şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: gitme)

    hele ki gitmek zorundayken...
  • (bkz: bilmiyorum)
  • (bkz: ii)
  • (bkz: sonra)
  • bir sorun olduğu barizken sorulan "bir sorun mu var?" sorusuna gelecek "hayır" kelimesi de herşeyi içinden çıkılmaz bir duruma çevirmek ve soru sahibi kişide, kafasını (ya da cevap sahibinin kafasını) duvarlara çarpma eğilimi yaratmak için birebirdir.
  • (bkz: gel)
    yakın geçmişte yapılan hataların bedeli olarak "nolur gel artık" diyen sevgilinin yanında olamamak... paraydı, zamandı, sorumluluklardı, bi sürü problem vardır. aslında bunlar teferruattır söz konusu sevgili olunca ama gidemezsin bi türlü.
    ve sonunda bi fırsat yaratır, açar telefonu "geliyorum" dersin. sabahına dudaklarını dudaklarında bulursun. sanki o ana kadar nefesini tutmuşsun, şimdi yeniden başlamışsın soluk almaya. renkler canlanır, sesler berraklaşır. ama hayat ağır çekimdeyken zaman daha da hızlanır. allahın belası zaman kaçar gider ve artık dönmen gerekiyodur. gözlerine bakar:
    (bkz: gitme)

    yeniden nefesini tutmaya başlarsın.
  • tüm umutlar belli bir yaşa gelmişken duyulan ve insanı yola devam edip etmeme arasında bırakan sözdür.

    (bkz: belki)
  • (bkz: farketmez)
  • (bkz: bitti)
  • (bkz: seni seviyorum)

    son terkedişinin ardından tam koca bir yıl geçmişti. ama bu süre delice severken terketmenin dayanılmaz acısını dindirmeye yetmemişti. hele bıkmak bilmeden ağlayarak süreli af dileyen bir sevdicek işkenceye bambaşka bir boyut kazandırmaktaydı. sonra bir gün bir kızla tanıştı. neredeyse onla aynı kaderi yaşamış ama bir tek terketmeye cesaret edememiş bir kız... iki yaralı yürek artık mutsuzluğu beraber omuzlayacak, içinde biriken acıyı akıtacak bir dost bulmuştu. derken sevmeye zaafı olan her kız gibi güzel düşlü o kız da bu masalsı ilişkiye insani zaaflarını karıştırmaktan kendini alamadı. henüz daha ilk şişe bitmişti ki adam kıza "güzel giden bir şeyi yoketmekten korkmuyor musun?" diye sordu. kız o an adamın her şeyi anladığını farketti ve ağlamaya başladı. sessizce ama içten bir itiraf döküldü dudaklarından: "n'apim, seni seviyorum işte". adam masadan kalktı. bir daha hiç konuşmadılar.