şükela:  tümü | bugün soru sor
  • olayların iç yüzü, perde arkası vs. söz konusu olduğunda; hiçbir şey göründüğü gibi değildir sözünden daha doğru bir ifade olduğuna inandığım söz.*
  • insanların etrafındaki olaylar,kişiler vs. hakkında yargılar yaparken, tembellik yapıp herşeyin bariz gözüken (ya da görmek istediği) kısmını almak yerine, bir zahmet, ikinci bir defa ve daha dikkatli bakıp, düşünmeleri gerektiğini belirten cümle..
  • gozle gorulur olan herseyin dogrulugunun tartışılabilecegi gorusunde olanların sarfettigi kelimelerdir. ya hersey gorundugu gibi ise, gercekte biz bir gorundugu gibi olmama durumu cıkartıyorsak.
  • hiçbir şey göründüğü gibi değildir sözüyle arasında ciddi bir anlam farkı olan cümledir. herşey göründüğü gibi değildir derken; ama bazen bazı şeyler de göründüğü gibidir anlamı taşır ama diğerinde mümkünü yok göründüğü gibi olamaz anlamı vardır, ee diyelim sen arkadaşının hakkında ileri geri çirkin konuşmalar yaptığını duydun, birlikte olduğun insanı başka biriyle bastın, bunlar şimdi göründüğü gibi değil midir, sevgilinin içeceğine hap mı atıldı diye kuşkulanmak mı lazımdır yoksa kötü konuşan arkadaşın arkasında acaba silahlı biri var mıdır diye kuşkulanmak mı lazımdır, demekki bazı şeyler göründüğü gibidir yani herşey göründüğü gibi değildir daha doğru bir genellemedir hatta bana göre en doğru genellemedir.
  • bazı şeyler göründüğü gibidir çıkarımının yapılabileceği önerme. daha katısı için:
    (bkz: hiç bir şey göründüğü gibi değildir)
  • çok etkilendiğim bir hikayeyi barındıran konu başlığıydı. üzücü yıkımlar yaratır herşeyi yüzeysel görmek. bazen göründüğü gibi değildir mantığı ile hareket edip, aslında tamda öyle olduğunu görmek daha bir öldürücü olur.
  • görünen köylere bile bazen kilavuzluk yapmak gerekir. bu durumlarda kullanilan felsefemsi cümlecik. örnegin:

    - her sey göründügü gibi degildir ufaklik... bazen görünen köylerin yollarinda kavsaklar ve kavramlar vardir sapilmasi gereken... ve bazen ayrintilar vardir bir hayat boyu edinmek için ugrasilan... ve bazen koskoca kütleler zannettiklerin aslinda düpedüz ayrintidir... çakiltaslari misali... atmaya kiyamadigin... yillar boyu biriktirdigin... anlamlar yükledigin... bazen göstermez kendini kelime hirsizlari... alir götürür, ruhun duymaz... dolu zannedersin kasani... bazen de yavuz hirsiz misali baskin çikarlar... göz göre göre ... ve bazi cümleler küredir... neresinden bakarsan bak ayni görünen... bazilari da piramittir... bazen sag bastan baslayip saydiklarin eksi 1 de biter... bazen sagi solu kalmaz sifirin.. “sifir” “bir” ve “eksi bir” oluveririr bazen de hayat... bazen noktalar yetmez... bazen virgül sandiklarin bir bakmssin nokta olmus, gitmis.. bazen de virgül kadar gereksizlesir gerçekler... anlamini bozacagini bile bile geçistiriverirsin virgülleri... bazen baglaçlar kavgaya tutusur cümlelerinde... “ve” mi “veya” mı... bazen de bağlaçlar bile tutuşturamaz iki ucu... uç zannetiklerinde birbirinin devami dügümler çikar, bazen...ve velakin hayat göründügü kadar da karmasik degildir... bazi zamanlarda tüm çiplakligiyla sokaklarda kosar... sen giydirirsin onu... önce giydirdigini seversin, sonra giydirebildigin için sikilirsin... zor da degildir aslinda... söylendigi kadar... düsturun olsun tüm satir aralari... biat et kendine... ve unutma her sey göründügü gibi degildir...ve görünenler hersey degildir... ya da her sey ve hepsi budur...
  • ben bugün mesela yoldan geçerken bi dönerci gördüm. dönercinin tabelasında da şöyle bi yazı:
    "at döner"
    at ne lan dedim, birden gözümün önünde surların orda at kesen kasaplar ve aşçı kıyafetli dönerci ustaları canlanmasıyla tabelada yazan at ın baş tarafında silinen t harfinin silüetini gördüm ve bir kez daha anladım görünüşe aldatmanın ne yamuk bir hâta olduğunu.
    bu da böyle dangalakça bir anım olsun.
  • iki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. aile, pek kaba bir üslûpla, meleklere yatacak yer olarak koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
    melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak ir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
    ‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
    sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını almışlar. son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
    sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
    genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
    bunun olmasına nasıl izin verebildin?... o varlıklı kaba adamın herşeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktubuna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin?...
    bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:

    ‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’

    o zengin malikanenin bodrumunda kaldıgımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu farkettim. malikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
    ve devam etmiş:
    sonra dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm, ben de onun yerine, ineği verdim. yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
    ‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.

    bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte. eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir. bunun böyle olduğunu, ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile …
    bazı insanlar, hayatımıza girerler ve çabucak çıkarlar..
    bazıları ise, dostumuz olur ve bir süre orada kalırlar..
    yüreklerimizde o güzel ayak izlerini bırakarak..
    ve bu, iyi bir dost kazandığımız için,
    bir daha asla eskisi gibi olmayacağız demektir.
    dün, tarih oldu.
    yarın, bir gizemdir.
    bugün ise bir armağan. bu yüzden ingilizce’de present, hem şu an hem de armağan anlamına gelir!
    her anı doyasıya yaşayın ve tadını çıkarmaya bakın ... hayat, bir kostümlü prova değildir!
    hepimizi seven, arayan, yanıbaşımızda olmak isteyen insanlar vardır, önemli olan onları bulmak, bulduktan sonra da tutmaktır…
    bil ki, tam şu anda birisi seni düşünüyor, birisi sana değer veriyor, birisi seni özlüyor.
    birisi seninle olmak istiyor, birisi senin başının belada olmadığını umuyor.
    birisi ona verdiğin destek için sana minnettar, birisi elini tutmak istiyor.
    birisi senin adına herşeyin iyi sonuçlanmasını ümit ediyor.
    birisi senin mutlu olmanı istiyor, birisi senin onu bulmanı diliyor.
    birisi senin başarılarını kutluyor. birisi sana bir armağan vermek istiyor.
    birisi senin bir armağan olduğunu düşünüyor.
    birisi seni seviyor, birisi senin gücüne hayranlık duyuyor.
    birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor. birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor.
    hangi neden söz konusu olursa olsun, kimseden umutlarını almayın. sahip olduğu tek şey bu olabilir…

    ~alıntı~