şükela:  tümü | bugün
  • yok kuran kursuydu, yok cami tamiratıydı v.b. gerekçelerle her cuma namazı çıkışında cami önünde orta yere - muhtemelen herkesin geçmek zorunda olduğu kapıya yakın bir yere - kutu v.b. bir şey konulmak suretiyle bir tür sosyal baskı ortamı da yaratılarak cemaatten para toplanması.

    paranın bu şekilde herkesin içinde toplanması kişi üzerinde bir baskı yaratmakta olup; kınanmamak için cepteki son kuruş o kutuya, mendile, her neyse oraya atılsa bir türlü, atılmasa bir türlü olmaktadır. sürekli olarak "üç defa arka arkaya cuma namazına gelinmezse cehenneme gidilir" yollu açıklamalar da yapıldığı için, kitapta yeri olmasa bile buna inanılmakta ve bu korkuyla gidilen cuma namazı sonrası cepler boşalmaktadır. insanlar kimi zaman dolmuş parası olarak kullanacakları son kuruşu bile o ortamda bağış kutusuna atabilmektedir.

    bu paraların nereye gittiği tam bilinmemekle birlikte, para toplayan kişi ve kişilerce cebellezi edildiği de duyulmuştur.
  • dilenen imam ve azaları.
  • hem laik devlette diyanete niye bu kadar para akıtılıyor diye zırlarsınız hem de müslümanlar cami ihtiyaçları için para yardımı yaptığında yine eleştiri konusu olur.
  • geçenlerde bir cuma namazı öncesi merkez vaazinde "halep için bilmem kaç milyon lira yardım toplandığını" söyledi hoca efendi.
    sonra kamet getirilirken çıktı suriye'li bir sığınmacı ağlaya ağlaya para istedi açım dedi. e halep suriye'nin başkenti. bu mağdur kişi de suriyeli.
    o kadar para nereye kime gitti?

    sözün özü son 2 yıldır boş geçiyorum. zira her taraf cami dolu.
  • yaratıyorsun bari finanse et.
  • cumaya gitmeyen yavşaklara dert olmuş para toplama. kusura bakma da kimse kendini para vermediğinde baskı altında hissetmiyor kimse de o kişiyi kınamıyor. gönlünden geçen verir geçmeyen vermez. kaç kere cumaya gittim çoğunlukla da para toplanırken katkıda bulunmadım ama kimse gram baskı yapmadı.
    boş boş provokasyon yapmaya çalışmayın
  • kim ne veriyorsa versin baskısız ya da baskılı. bu, verenlerin saf olduğunu değiştirmiyor. dinler hep şükretmeyi öğütler değil mi? neden ki? çünkü bu dünyadaki mal belli mülk belli iki tane dünya yok ve bunun azı sana çoğu da azla yetinilmesini söyleyenlere düştü, düşer, düşecek.

    zamanında bir büyük öyle güzel bir şey söylemiş ki;
    "...beşerin böyle delaletleri var putunu kendi yapar kendi tapar."
  • üstelik pek kontrol de edilmeyen paradır.

    -inançlı fakirlerin, ekmek parasını bölüp,
    belki hasta çocuğu bu yaptığı
    hayırdan iyileşir diye verdiği paradır.

    çünkü camiye gelenlerin parası
    pek yoktur.

    amaaa...din parası bu,
    eğitim, yardıma muhtaç hasta
    çocuklara falan veriliyordur(inş)
    yoksaaa... allah çarpar.

    tabii allah korkusu varsa....
  • çok ayıp uygulamadır.

    asıl olması gereken o camiyi kullanan her bireyin belirli bir aidat ödemesi. yoksa caminin bakımı, çalışanların maaşı falan nasıl ödenecek? oldu olacak laik bir devlette, herkesten alınan vergiden milyar milyar para sadece senin dininin, senin mezhebine ait bir kurumuna ayrılsın, benim vergimle maaşı ödenen adam çıksın benim inancıma sapık desin.
  • yetmez ama evetlik bir uygulamadır.
    imamın, müezzinin maaşı da oradan karşılanmalıdır.
    caminin, elektrik, su, ısınma giderleri de...
    bakım, tadilat, donatım harcamaları da...
    alt katlar otopark vb yapılarak ek gelir sağlanabilir.
    yetmezse cami yaptırma-yaşatma derneği bağış toplamayı sürdürebilir.
    ibadethanelerin sürekliliği ancak böyle sağlanır.