şükela:  tümü | bugün
  • her bölüm finalinde elenmek için gordon ramsey'in karşısına çıkan iki yarışmacıdan en az birisi bayan olduğunda, içimden allahım n'olur önlüğün altına birşey giymemiş olsun diye yalvarıyorum ama ne yazık ki henüz gerçekleşmedi bu dileğim.

    ayrıca kafası çalışan kadın yarışmacı neden hells kitchen'da kalması gerektiği sorulduğunda şu cevabı verebilmelidir:

    -gr: please give me one reason why you shouldn't leave the hells kitchen?
    +: because i didn't wear anything underneath my jacket chef.
    -gr: fair enough.
  • param olsa bile yemeğini yemeyeceğim mekan. bu ne telaş ne panik anlamadım mutfakta 10 tane usta var... içeride 50 tane müşteri olsun... gordon geleni haşlıyor gideni sikiyor... güzelim aşçı kızlara fuck diyor, tavayı götüne sok diyor, hakaretler yağdırıyor... şef garsonun götüne ördeği somonu sokuyor... yemekleri döküyor, siktiğimin yemeği diyor... töbe töbe nimet lan o, nasıl yiyeceğiz siktiğinin ördeğini eşşoolu... bi de üstüne para mı vereceğiz siktiğinin somonuna?
  • gordon ramseyin -ki kendisinin 14michelin yıldızı vardır- herkesi ezdiği, azarladığı, sınırlarını zorladığı, iğrenç işler yaptırdığı yarışma programı
  • içinde düdüklü tencere patlayan her türk mutfağına verilebilecek ecnebi isim.
  • bazı yerleri yapma duran bir program, bir kaç sahneler defalarca çekilmiş arka plana veya söylenenlere (çünkü özette farklı şeyler söyleyebiliyorlar) bakılırsa anlaşılabilir... daha çok doğaçlama bir dizi gibi düşünmek lazım... yine de eğlenceli; gordon ramsay şeytandır!

    bir de ben bu programa katılacak olsam risotto pişirmeyi hatmederim, ya her yemek değişti hergün risotto değişmedi yapıverin kardeşim artık şunu güzel.

    -g.r.: xxx come here... come here!!! oh my god .... taste this beep risotto!?!? it's bland!!
    +sorry chef.
    -get out!!
  • sleepers ile akıllara kazınan ecnebilerin karagümrük'ü.
  • the apprentice benzeri bir yarisma. on iki kisi kendi restoranlarini acmak icin yarisiyorlar. baslarinda dunyaca unlu bir sef var. her hafta birini eliyor. yarismanin olayi ise bu sef sozde cok titiz. yemekleri ya da sunumu yuzde doksan begenmeyip kufrediyor, tabagi yere firlatiyor daha olmadi bir lokma alip tukuruyor. dolayisiyla musteriye yemek bir turlu ulasmiyor. musteriler genelde iki uc saat sonunda sadece bir corba icip ana yemek yiyemeden, sef mutfagi kapatiyor. musteriler sinir olsalar da tipis tipis restorani terkediyor. hatta arada yemegin gelmeyecegini anlayan musteriler sefe sikayete gidiyor, sef onlara da kufur edip geri gonderiyor. bu senaryo da her hafta tekrarlaniyor.
  • sabahları bir doz, yatmadan önce iki-üç doz aldığım, üstad petrucci'nin bestelediği şahane eser. yoga falan yapana kadar gözlerinizi kapayın ve bu şarkıyı açın. şakralarınızın açıldığını hissedeceksiniz. fekat;

    dream theater hayranlarınca lines in the sand parçasından önce 'birazdan şarkı başlicak, çişinizi neyinizi yapın, yerlerinize oturun' şarkısı gibi algılanması bilhassa şahsımı derin üzüntülere boğmuştur. oğlum bu şarkıyı belirttiğim dozlarda alırsanız dersleriniz, işiniz ve seks hayatınızdaki başarınız yükselir, ebeveyninizle, ebenizle olan ilişkiniz düzelir.

    aslına bakarsanız dream theater'ın da bu şarkıyı çok iplediği, el üstünde tuttuğu söylenemez. dt konserlerinde lines in the sand'ten önce çaldıkları da görülmemiştir. halbuki petrucci çıkıp da 'beyler james içerde kanada aksanıyla ses provaları yaparken biz bunu sahnede çalabiliriz sanki' dememiştir. diyeyemiştir. elini masaya vurmamıştır..

    yetkililerin bir an önce amk.

hesabın var mı? giriş yap