şükela:  tümü | bugün
  • edit: başlık her büyük kaza ve afette yayın yasağı getirilmesi olacaktı, moderatör arkadaşlar bir el atarsa sevinirim.

    bu nasıl bir ülkedir artık cidden anlamıyorum. her büyük kazaya ve doğal afetlere anormal bir şekilde yayın yasakları getiriliyor ve bir allah’ın kuluda aga bu nedir demiyor.

    ülkece sıyırmışlığımızın resmidir bu.

    prof.dr. köksal bayraktar hocamız yayın yasağı nedir, hangi zamanlarda kullanılmalıdır ve neleri kapsar mükemmel bir şekilde açıklamış, aşağıya bırakıyorum.

    --- spoiler ---

    aslında bu başlığın yerine “sansür” de denilebilirdi. ne var ki, sansürün daha çok siyasal, idari ve tarihsel bir anlam taşıması ve ülkemizde artık böyle bir uygulamanın olmadığı iddiası karşısında yayın yasağı başlığı tercih edilmiştir.

    önceki yıllarda istanbul 9. ağır ceza mahkemesi’nin 21/06/2007 tarihli ve 2007/1536 sor. no’lu kararında bir örneği görülen ve ergenekon davası soruşturması nedeni ile uzun süre devam eden yayın yasağı yeniden tarih sahnesine çıktı.

    ankara 6. sulh ceza hakimliği’nin 14/10/2015 sayılı ve 2015/4048 d.iş sayılı kararı ile ankara’da 100 kişiden fazla kişinin feci şekilde can vermesi ile ilgili yayın yasağı konulmuştu.
    kararın gerekçesinde aynen şöyle denilmekte idi:

    10/10/2015 günü ankara tren garı yakınında patlayan 2 ayrı bomba nedeniyle, ankara cumhuriyet başsavcılığı tarafından suç fail ya da faillerinin yakalanabilmesi amacıyla soruşturma başlatıldığı, bu kapsamda yazılı ve görsel basın ile internet medyasında olaya iştirak etme şüphesi bulunan kişiler ile ilgili bir takım bilgilerin yayınlandığının müşahade edildiği, bu durumun soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesine engel olduğu, talebin milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliği ile toprak bütünlüğümüzün korunmasıyla alakalı olduğu gözönüne alındığında 5187 sayılı yasa’nın 3/2 maddesi hükmündeki koşulların oluştuğu anlaşıldığından, soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların yapılmasının yasaklanmasına,

    gerekçenin önemli bir bölümü basın kanunu’nun 3/2. maddesinin bir çeşit tekrarı niteliğinde… ilgili madde aynen şu şöyle:

    basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.

    görüldüğü gibi madde son derece genel ve geniş bir içeriğe sahip bulunmaktadır. madde’de geçen, bireylerin şöhret ve haklarının, toplum sağlığının, ahlakın, milli güvenliğin; kamu düzeninin, kamu güvenliğinin, toprak bütünlüğünün korunması; devlet sırlarının açıklanmasının ve suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması gibi yasaklama nedenleri çok genel bir anlam taşımaktadır. nitekim kararda belirtilen “bazı şüpheliler ile ilgili bilgilerin yayınlandığının müşahade edilmesi”, ”soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine engel olunması gibi” nedenler kanunda yer almayan ve fakat kanunun genel anlamı içine girebilecek nedenlerdir.

    kararda belirtilen nedenlerin genel ve belirsizliği basın kanunu’na aykırı yayın yasaklarının alınmasına neden olabilmektedir. nitekim soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi kanun’un 3/2. maddesinde yer almadığı gibi, soruşturmanın gizliliği zaten cmk 157. maddesinde belirtilmiştir. yayın yasağı gibi bir ülkedeki tüm iletişim hayatını felce uğratabilecek bir kararın ulaşmak istediği amacın zaten cmk ile ulaşılabilir olması kararın hukuka uygunluğunu tartışılır hale getirebilmektedir.

    bunun yanı sıra basın kanunu’nun 3/2. maddesinde yer alan kavram yasaklama değil sınırlamadır. sınırlama, belirli bir özgürlük alanının bir bölümünü serbest bırakıp, diğer bölümü nü işlemez duruma getirmektir. oysa yasaklamada bir konu ile ilgili iletişim tamamen ortadan kaldırılmaktadır. dolayısıyla yayın yasağı kavramı basın kanunu’nun 3/2. maddesine de aykırı bir nitelik taşımaktadır. ayrıca ankara 6. sulh ceza hakimliği’nin yasaklama kararında sadece basın yasağı ile yetinilmemekte yazılı, görsel, sosyal medya ve internet iletişimi bütünüyle yasaklama alanı içerisine alınmaktadır. bu durum da basın kanunu’nun 3/2. maddesinin içeriği ile uyuşmamaktadır.

    şu soruyu sormakta yarar var: gerçekler suskun toplumlarda mı yoksa konuşan toplumlarda mı daha kolay ortaya çıkarılır? demokratik toplum, koşullar ne olursa olsun bireylerin özgürce konuşabildikleri, yorum yapabildikleri, olayları eleştirebildikleri, değerlendirebildikleri ve yayabildikleri toplumdur. toplumun tehlike içinde bulunduğu iddiasıyla insanların iletişim hakkının ortadan kaldırılması gerçeklerin bulunmasını değil, bilakis örtülmesini, gizlenmesini sonuçlandırır. ankara 6. sulh ceza hakimliği’nin sınırlamayı aşan yasaklama kararını bu açıdan değerlendirmek uygun olacaktır.

    --- spoiler ---
  • yönetenler insanların hep mutlu cici güzel haberler duymasını kötü haberler ile keyiflerinin bozulmamasını sağlamak için böyle uygun buluyorlar. size mı kalmış sorgulamak? vatan hayini misiniz nesiniz?
  • (bkz: her muller)
  • allah göstermeye beklenen büyük istanbul depremi gerçekleşirse *ne yapacağımızı kara kara düşündüren durumdur.
  • buyuk istanbul depremi gerceklesirse televizyonlarda penguen belgeselinin ya da erdogan'in mitinginin yayinlaniyor olacagini gosteren durumdur.