şükela:  tümü | bugün
  • göçebe yaşam süren basurlulara ait bir kahramanlık destanıdır. bugünkü ispanya topraklarında geçmektedir.
  • "...
    saruman'ın vardı üç oğlu
    truman'dı en cesuru
    yemediğinde cin biberi turşusu
    ..."
  • ayakta yazılmıştır.
  • tarihe kanlı sayfalarla geçmiştir.
  • sanıldığının aksine ılık suda oturarak yazılmıştır.
  • yazilmis oldugu tarih tam olarak saptanamamis da olsa, insanligin bilinen en eski destanidir.

    bu destanin bir diger ozelligi ise suya yazilmis olmasidir. cesitli dokumanlar "suya yazi yazmak" deyiminin hemoroid destani'ndan geldigini soyler.

    rivayete gore, avcilik yapan ve etle beslenen bir grup insan, hic su icmezmis. hatta susuzluktan dudaklari oyle kurumus ki, kahkaha attiklarinda dudaklari yarilirmis. bunun icin kahkaha atmazlarmis hic.

    su icmemeleri daha buyuk; yuzyillar sonra "destan" olarak anilacak sorunu ortaya cikarmis. ihtiyaclari gidermekte zorlaniyor, gunlerinin yarisini diskilayarak geciriyorlarmis. diger yarisini ise rahatlamak icin bulduklari suya oturarak.

    bir gun kana bulanmis suda otururken, birinin aklina bir fikir gelmis; parmaklarini, kana bulanmis suyun uzerinde gezdirirken degisik sekiller ortaya cikmis.

    verdikleri mucadeleyi temsil ettigine inanmislar bu cizimlerinin. tarih ve edebiyat sayfalarinda da "hemoroid destani" olarak yer bulmus.
  • bir cuma günü sıçamamamla başlayan süreçte, tam yapıyorum sanarken çıkan şeyin çıktığını sandığım şey olmadığını farketmemle geri çektim ve biraz bilgim olduğundan enaa ben hemoroid oldum kesin dememle devam eden, zaten öncesinde bir kaç damla kanla uyandığım oluyordu ama kolon kanseridir eki eki bir şey olmaz diye geçiştirip, zaten kola kahveyi tüketme sıklığım normal bir insandan çok daha fazla olduğundan, hatta şu an bile içimde dışarı çıkmak isteyen bir şey var ama çıkacak neyin ne olduğunı bilemeyip, acıdan kıvranıp, kahvemden 2 yudum daha alıp, umarım çok ileri seviye değildir diye temenni edip , içten içe 2.evre olduğunu bilip, keşke o acıları zamanında yemeseydim diye düşündürüp, procto glyvenol alsam mı diye bakıp, reçete ile satılırı görüp, kahrolmamla devam edip, dayanamamla son bulmasından korkup ki şu an bile ne yapacağımı bilmiyorum. bu son kahvemdi içmeye de umarım ameliyatsız acısız hallederim diyorum. zira "hemoroid" başlığında da gördüğüm gibi millet bildiğin doğum acısı çekmiş. dayanamıyorum gitmeye ama çok da korkuyorum an itibariyle .
    ---gittim geldim----
    biraz zorladım aslında zorlamamam gerek biliyorum ama ne yaparsın içimdekiyle de yaşayamam aynen öbür başlıkta olduğu gibi tuvalet kağıdını ıslattım öyle sildim ve tahmin ettiğim gibi kan vardı, o kadar hemoroid olduğumu içselleştirmişim ki hiç korku ya da garibime gitmedi. sonrasında oturma banyosu yapmak isterdim ama elimde sadece sıcak bir duşa girmek vardı, o da iyi geldi, hacettepeden randevu almak istedim genel cerrahiye ama kayıt sayısı :0 ve randevuyu alamazsınız dedi. aslında telefonla arayıp randevu alabilme şansım daha yüksek ama ben hiçbir zaman insanlarla konuşmaya meyilli olmadım. haliyle başka hastanelerin online sistemlerine yöneldim ankara tip' dan alabilirim(yazarken aldım ) sağlığın elden gitmesi ne kötü bir durummuş. şu an sağımda duran taze yaptığım kahveyi içemeyecek miyim diye de düşünmeye başladım. artık yok elliyor, parmağını sokuyor şakaları benim için son buldu. oysaki kimseyle dalga geçmemiştim. kabız biri de sayılmam günde 3 kere çıkarım. hatta düzenli hayatım olduğunda genelde hergün aynı saatte giderdim. philip and terrence geldi nedense aklıma "without my ass" gibi bir filmleri vardı. baharat ve maya yok ne yiyeceğiz biz diye araştırırken hep kabızlığa iyi gelecek şeylerden bahsediyorlar iyi de hocam ben ilk kez kabızlık çektim onun sebebi de az su içiyor olmam eve taşıyamadım geçen gün diye ilk hatamda beni böyle vuracaksa daha çok çekerim oturma organımdan ben. bol posalı yiyecekleri de yiyeceğim bu dönemde bakalım neler olacak. kolayı bırakmıştım bim'deki le cola light'a gelen hayvani zam nedeniyle(litresi 90 kuruştan 1.15tl oldu) kahveye dadanmıştım eve kahve makinesi almıştım ucuza (ya bimden ya da a101'den) filtre kahveyle günümü gün ediyordum. şu an acı çekiyorum sayılmaz tam bir acı yok kafamda three day grace'den pain çalmıyor. fitil reçetesiz satılsa kendim uygulayacağım o kadar korkmuş haldeyim. basurun sebebi bir miktar pislik sanırım okuduğum internet sayfalarındaki bilgiler sebebiyle iltihap kapmazdı heralde o halde. 10 gün içinde geçirebilirsem aslında çok güzel olur ama vele
    ---derken kapı çalar-----
    çggb- kim ooooo?
    +postaaaaa
    ben bornozla oturmuşken hayda yerdeki dünden kalma kırışmış pantalonu giyerken üstüme de bir hoodie geçirdim ve 5sn sonra kapı çaldı imzaladım aldım belgeleri evet içimde bir acı var içeride bir şeyler hasarlı o belli ama ne yapacağız bunca yıl sinsi sinsi hiçbir şey olmadan içinde takılan bağırsaklarıma ne oldu. ilk kabızlığımda- ki ben buna kabızlık demem 3 saat geciktirdim diye kabız mı olduk - beni arkamdan vuran sinsi şeyler. artık baharat yok kokoreç yok demek zaten pahalıydı bildiğin et kadar pahalıydı ve aynı tadı neredeyse kekik ve biberiye ile alabiliyordum(belki de ben kalitesiz yerlerde yemişimdir hep bilinmez). normal insanlar gibi aşk acısından falan butthurt yaşasam daha mutlu olurdum, ama bana reeli geldi. evdekiler bile benle dalga geçebilecek tiynette olduğundan söylemesem mi diyorum ama bir yandan da evde kendime özel yemek hazırlamam gerekeceği geliyor aklıma, aslında doğrusu da buydu, kimse benim için tatsız tuzsuz yemek yememeliydi. hoş ben bağırsaklarımın polip dolu olduğunu düşünüyorum ama emin de değilim. yıllarca yediğim salamların orada polip oluşturmasını bekliyorum ama bu fikir çok yanlış da olabilir. şu hastalık acaba hapla falan geçmiyor mu? mhehehe . showtv deki bir haberi izliyorum geçmiş olsun diyorum kendime 20 santimlik bişi takacaklarmış olum 20 nedir 20 diyorsun 20 abi 20 santim 20 dur yazayım da yirmi yirmi. neyse tıpta utanma olmaz ama zaten zarar vermez 20 santim hep düşünmüşlerdir bunu bir an önce geçsin de doktor isterse 50cm soksun sağlık pek değerli kanser çıkarsam çok gülerim diyeceğim ama kanser olamam heralde (bu devirde herkes kanser)
    ---doktordan sonra güncellenecek---

    tanım=bir kere hemoroidin pençesine düşüldü mü yazılması zor olmayan destan
  • dost güçler olan kuru kayısı ve zeytinyağı ikilisinin cenk meydanına çıkmasıyla mutlu sonla bitebilecek olan insanlık tarihi kadar eski kanla yazılı destan.

    o denli eski ki, ilk homonoidlerin iki ayak üstüne kalktığı günlere dayanıyor tarihi. iki milyon yıl kadar önce afrika düzlüklerinde yaşanan büyük kuraklıkta suyun kıt olduğu bir bölgeye sıkışan kahraman homonid kabilesi şanslıydı ki bolca protein kaynağı vardı aynı yerde. kendileriyle beraber sürüler halinde minnak protein kaynakları da sıkışmıştı çünkü. tabi eti bol bulan homonidler lifli gıdaları da ihmal edince susuz ve posasız kalan sindirim sistemleri isyan etti sonunda. homonidlerin hemoroid destanının ilk aşaması acılı bir kabızlık destanıdır işte.

    kıt su kaynaklarının kirlenmiş olması ise ardından bir ishal dalgasını başlattı. ishal ve kabızlık döngüsüne giren homonoidler kahramanca mücadele ettiler ama henüz basur simidi icat edilmediği için her seferinde acılarla sonuçlandı mücadeleleri. ırmağının akışına ölürüm afrikam diyerek yağış mevsimlerini beklediler, az yeşillik olsun da salata yapalım, sistemde posa olsun diye. bin yıllar böyle geçti gitti, ta ki...

    yaklaşık 200 bin yıl önce, afrika'dan çıkarak levant bölgesine gelen homo sapiens önce malatya'da kuru kayısıyı keşfetti. bu mucizevi nektar hem enerji veriyor hem de b.k üretiyordu. işte insanlık medeniyeti bu kayısı sayesinde sayede bereketli hilal denen bölgede kök saldı. üstüne zeytin denilen mucize meyvenin suyunu elde etmeyi öğrendi bu insanlar bin yıllar sürse de. yağ gibi akıyordu artık sindirim sistemi zeytinyağı mucizesi ile.

    sümer, hitit, mısır, babil, akad ve antik yunan medeniyetleri hep kayısı ve zeytinyağı üzerine kuruldu. dünyanın kalanı basur illetinden mustaripken bu bölgede nüfus arttı, helada ıkınmakla geçen zaman yerine ilime ve fene vakit ayrılabildi.

    ama tarihten ders almayan, kalp ve popo gözü kapalı olan, kayısının ve zeytinyağının hikmetini unutan insanoğlu elbet yine basur illeti ile sınanacaktır. o rektal tuşe illa yenecek akıllanması için. vesselam.