şükela:  tümü | bugün
  • 15.01.2018

    can gungor - 9:00
    ocağın tam yarısına cuk oturmuş bu şarkıyı dinliyordum sanırım. sana da otursun. içine otursun.

    ısim vermeme gerek yok sanirim, sen kendini bilirsin, iyi bilirsin.

    once cocuklugumdan baslayacagim cunku oturdu tum seytanlar taslara ama ben hepsini ifsa etmeyecegim.

    sen, benim çocukluğum. ben seni annemden, babamdan, herkesten, her şeyden çok sevmiştim. önce hep sen gelirdin, annemin temellerini attigi insan bağimliligimi senle icraata gecirmistim. lisede cok iyiydik seninle, ozellikle onuncu sinifta cunku zor zamanimda yanimda olan kisiydin ve kimse bana inanmazken sen gercekten inanmistin. sonra arkadasini soktun aramiza. ara falan kalmadi, bagimizi suresiz tatil ettik. uzuldum ben, cok uzuldum hem de. ama yerimi degistirdim. ankara’da seni hic aramadim cunku senin benim yerimi doldurdugun gibi ben de senin yerini doldurdum ve yoklugun denen bir sey kalmadi. sen de benim yasadigimi, bana yasattigini yasadin.

    simdi gelelim o meseleye. senin serefsiz sevgiline. biliyor musun? burada uc yil, tam uc yil ben kuzenimin erkek arkadasiyla merhaba merhabaydim sirf yanlis anlasilirim diye, kuzenim beni ondan kiskanir diye. son sene kuzenimin arkadasiyla tanisip muhattap olmaya baslayinca kucuk capli bir sokla anladi sevgilisi kendisine neden oyle yaptigimi, onunla da oyle olduk o gunden sonra. bunu neden anlattigimi sen cok iyi anlarsin, anla. ama yine de inanmazsin belki, itiraf edeyim, aklimda biri de vardi hani, planlarim vardi, seviyordum ya da sevdigimi saniyordum, o dururken senin ucan kustan kiskandigin abaza, fos, ise yaramaz, yalanci, tipsiz apaci sevgilin (ki boyle birinden sen hoslanmissin ve benim de hoslanacagimi, ustelik senin sevgilinken hoslanacagimi zannetmissin. gercekten saka gibi, hoslanan ben degildim, benden hoslanan senin karaktersiz sevgilindi ve bunu sana soylemedim uzulursun diye ama uzulmekten fazlasini hak ettin sen) beni etkileyebilir miydi? sor bunu kendine. birini severken baskasi gozune gorunur muydu, yapabilir miydin baskasiyla? ben kalacak yer derdinde, para, is, gelecek derdinde; sen ve seninki kimin sikindeydi? ki subyanci oldugunu, onu insan olarak bile sevmedigimi, hatta nefret ettigimi sana soylemistim, bunu da yetistirmissin, kendi salakligini kimseye soylemezsin sen, o gece bana yaptiginizi sakladigin gibi. cunku ben salagim, unuturum (bu arada gercekten unutmustum, dort yildir sen ve senin yaptigin hicbir sey hafizamda yer kaplayamadigi gibi bunu da unutmustum son anda her sey aciga cikana kadar) yanlis anlamis bu, sakaydi, ne var ki bunda, paranoyaklasma dersin, derler, cunku kimse bana inanmaz, inansan sen inanirdin zaten ama kordun sen ve inanmak istedigine inandin.

    o geceye gelelim. araba, cicekler, dondurma ve bu kadar gosterisin ardindan gelen sozde sakaniz, onun sakasi degil, sizin sakaniz, kendi aranizda anlasip bana yaptiginiz serefsizlik (insan bunu oz ablasina nasil yapar, demiyorum artik), senin onayinla baslayan ve bir ayi ve bir cakalin(sen) arasinda dustugum duruma attiginiz kahkahalar. bil ki, sebebim cok, beni kaybettin. ama keske beni kaybettiginle kalsaydim, senin kiskancligin, kinin, nefretin beni evimden, ailemden, memleketimden uzaklastirmasaydi. bana verdigin huzursuzlugun haddi hesabi yoktu oraya geldigimde. huzursuz oldugum yerde duramadigimi iyi bildigin icindi degil mi butun o yaptiklarin? sana icimin isinmadigindan haberdardin, yasadigim hicbir seyden ne kadar haberdar degilsen senin yuzunu bile gormek istemedigimden de o kadar haberdardin. ben patladim haziranda, saglam patladim sozde ama tanidik, bildik zannettiniz. gercekten patlasaydim o evde yataginizda rahat uyumazdiniz hicbiriniz, babam kalpten, annem uzuntuden giderdi. bu da yetmedi sana. susamayacagimi anladigimda, verdigin huzursuzluga daha fazla dayanamadigimda hepinizi kafalayip ankaraya kacar gibi gittim cunku benim cekmem sizin cekmenizden evlaydi, cunku bilselerdi ortancamızı yanıma bile gondermezlerdi cunku. 18 temmuz sabahini hic unutma olur mu? uc dk agladiktan sonra hic aglayamadan, yemeden, icmeden, gulmeden, konusmadan gecen, sabrimin sinandigi, aklimi kaybetmeye ramak kalan o zamanları unutma. ne yasadigimi da sorma. benim o izole yurtta dayandığım bir buçuk aydı, sen aylarca bekledin, kasima kadar bekledin, gidince orada da huzurun olmadi. olacak mi zannediyordun? layigini buluyorsun hakkindan cok. neyse.

    agustosun sonunda sadece ve sadece kardesim icin zoraki geldigim o iki haftada bana orada yaptiklarini da unutma. ben bu anlattiklarimin hepsini unuturum cunku. staj okulum da dikmende bu arada. o semtten nefret ediyorum. hafizamin nasil yamuldugunu bilmene gerek yok cunku bilmen gereken her seyden bahsettim. daha fazlasi seni alakadar etmez artik, etmesin.

    mutlu ol. yanında güvende hissetmediği kimseyi hayatına almayan bir ablan var artık. huzursuz olduğu yerde de kimse tutamaz ablanı.

    buna senin yanın da dahil.

    not 1: düşün ki o bunu nasılsa okumayacak
    başlığında yer almalıydı bu entry. sen sınır tanımazsın umursamazlıkta çünkü. içinde yersiz kıskançlıktan, haksız nefretten başka bir şey yoktur çünkü. benim içimde de bir şey bırakmadın. hatırlanmaya değer hiçbir şey. yok olacaksın, def olup gideceksin kafamdan birazdan. bana göstermelik sevginle geldiğinde sana yenilmemek için açıp o harddiske bakmaktan evla buraya kaydetmek. bana yaptıklarını yine unutup da sana eyvallah etmeyeyim diye yazıyorum sadece.

    not 2:

    bana gram güvenmedin sen.

    bana bir kere bile sormadın sen.

    ona koşulsuz inandın sen.

    şerefsiz bir erkek için ablanı harcadın sen.

    not 3: sen orada bana yaşattıklarını yaşarken ben senin bana yaptıklarını fark etmemiştim bile. yalnızlıktan benim kafayı yediğim gibi senin de kafayı yediğinden, canavarların içine benim gibi düştüğünden, orada her gününün ayrı bok olduğundan, paranın, canının derdine düştüğünden haberim yoktu. ben ağlarken davalık oldun. ben ağlarken kolunu incittin. ben ağlarken hastanelik oldun. ben ağlarken terk edildin. ben ağlarken kuyun kazıldı. sana tek bir ah bile etmemiştim. (gözyaşlarımı kuruttun sen.) yine etmiyorum. sana kıyamadığımdan değil, anneme babama acıdığımdan. çağır yanına ikisini de çağırabildiğin kadar zaten hep yaparsın. sonra oradaki muhattapların da yılan çıkmasın benimkiler gibi. daha çok gençsin. tatmayasın güvensizliği.

    not 4: hayat devam ediyor. ağladığına yanıyor insan.

    edit: sayende senin gibi birinden daha soğudum. siz severken öldürmek istersiniz çünkü. siz güvenilmez olduğunuz için kimseye de güvenemezsiniz çünkü. sayende bana güvenmeyenin hayatımda yeri yok artık, çünkü bana kimsenin vermediği zararı sen ve türevlerin verdi.

    ben onu nasıl unuttuysam sen de seninkini öyle unutursun (şerefsizleri unutmak daha kolay bu arada, benim gibi olmayı dene). seversin birini bir gün. senin beni uyduramadığın "standart"ın evlilik (sayende. kardeşim güvenmezken kim neden güvensin ki?). kendi standardında evlenirsin, çocuk yaparsın, sonra geberir gidersin. bu süreçte ne sen ne "kocan" ne de çocuğun yüzümü bile göremeyeceksiniz. senin parana muhtaç kalmamak için de elimden geleni yaparım bu saatten sonra. boş vaadlerini, sözde cömertliğini kendine sakla.