şükela:  tümü | bugün
  • her ne kadar "hem okuyup hem de çalışmak"ın alt kategorilerinden biri kabul edilse de, aslında ondan ayrılan önemli bir özelliği vardır. şöyle ki:

    ilkokula 6 yaşımızda başladığımızı, 1 sene hazırlık okuduğumuzu, üniversitenin de 4 yıllık olduğunu farzedelim (gerçi 4 yıl olmayınca master zaten yapılamıyor olabilir, bilmiyorum). bu öğrencimizin* 16 yıllık süreçte üniversiteyi bitirdiği anlamına gelir. işte bu öğrencimiz 16 sene boyunca sadece öğrencilik yapmış, çalışma hayatı olaraksa iş namına hiçbir şey yapmadığı, sadece oturduğu 1'er aylık 2 stajı görmüş geçirmiştir. işte bu öğrencilikten başka çalışmak nedir bilmemiş müzmin öğrencimiz üniversite son sınıfta, kendisine "okul bitince naapacaksın? askere mi gideceksin?" tarzı yöneltilen sorulara göğsünü gere gere "master yapıcam, bi de iş bulup çalışıcam" der. hayatı boyu çalışmak denince sadece sınavdan önceki gece derse çalışmayı anlamış pek sevgili öğrenci bu işi çok kolay sanmaktadır. sonunda yıllar boyu emek sarfettiği, 16 sene boyu bitsin diye gözünün içine baktığı okul hayatı bir bakar ki bitmiş, gitmiş. sözde yaz tatili gelmiş. sözünün arkasında durmak isteyen öğrencimiz bir yandan master başvuruları yaparken diğer yandan da iş aramaya başlar harıl harıl. sonunda ikisini de bulmayı başarır. fakat daha master başlamadan bile zor gelen iş hayatının masterla birlikte nasıl yürüyeceğini tahmin bile edemeyecek hale gelir, sadece bir aylık gerçek çalışma hayatının sonunda. daha 3 ay önce nefret ettiği, bitse her şeyini verebileceği okulu, dertsiz tasasız öğrencilik hayatını özlemeye başlar, resmen gözünde tüter. derken okul başlar, bir yandan okul, bir yandan fazla mesailerle birlikte iş hayatı öğrencimizi bunalıma sürüklemeye başlar. artık ders boş olduğunda bile sevinemiyordur, çünkü okuldan çıkıp işe gitmesi gerekmektedir. bu rutin hayat yıllardır bohem bir hayat yaşamış ex-öğrencimizi sıkar, boğar, bitirir. gördüğü bütün öğrencilere gıptayla bakar, "okulunuzun değerini bilin ulan." diye haykırası gelir.

    ama bağıramaz, susar ve işine döner.

    bilgilendirme editi: bu satırları masterın ilk günü yazan insan, 1.5 yıllık bir sürecin ardından bırakıp askere gitmeyi tercih etmiştir.
  • tez yazmayı inanılmaz zorlu bir süreç haline sokan berbat bir durumdur.
  • hem master olmaya çalı$ıp hem de klon sava$larında çarpı$an bir çok jedi $ovalyesinin yaptığı $ey...
  • işten yorgun argın çıkıp eve gidince proje, sunum hazırlamak, vizeye veya finale çalışmaktır. gereksizdir, yorucudur. insanı bıktırıp buhranlara sürükleme özelliği vardır. *
  • ebesi sikilmek.
  • 1-2 sene, hadi olmadı en geç 3 sene sonra sadece çalışmak eyleminin gerçekleştirileceğini düşünerek hareket etmek gerek... nihayetinde bitmeyen iş ya da bitmeyen okul yoktur. **
  • soz konusu sahsin hosafi ciktiktan sonra
    isi bulan tez hocasiysa "hicammm ben tezime önem vermek istiyorum, isi biraksam mi" sorulariyla kacis bahanesi aradigi durum olabilir.
    tabi ki hayatin anlamini cozmus * hoca bu sorulara prim vermeyecektir.
  • hangi saatte nerde olacağın belli olduğu için hayatın düzene girer. plan program insanı olursun. tez yazma vakti yaklaştığında kendini işten attırıp tazminat parası ile bu süreyi gayet güzel idare edersin.
  • bu zor koşullar dahilinde, okul ortamından uzakta yapılıp da teslim edilen bir tez şüphesiz ki insana daha yüce bir manevi tatmin duygusu yaşatacaktır, yaşatmıştır.
  • okula misafir gibi gidip gelmenin çok koyduğu durum. çok nadir de olsa kütüphaneye gidip pencereden dışarısını izlediğiniz zamanlarda avare avare dolaşan, şakalaşan, bir araya gelip ders çalışan lisans öğrencilerine gıptayla bakarsınız. ne güzel mutludurlar, hayat dişlilerini henüz etlerine geçirmemiştir. her şey lay lay, hayattaki en büyük dertleri notlarıdır.

    kantinde boş boş oturmayı özlersiniz bir de en çok. okulun tadını niye çıkaramadım daha fazla, çimlerde niye daha çok yayılamadım diye hayıflanırsınız. zaten artık bunların hepsi çok çok uzaktır size.

    aynı gün içinde hem okula hem işe gitmek zorunda kalabilirsiniz. ordan oraya yetişmeye çalışırken bir de trafik iyice canınızı sıkar. yemek yemeyi bile unuttuğunuz zaman çok olur bu koşuşturma içinde. bir de üstüne üstlük iş yerine de sürekli taşıdığınız kitaplarla iş arkadaşlarınız tarafından iflah olmaz damgası yerken kendinize çektirdiğiniz bir eziyet mi bu akademik sevda diye düşünmeden edemezsiniz.

    final zamanı ise başlı başına bir çin işkencesidir. artık finalleriniz yoktur ama final zamanına yetiştireceğiniz ödevleriniz vardır. evde oturup paper yazma sürecinin sıkıntılarını çekmek için bile canınızı verebilirsiniz ama bu pek mümkün olmaz. elinizde kalan sadece haftasonlarınızdır. onlar da hiçbir zaman yetmez.