şükela:  tümü | bugün
  • bazen yapılmak istenendir; her gün futbol, siyaset konuşulan-ki bayağı bir şekilde yapılmaktadır bu sohbetler de- bir yerden kopup tamamen kendini bulacağın yerlere gitme arzusudur. düşünsenize, ardınızda bırakmışsınız mutsuzluklarınızı, yeni bir hayata kavuşacak olmanın derin heyecanı var içinizde, yerinizde duramıyorsunuz. bundan dolayıdır ki hazırlanan valizinizde sadece birkaç kıyafet, sevdiğin yazarın kitapları ve ufak bir votka, ara ara içip rahatlıyorsunuz kıps.

    gitmişsiniz, öyle de bir ütopya ki bu, ırkınızdan dolayı horlanmayacağınız, insanların sizi, sizin insanları karşılıksız seveceği bir yerdesiniz. ufak bir ev kiralamışsınız, size yetecek, hatta alkol ve sigara almanıza bile fazlasıyla kalacak kadar paranız var, işe de girmişsiniz. çalışıyorsunuz, fakat bu, zorunluluktan değil, emeğin kıymetini anlamışsınız, kendinizce bir şeylere faydalı olmanın verdiği iç huzurla çalışmaktasınız, mutluluğa doğru ilerliyorsunuz, ağır ağır...

    vakit geçmiş az biraz, seveceğiniz kız/erkek ile tanışmışsınız. daha evvel gördüklerinizden farklı, garip birisi. kaldığınız ülkenin ücra barlarında vakit öldürüyorsunuz onunla, karşı masada aşk acısından bitap düşmüş, stepan haftalığından artırdığı votkayla acısını eziyor, sahip olamayacağı kadına ağıt yakıyor, öylece. sizse ona üzülüyor, "keşke böyle olmasaydı" diyorsunuz, fakat kaçarı yok, terk edilenler olacaktır elbet.

    etraf loş, sigara dumanlarıyla kaplı, seveceğiniz kız/erkek sarma sigara sarıyor, tütünü adıyaman tütünü gibi, ülkenizi özlüyorsunuz az biraz, parasızlık zamanlarınızda aldığınız çakma adıyaman tütününü anımsatıyor size bu tütün, ince bir hüzünle. "bana da sarsana" diyorsunuz, sardı, rus malı bir kibritle yaktınız cugarayı, içinize çektiniz, memleket hasretini çeker gibi tıpkı. biraz vakit geçince atıyorsunuz bu hüznü, yaşadığınız yeri sevdiğinizi aklınıza getiriyorsunuz, geçiyor. içtiğiniz votkaların haddi hesabı yok, dünya olduğundan fazla dönüyor, tek düşündüğünüz yanınızda duran, nefesi güzel kokan o kişi. o da size bakıyor durmadan. birden "hadi kalkalım mı diyorsunuz", "olur" diyor. kalkıyorsunuz, arabasıyla sizi eve bırakıyor, sizden daha ayık, kendisine gelmiş çoktan. kapının önünde "gel bana" diyorsunuz, gülümsüyor, "başka zaman" diyor. bunu kabul ediyor, sıvaları kalkmış apartman duvarlarına dokuna dokuna kapıyı açıyor, kendinizi kanepenin üzerine atıyorsunuz öylece, onu düşünecekken bir mesaj geliyor telefonunuza, "en kısa zamanda yine yapalım" mutlu oluyorsunuz. evin içinde sarhoş halinizle birkaç kez dönüyor, ardından youtube'dan neşet ertaş'ın bir türküsünü açarak yatıyorsunuz, birazdan sızacaksınız, farkındasınız. uykuya boğun eğmeden önce mutlu olduğunuzu düşünüyorsunuz, "ben artık buraya aidim" diyorsunuz ve onu düşünerek uykuya dalıyorsunuz. yaşanacak kocaman bir hayat sizi bekliyor, hayatı kaçırmak ölümden beterdir, yaşamak istiyorsunuz, hayatın her bir anını üstelik...
  • (bkz: burda yapılmışı var)

    drummerlizard.com

    gerçi güzel insan güneş akdoğan, decathlon çadırında kalıp, takipçi satın alıp, ilk yardım eğitimi dahi olmayan bir mangalcıyı "başvurduğum kaynak" diye tanıtmış ama o kadar kusur kadı kızında da olur.

    ama güneş candır, takip edin.