şükela:  tümü | bugün
  • bilinenin aksine kalple değil, hormonlarla alakalı bir durumdur.

    kalp düşünen ve yönlendiren bir organ değildir biliyorsunuz. beyin ise her şeyin farkındadır ama libidoya engel olamaz.

    aşık olurken harekete geçen oksitosin ve serotonin sizi yanlış da olsa ona bağımlı hale getirir. çünkü onda yakaladığınız enerjiyle mutlu olursunuz. tıpkı çikolata bağımlılığı gibi. çikolata sizi mutlu eder ve zararlı olduğunu bile bile yine yersiniz.
  • "aşık olan herkes sonunda zevke ulaşınca olağandışı bir düş kırıklığı yaşayacaktır. bu kadar büyük bir özlemle arzuladığı şeyin, diğer cinsel tatminlerden daha fazla bir şeye neden olmadığını görüp şaşkına dönecek ve böylece kendisini bu ilişkiden fazlaca yararlanmış olarak görmeyecektir."

    (bkz: arthur schopenhauer)
  • ya hep ya hiç olmaktaki hiç olmaktır.
  • istikrardır.

    baştaki hep sözcüğüne dikkat.
  • hükmü ''doğru'' kişiye aşık olana kadardır.

    o değil de sevgili yazar, genelde bilinen 'kan pompalayan organla aşık oluruz'' mu?
    ve aşık olurken salgılanan hormonlarla /ki alışlanlık gibi etkenler de var bahsetmemiş olsan da/ bir kişiye bağlanmak, bağımlı olmakla; bağlı bağımlı olduğumuz kişinin yanlışlığının ne alakası var?
  • şu hayatta layığı ile yaptığım tek hadise.
  • karma
  • asla şaşmaz. istinayla seçer, kırılır bu minnoş kalpler
  • kim bir anda benden uzaklaşsa bende heyecan uyandırıyor. her küçük heyecanı aşka bağlayacak biri değilim fakat bu durumun daha büyük çaplısını aşık olduğum adamlarda yaşıyorum.

    örnek vermek gerekirse; son aşık olduğum kişi benden km'lerce uzakta, benimle görüşmek istemeyen biriydi. insanların beklentileri farklı olabiliyor açıklayamıyorsun da "be adam ben senden hoşlanıyorum eğer seni hayatıma dahil edersem kopamam" diye. saçma sapan onca şey sonrasında gidiyorlar...

    ama artık adımlarımı daha sağlam atıyorum. aşık olmuyorum, böylece yanlış kişiye aşık olma ihtimalim azalıyor. zaten insanlara zarar vermek dışında bir şey yaptığım yok*