şükela:  tümü | bugün soru sor
  • “her şeyin bir şeyi var!”

    varlığın yoklukla tarif edildiği kullanışlı bir söylemdir.

    istenen bir sonucu yaratacak en kritik adımın ne olduğunun tam olarak somutlaştırılamadığı durumlarda, türlü çeşitli uygulama olanakları bulur. bilgiyi değil, bir tür bilme inancını gösterir.

    sosyal alanda kınama, gocunma, gücenme gibi duyguların dışavurum vasıtasıdır. ancak boynun bükülmesi, kolların iki yana açılması, tek kolun aşağıdan yukarıya sallanması ya da bir şey atma hareketi yapması ile farklılaşır.

    vurgu önemlidir. deyim bir çekişme halinde kullanıldığında, baştaki “her” sözcüğünün üstüne “herr” şeklinde basılınca, “koyduk mu?” anlamına gelebileceği gibi, sondaki “şeyi” sözcüğünün vurgu alması halinde ise “al, gör işte!” veya “görürsün ebeninkini!” fikrini dile getirir.

    teknik ve karmaşık konuların kibarca kapatılması için de kullanılır.

    mesela, “daha da yazabilirim ama her şeyin bir şeyi var” diye kullanıldığında olduğu gibi, kişiyi bir şeyi yapmak ya da yapmamak için mazeret aranması zahmetinden kurtarır.
  • devekusu kabare nin aşkolsun adlı oyununda balayına giden çiftin diyaloglarında metin akpınarınsarfettiği bir cümle
    ufülü ufülü diye devam eder...
  • muhafazakarlık anayasasının temel ve tek maddesidir. her zaman her yerde işeyarar. anne-babalar çok sık başvurur bu cümleye;
    evlat - baba ben hede yapacam...
    baba - olmaz öyle, her şeyin bir şeyi var!
  • her konunun bir çözümü vardır, her gidişatın bir yolu yöntemi vardır açıklamalarını içine sığdıran cümle..*
    veya
    (bkz: her topal satıcının bir kör alıcısı vardır)*
  • her şey sözcüğünün içinde sadece bir adet sey sözcüğü olduğunu insanın gözüne sokan saptama. ona bakılırsa bir şeyin de bir şeyi var*
  • eti tutku reklamı metin yazarlarının tıkanıp kaldıkları noktayı işaret eden deyim.
  • babamdan duyduğum en bilgece laftır. bugüne dek açıklayamadığı herhangi bir duruma rastlamış değilim, nerde ne zaman söylerseniz söyleyin yavşak bir sıvı misali bulunduğu kabın şeklini alıp mutlaka bir anlam kazanır. kısmet olur da bir gün kendi dergahımı kurarsam giriş kapısının üstüne yazacağım bunu, okuyan titreyip kendine gelicek öyle girecek içeri...
  • (bkz: irona)