şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • evrimin gerçeğidir. teknik açıdan bütün insanlar erken doğar. soru şu olmalıdır:

    "cinsel seçilim" sebebiyle görülen insan oğlundaki erken doğum psikolojik rahatsızlıkların sebebi olabilir mi?

    cinsel seçilim bize önemli bir şey katmıştır. atalarımızdan zeki olanlar seçilmiş ve evrimle beynimiz devamlı büyümüştür(ilk insan türlerine göre x3 kat). sonuçta insanoğlu normalden biraz daha erken doğmak zorunda kalır, aksi halde anneyi öldürür fakat bu durum da geç gelişen bilişsel yeteneklere neden olur. yani çocuk doğduğunda bilişsel farkındalığı yok denecek kadar azdır. [ref: geoffrey miller - sevişen beyin]

    bu konuyla ilgili insan türü adına garip bir ikilemden bahsedeyim. bilindiği üzere bilişsel fonksiyonları en yüksek tür insanlardır. yani düşünme, yaratma ve uygulamada ileridedirler. bu karmaşık düzende haliyle bir o kadar fazla bilişsel hastalık görülür. depresyon, anksiyete, okb, bipolar, şizofreni... bunların temel sebebi erken doğmamız olabilir mi?

    --- başlık ---
    erken doğan insanoğlu
    --- başlık ---
    insan hayvanların çoğunun aksine prematüre(erken) doğan bir türdür ve uzun bir süre bakıma muhtaçtır. örneğin kısa süre önce balkonumuza kumrular yuva yaptı. ben de doğurmalarını yakından izleme fırsatı buldum. kuluçka süresi sonrasında yavrular gayet kendinde olarak yumurtadan çıktı, 1 hafta içinde uçmayı öğrendiler. aynı annesi gibi görünüyorlardı ve uçup gittiler. oysaki insan doğduğu anda kendinde değildir, bilişsel yetenekleri yok denecek kadar azdır. kendi başına bırakılsa hemen ölür.

    böyle olması önceden referanslarla açıkladığım gibi zekamız için evrimleşmiş olmamızdır.
    (bkz: doğada erkeklerin dişilerden çok daha güzel olması/@karanlikruya)

    üstte bahsettiğim gibi dişiler tarih boyunca zekaya odaklanmış. sonuçta beynimiz büyümüş, bu ise memeli olmamız sebebiyle erken doğmamıza sebebiyet vermiştir. neyseki buna uygun karşılıklı bir evimleşme olmuş ve erkekler de zeki kadınları seçmiştir. bu yüzden ortalama erkek ve kadın iqları birbirine yakındır. fakat maliyet açısından şu an bile çocuk doğurmak oldukça masraflıdır ve diğer türlere göre hala riskli bir durumdadır. örneğin anneyi öldürebilir.

    --- başlık ---
    bilişsel yetenekler bir ödül müdür yoksa ceza mı?
    --- başlık ---
    bu düşünceleri birleştirdiğimizde üstte bahsettiğim garip ikilem çıkıyor ortaya. aslında psikolojik sorunların sebebinin de premature doğum olduğunu görüyoruz. nasıl yani?

    bilişsel yeteneklerimiz eksik doğdumuz için bir yol gösterene ihtiyaç duyuyoruz. bu da ebeveynlerimiz oluyor. ilk bilişsel gelişmeleri annemizden öğrendiklerimizle tamamlıyoruz, örneğin annemiz çok bencilse, ilgisizce biz de ona göre yapılanıp bencil, hatta narsisistik kişilik bozukluğuna sahip olabiliyoruz. çünkü benliğimiz kendini korumaya alıyor. bilişsel nitelikler içgüdü ile değil görerek(ve aynalayarak) ve kıskanarak öğreniyoruz. lacan buna "imgesel gelişme" diyor. bu arada şurada ayrıntılı açıkladık.
    (bkz: narsist/@karanlikruya)
    (bkz: benlik/@karanlikruya)

    şehvet, şefkat, sevgi, bağlılık kavramları gelişiyor. korku hatta aşk'ın bile bu esnada öğreniliyor. bunlar tamamen ailenin ve kardeşlerin konumu ardından yakın sosyal çevre (bakıcı ya da dayı/amca) ile kesinlik kazanıyor. tabiiki her çocuk doğru gelişmiyor. bazı kişilerde işte tam bu süreçte kırılmalarla yoğun bilişsel sorunlar(travmalar, psikozlar vs.) ortaya çıkıyor ve kusurlar oluşuyor.

    bunların yanında psikotik hastalıkların(örn: şizofreni veya psikopatlık) bir bölümü de genetikle aktarılmaya devam eder. psikopatlığın ortaya çıkmasında çocuğunu erken doğum esnasında sevmeyen annelerin olması muhtemel olduğu düşünülüyor ama evrimin bunları elemez olması gerekmez miydi? evrimsel psk. dr. geoffrey miller psikopatların elenmemesini, yüksek cinsel dürtüye sahip olmaları ve kadınları baştan çıkartmadaki başarıları ile açıklamaktadır. çoğunluğu duygu eksikliğini gizler, hatta kendi çıkarlarıyla uyuşan kişilerle yüksek uyum gösterme yeteneğine sahiptir. buna karşın kadınlarda psikopatları daha iyi seçmek için evrimleşir ve nüfustaki psikopatlık oranı korunur (ref: sevişen beyin, syf:393-394).

    baktığımızda premature dönem ve çocukluk belkide insanoğlunun en önemli dönemidir ve 19. yy. freud ile başlayan süreçte; jung, adler, kohut, winnicott, lacan, otto rank, kernberg, melanie klein ve nice psikanalisti ömrü boyunca meşgul etmiştir.

    özetle;
    büyüyen beyin yüzünden premature doğuma sebep olan dişilerin milyon yıllık seçimi ve gelişimimizi ebeveynler üstünden gerçekleştirmemiz bize psikolojik düzlemde birçok hastalık da kazandırmış durumdadır. insan ister istemez şunu soruyor: "delilik ile dahilil arasındaki ince çizgi evrimsel midir?"