şükela:  tümü | bugün
  • şimdi benim bahçemde bir domates tarlam var. bu domatesleri mesela rusya'da yetiştiriyorsam muhtemelen anam ağlıyordur 2 kilo domates için. ben burada bir türk domatesçinin iki katı fazla para talep edebilir miyim? ederim, bu benim hakkımdır, vik vik konuşan olursa "çok biliyorsan gel sen yetiştir karda kışta o domatesi" diye cevabı da yapıştırırım. ben domates işinden voliyi de vurmaya başladıkça, zenginleştikçe, ambarlarım ihtiyacımın on katı tahılla dolduysa, votka koleksiyonum çatıdan taşıyorsa mutlu bir adam olurum. ancak buraya kadar hala ortada kapital yoktur, feodal birikim vardır. ne zaman ben bu birikimle gider başka tarlalar alır, ırgat tutar işi büyütürüm işte o zaman bu birikim kapitale döner. çünkü artık ırgatlarımın emeği de sattığım domateslerin değerinin içindedir. benim 100 kilo domatesin piyasa değerinden bakımdır, masraftır herşeyi çıkardığımda geriye kalan değer ise o domatese harcanan emektir. burada benim el koyduğum miktara ise "kar" denir. gerisi de işçilerimin maaşıdır hesapta. ama haksızlık ortadadır. eğer hala ilk aşamadaki bahçe domatesinden bahsediyorsak sorun yok, çünkü kimsenin hakkını yemiyoruz. ama ikinci aşamada bir kapitalden bahsediyoruz ve bu da emek sömürüsü ile mümkün oluyor.

    kapitalin ilk birikme aşamalarında köle emeğini efektif kullanan ülkeler, mesela abd bu yüzden bu kadar hızla zenginleşmiştir. bugünkü almanya da zenginliğini belli oranda türkiye'den giden ucuz emeğe borçludur. verhoegen boşuna demiyor "avrupa yakında türk göçmenlere sevinir hale gelecek" diye. bunu da dipnot olarak koyalım.

    neyse, hikayenin devamı da var. ne zaman ben ruski pomidor * üreticisi olarak italyanlarla salça fabrikası kurarım, sanayi kapitalinden bahsetmeye başlarız. ne zaman ben ölürüm, benim velet işi devralır, menkul değerler şirketi kurup voliyi vurar o zaman benim domatesler dönüşür finans kapitale. böyle de şerefsiz, her şekle giren birşeydir kapital. bu arada benim velet nasıl ve neden o kadar paraya kavuşur o da muammadır. bu yüzden sscb kurulduğunda ilk iş olarak belli bir miktarın üstünde miras yasaklanmıştır. miras burjuva toplumunun özüdür velhasıl.

    işte nedir, lenin diye bir adam çıkagelir bizim domates zenginin bütün düzenini alt üst eder. ama yine toplumda kapital birikmeye başlar, çünkü beslenmesi gereken koca bir bürokrasi güruhu, ordu * falan vardır. o zaman da devlet kapitalizminden bahsederiz. sonra bu düzen de bir yıkılır, müthiş bir paylaşım savaşı başlar. ancak arada güvenlik gibi şeyler de özelleşir *, putin denen vatandaşın bu yüzer gezer para kaynaklarını tekrar devlete bağlamak istemesi de bu yüzdendir, oligokapitalizm yerine devlet kapitalizmi her zaman yeğdir çünkü.

    gördünüz mü rus domatesçi nerelere götürdü bizi.

    sonuç olarak: kapital dediğimiz şeyi paradan ayırmak gerekir. para bir değişim aracı olarak değerini her zaman muhafaza edebilir, sorun bunun sömürücü ellerde birikmesidir. ya da bunun tümden birikmesini engellemek için banka-faiz vs. şeyleri unutacaksınız, mirası yasaklayacaksınız, doğal olarak özel mülkiyet de belli oranlarda ortadan kalkacaktır. ayrıca birikime izin vermediğiniz için vergi kavramı da ortadan kalkacağından bu sefer devlet ve ordu da işlevsizleşecektir. yani görüldüğü gibi kapitali uçurduğunuzda bir yandan emek sömürüsünü engellerken diğer yandan komünizme çıkıyorsunuz. ama unutmamalı, bu da törelerimize aykırıdır.
  • kapitalizm, sağcıların iddiası gibi mükemmel bir sistem değildir. kapitalizm, solcuların iddiası gibi sömürü düzeni de değildir.
    kapitalizm sadece bir araçtır ve nasıl kullandığına göre değişir.

    detaylı açıklama: (bkz: #89010343)
  • mesela ben kendime 1 oda ev yaptim, kendi kendimi mi sömürdüm? cünkü ev oldu kapital ve ben 1 tane daha yaptim yanina. birini de kiraladim. ben simdi kiraci'yi mi sömürüyorum, yoksa kiraci para'yi basip benim emeklerimi mi sömürüyor?
    anlasilacagi üzere "her türlü" kapital illa da emegin sömürüsü degildir. her sey gibi bunun da bokunu cikartmamak gerekir.
    hele bir de kapital loto'dan geldiyse, hic degildir.