şükela:  tümü | bugün
  • ne kadar doğru olduğu ap-açık bir gerçek.
    bedd sloganı.
    "unutmayın her sağlıklı insan bir engelli adayıdır."
  • yavuz kocaömer in agzindan düsürmedigi,son derece realistik slogan.
  • ne kadar gerçekci olsa da hoşuma gitmeyen slogan.
    benzeri zincirlikuyu mezarlığında her canlı ölümü tadacaktır şeklinde görülebilir.

    bu mantıkla sürdürülürse hastaneye her saglıklı insan bir kanser adayıdır , hapisaneye her özgür insan bir mahkum adayıdır, yetim ve öksüz yurduna her insan bir yetim ve öksüz adayıdır , akıl hastanesine her insan bir deli adayıdır, darülaceze her insan yatalak kimsesiz yaşlı adayıdır, verem savaş dispanserine her sağlıklı insan bir veremli adayıdır* yazılabilir.

    paranoyak ve hipokondri sahibi muassır medeniyet seviyesine hızla ulaşırız.
  • son derece doğru bir önermedir. her an herhangi bir nedenden dolayı engelli olabiliriz. özellikle çağımızda bu olasılık oldukça yüksek.

    gelin hep beraber empati kuralım ve engelli bireylere ve onların haklarına saygı duyalım.
  • (bkz: #22518525)
  • olasılıklar sarmalındaki göz ardı edilemeyecek kadar gerçek istatistiksel rakamlarla desteklenen önermedir.
  • yapıcı olmaktan son derece uzak, itici ve korkunç bir slogan. amacına yönelik olmadığı keza sugötürmez bir gerçek. amaç engelli kabul edilenleri topluma kazandırmak değil de sağlıklı olanın engelli olmaması önemsenmiş gibi. seninki kaç santim de gördük, süt için süt içirin gibi emir kipi olsa da yadırgamadık, "o giydiğin kürkün bir zamanlar bir kafası, bir yüzü vardı" diyenlere bile katlandık. kalbimiz bizim için atıyordu, kalbimizi sevdik, kırmızı giydik*. ve türkiye çöl olmadı biz palamut ektik. trafik canavarı olmadık, olanları uyardık. şimdi de uyaralım. toplumda ayrılıkçılık canavarı olmayın. 1994-95 öğretim yılında en entelektüel, pek entelektüel abi-ablalarımın bilmediği "halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, / olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" beyitini okuduğum, kolumu iğneyle acıtan ve dişlerime bakan güzel ablaların dağıttığı broşürlerden bu sloganlara gelmek, geri geri gitmektir. arkanızda gözünüz yoksa gözünüz arkada kalır. kör olun, sağır olun, dilsiz olun lal olun. çolak olun, çorak olun hep olun sebep olun ama, engel olmayın!
  • korku kültürünün yarattığı sloganlardan bir tanesi daha. iş görür mü görmez mi zaman gösterir ama çok zayıf bir düşünce ürünü ap-açık ortada.

    zayıf çünkü insanları korkutarak gütmek olarak özetleyebileceğimiz,
    küçükken "sus yoksa iğneciye götürürüm seni" gibilerinden tanıştığımız,
    politikacıların da her zor durumda sığınmayı çok sevdiği,
    vasıfsız çoban değneği ile üretilmiş.

    anlamıyorum engelli mevzusunun temeli mi çürük ki destekçi bulmak için böyle taktiklere başvurmak zorunda kalıyorsunuz, yoksa mevzu bahis propaganda ise gerisi teferruattır düsturuyla mı yola çıktınız.

    engelliler için kurulmuş bir dernek düşünün ki engelli haklarını savunmak için bulabildikleri en önemli sebeplerden biri, bir gün kendilerinin de aynı duruma düşebilecekleri olsun. felsefi yaklaşımın, insan haklarının, fırsat eşitliğinin falan esamesi okunmuyor. telesigortacıların sağlık sigortası satmaya çalışırken kullandıkları argümanlara kalmış gibiyiz?

    hele bir de tersinden tutunca iyice tuhaflaşıyor bu. bugün engelli adayısın diye engellilere yardım eli uzatmaya ikna ettiğiniz adam yarın "kim takar kadın haklarını, her erkek kadın adayı değil ki, desteklemiyoruz kardeşim" derse nasıl kıvıracaksınız? abartı bulmayın, bana dokunmayan yılan bin yaşasın adlı baş belası mide bulantısı bir anlayışın gururla dile getirilebildiği bir toplumda yaşıyoruz.
  • her insan engellenendir diye değiştirmek istediğim laftır. engel demek ne demek önce onun üzerinde durmamızda fayda var. engel nedir? bir durum karşısında ya da yapılacak bir eylemde, amacınıza ulaşmada önünüzde bulunan settir. kiminin engeli üniversite okumak için harç parasına ihtiyaç duyması, kiminin engeli de üniversite binasına çıkmasını engelleyen merdivenlerdir. kiminin engeli üniversite okumasına rağmen istihdam edilecek işi bulamamasıdır, kiminin engeli de görememesi nedeniyle iş yeri şartlarının yetersiz olmasından dolayı istihdam edilememesidir. kiminin engeli yazacak, yayınlayacak doğru haberleri, fikirleri olmasına rağmen bunları yazacak cesur bir mecra bulamaması, fikir özgürlüğünün olmamasıdır, kiminin engeli de bu haberleri fikirleri okuyabileceği gazetelerin olmaması, izleyeceği haberlerin altyazılı olmamasıdır. kiminin engeli attığı golün kurallara uymasına rağmen golünü ofsayt veren hakem, kiminin engeli fiziksel durumundan dolayı spor yapacak sahayı bulamamasıdır. kiminin engeli dümdüz yolda onu sıkıştıran ve kaza yapmasına sebebiyet veren maganda şöfördür, kiminin engeli engelli park yerlerine park eden dallamalardır. örnek isterseniz, çok örnek var. sözün özü bireylerin engelli olması ve olacağı değil, her bireyin engellenen olmasıdır. engellenen birey ayrıcalık istemez, hakkını ister. engeli bedende aramak ayrımcılıktır.
  • her sağlıklı insan bir engelli adayıdır sözünün ne kadar rencide edici olduğunun farkında değiliz çoğumuz. bu sözle aslında ben engelli adayı olmasam senin için hiçbir şey yapmayacağım dediğimizden onlara ulaşan mesajın bu olduğundan bihaber yaşıyoruz ne yazık ki. çoğu zaman yanımızdan geçerken görmediğimiz, acıdığımız, onlar için üzüldüğümüz insanlar engelliler. aslına bakarsanız içsel sesimizi, vicdanımızı biraz olsun susturmak adına onlara çeşitli haklar verdiğimizi düşünerek rahatlıyoruz da… işin özüyse bence bambaşka… aslında bizimle aynı haklara sahip insanlara acıyarak, onları çoğu zaman bir selam bile vermeden uzaydan düşmüş bir şey görmüşcesine inceleyen bakışlarımızla rencide ediyoruz farkında olmadan. onlar bizlerden çok fazla şey beklemiyor oysaki… yanlarından geçerken günaydın demek ya da yolda yürürken yardıma ihtiyacınız var mı diye sormak onların bağımsızlıklarına hakaret etmek olmuyor. çoğu zaman bizim doğru yönlendirmelerimizle, cıvıldayan sesimizle hayatımızda güzel bir renk katıyorsunuz iyi ki varsınız dememize, lütfen siz önden geçin diyerek sahip çıkmamıza ihtiyaç duyan insanlar onlar. aslında hepimiz gibiler. nasıl biz çocukken aynı yönlendirmelere, aynı sevgiye ihtiyaç duyduysak onlar da aynı şeye ihtiyaç duymaktalar. hepimiz gibi sevildiklerini görmek istiyorlar.