönmek isteyecektim aileme. sevdiklerime...

    dünyanın en tehlikeli yerlerinden biri orası...

    en yakın arkadaşım / kardeşim evleniyor sözlük daha önce de yazmıştım, biliyorsun... işi başından aşkın onunla da konuşamıyoruz kaç zamandır.

    mesela "kazandığım para"yı ona söylemek isterdim ilk. onunla paylaşmak isterdim bu "gururu" onunla bir pasta bir şeyler alıp kutlamayı... ama şimdi bu bana dağlar kadar önemli gelen ufak mevzu onun önceliklerine göre değersiz. bana zaman ayıramıyor ki... belki de haklıdır, ben başıma gelmediğinden bilemem...

    binbir türlü sorunla uğraşıyordur... dilerim artık bi aksilik olmaz her anlamda... biz de ailecek katılabiliriz düğününe...

    bir şeylere geç kaldığımı hissediyorum demiştim ya sözlük... kuzenimin kızını kucağıma aldığımdan beri fark ettiğimi yazmıştım... sonra anneannemin yüzünde gördüğüm yaşanmışlıklar, yılların izi... sonra babamın hastalığı... küslükler, anlamsız tartışmalar, sulhun sağlanması, kaybolan zamanlar...

    geç kaldım mı gerçekten... kaldım belki de zamanı gelmemişti... belki de asla gelmeyecek ya da gelecek, bilemem.

    hiçbir şeyi bilemiyorum ve bu bilememek beni çok üzüyor... bu kadar düşünmemeliyim. bu kadar detaya dalmamalıyım... bir kaç damla gözyaşında boğuluyorum.

    hak etmeyen insanların yükselişini izliyorum, ben yerimde sayarken. güzel arabalara biniyorlar, güzel evlerde yaşıyorlar, güzel yemekler yiyorlar, ben seyrediyorum.

    melekler koruyor onları benimkiler de benim yaptığım gibi izliyorlar mı?

    para... her şey demek olmasaydı keşke. istediğim araba, ev, ne varsa sahip olabilseydim ben de fenomenler gibi, ne bileyim... bunun için bi yeteneğe ihtiyaç da var, pazarlama yeteneği, elindekini pazarlama... ne kadar iyi olsa da pazarlayamazsan elinde patlar ya benim durum da bu belki de çok iyi yazıyorum ama "sen pizza değilsin, herkesi mutlu edemezsin" cümlesi ve benzerleri geçmiyor ve binlerce takipçim yok diye yazdıklarımı pazarlayamıyorum sözlük.

    bir zamanlar buradan biri sırf youtube kanallarımı paylaştım, yüklediğim videolarla ilgili başlıklara yazdım diye "reklamını yapıyorsun" gibilerinden bir mesaj atmıştı...

    hayat çok tuhaf vesselam... haziran ayında alerjim hep artar ya şimdi üstüne üstlük gözlerim de dolu ya daha beter hapşırır oldum. düşünüyorum da bazılarına göre saçmalık olan bana göre hala mümkün olma ihtimali olan "ruh eşi" aramalarına devam ediyorum sözlük. sırf bu yüzden ünlü (tinder değil) tanışma sitelerinden birine bile üye oldum.

    eskiden asla yapmam dediğim bir şeydi mesela ama yaptım. yeni insanlarla tanışıyorum belki cidden aralarındadır aradığım... yeni insanlarla tanışmak beni geriyordu aslında sözlük... kendimi her birine tekrar tekrar anlatmak, daralan ve sona ermeye mahkum tek düze sohbetler yapmak aslında çaresizliğin bir başka boyutu.

    bazıları konuştuktan bir süre bir gün ya da bir kaç saat sorası hemen buluşmak istiyor... şu korona günlerinde olmasaydık belki mümkün olurdu, bir kahve içmek ama şimdi... bilemiyorum sözlük...

    hayat... umarım artık güzel günlerimiz olur daima bundan sora sözlük. yaşanmaya değer mutluluk dolu, hoş görü ve huzurlu...