şükela:  tümü | bugün
  • kırmızı yarasaları, mumyaları olan, ilginç müzikli, doomvari bi eski oyun.
  • ortodoks hrıstiyan inancıyla aynı inançları paylaşmayan kişilere vurulan damga.
  • doom motoru kullanan, raven software ve id games arasında sonunda raven'ın quake 4'ün geliştirilme işini almasını sağlayan bağların kurulmaya başladığı fps. (edit: boyle saniyordum ama degilmis, raven'nin id ile yaptigi ikinci ismis bu.)

    öykü üç serpent rider'ın yaşadığımız dünyaya gelip 7 büyük imparatorluğun hükümdarlarını etki altına alması, onları takip edenlerin serpent riderlar için tapınak yaparak tapınmaya başlamaları sonucu kör takipçiler, iradesiz ve ruhsuz yaratıklar (blind followers without will, void of spirit) haline gelmesiyle başlıyor. bu yeni çıkan dine katılmayan mezhebimiz sidhe mensupları ki kendileri çok eski bir elf ırkıdır ve büyücülükte ustadırlar, ayrıca güç yazıtlarını ellerinde tutarlar, kafir (heretic) ilan ediliyor. dünya halklarının yönetimini ele geçirdikten sonra 2 serpent rider en güçsüzleri olan d'sprail'i geride hükmetmek üzere bırakarak dünyadan ayrılıyorlar. d'sprail ve yandaşları, imparatorları ve halkları zehirleyerek sidhe'yi dünya üzerinden silmeye ikna ediyorlar ve imparatorlukların orduları toplanıp yaşadığımız şehre hücum ediyor. zaten armageddon'un bir kehanetinde şöyle denmekte: "üç gelecek doğunun vahşi ellerinden, onlara inananlar üzerinde hükümran olacaklar. kulağa sahip olanlar duysun ki sidhe çocukları onların önünde sürülecekler ve sidhelerin kaybettiği gün, dünya sonsuza kadar derinliklerde kaybolmuş olacak." tarikatımızın ileri gelen 7 üyesi (elders) kendilerini feda etmek uğruna çok büyük bir büyüyle şehrin önünde toplanan orduları bir anda yok ediyor, ancak karanlığın intikamı büyük oluyor ve birden dünya diğer boyutlardan gelen serpent rider köle canavarlarıyla doluyor. elder'ların yardımı olmadan verilen savaşta gün sonunda sadece birkaç sidhe hayatta kalıyor, d'sprail güç tomelarını ve diğer artifactleri eline geçiriyor. diğer kardeşlerimiz saklanmış, iradeleri ve ruhları kırılmışken, biz elimize odunu* alıp doğuya gidip halkımızın ve elder'ların intikamı için başlıyoruz d'sprail'i aramaya.

    orijinal oyun 3 episode'dan oluşmakta (doom gibi). her episode'da değişik dünyalara gidiyoruz. ilk episode dünyada geçerken sonra d'sprail'in peşinden deplasmana atılıyoruz. her episode sonunda "önünde açılan bu portal acaba evine mi gidiyor dersin? ama girince bakıyorsun ki evinde değil, canavarların geldiği bilmemne dünyasındasın. iç çekip pes etmeyeceğini, intikamını alacağını düşünerek ilerlemeye başlıyorsun. yürü be koç!" modunda yazılar geliyor (doom gibi). 3. episodun sonunda da d'sprail'in ifadesini alıyoruz. genel olarak levellar doom levellarına oranla aşırı büyük. gez gez bitmiyor, yine de olay tamamen anahtar bul kapı aç, level sonu portalını / düğmesini bul tadında geçiyor (doom gibi). her episode'un ardından o episode'un episode sonu canavarı diğer episode'larda normal level canavarları halinde her levelda karşımıza çıkıyor, zaman zaman 3-5 tanesiyle aynı anda kapışmak gerekiyor ki belli bir zaman sonra "ulan yeter be, ölmüyo bunlar, göndermeyin artık" dedirtiyor. shadow of the serpent riders expansion'ı oyuna 2 episode daha ekliyor ve bu episode'larla beraber oyun oyna oyna bitmez bir hale geliyor, hele bu iki episode'da oyuncuyu episode sonu canavarı olarak ilk iki episode'un episode sonu canavarlarından 8er tanesiyle aynı anda kapıştırmak tek kelimeyle abartılı ve başarısız bir fikir.

    genel olarak büyücü olduğumuz için silahlarımız büyü tabanlı asalar, bir tane de büyü tabanlı arbaletimiz var ki kendisi doomdaki shotguna karşılık gelmekte, elimizden düşmemekte. oyunda bir kaç çeşit artifact var, çok da süper şeyler değiller, doomdaki partial invisibility burada da var, bunu yanı sıra uçmak, ışınlanmak, düşmaları tavuğa çevirmek (bu büyük yaratıklarda çalışmıyor), healthi fullemek için kullanılıyorlar. oldukça çok düşman çeşidi var (12 çeşit) ve bazı bölümlerde o kadar çoklar ki bir dakika ateş etmeden durulmuyor, soluk alacak vakit olmuyor, her taraftan püskürüyorlar. doomdaki gibi bir şey aldığınızda (anahtar, artifact, vs.) sağdan soldan odalar açılıyor ve üzerimize canavar yağıyor. genel olarak ilk episode'dan sonraki episode'larda en zor bölüm hep ilk bölüm, çünkü her çeşit düşman levelda mevcut ancak bizim silahlarımız yeni episode'da olduğumuz için sadece odun* ve elven staff adlı en güçsüz uzaktan saldırı asası. silahları toplayana kadar burnumuzdan getiriyorlar vallahi.

    bol bol yazdığım üzere doom gibi ama farklı bir evrende geçen, çok daha büyük (devasa) levellara sahip ancak dediğim gibi oyna oyna bitmediği için sonlara doğru çok bayan bir fps. oynamak isteyenlere expansionla gelen iki episode'a bulaşmamalarını öneririm. yine de #9054179'de bahsettiğimiz doomsday ile şöyle bir bakılıp nostalji olması açısından şimdi bile oynanabilecek bir oyun olarak hala bilgisayarımda bulunmaktadır.
  • ing: dinsiz. dini ve kurallarını kabul etmeyen. dine ihanet eden.

    ama ironi şurada ki, yunanca "hairetikos" yani "seçme özgürlüğü olan" kökünden gelen bir kelimedir.

    etimolojik kaynak:
    http://www.etymonline.com/…retic&allowed_in_frame=0
  • içinde bulunduğu toplumun doktrinlerine karşı gelen kimse anlamına gelir. kafir ve kiliseye karşı gelen insanlar olarak da bilinirler. ancak tarihe bakıldığında asıl dindar insanların "heretic" diye cezalandırılan bu insanlar olduğunu görebiliriz çünkü onlar kilisenin sömürülerine karşı çıkmışlardır
  • çıkmasının üstünden neredeyse 20 yıl geçmiş olacak yakında ve hala hiç bir fps beni kendine bu oyun kadar bağlamamıştır sanırım. ilk defa daha ben 5-6 yaşlarındayken evdeki ms dos sistemli pc de oynamaya başlamıştım sanırım. tabi o zamanlar hem oyun konusunda o kadar yetenekli değildim hem de oynarken bazen korkudan altıma sıçabiliyodum o nedenle hiç baştan sona oturup bitirememiştim bunu. nedense sonra bi kaç sene önce yine aklıma gelmişti bu çocukluğumun efsanesi. indirdim internetten baktım ki win 7'de de çalışıyor, daha o gece direk başlayıp bitirebilmiştim sonunda. bak yine aklıma geldi yine mi indirip boş bi pazar günümü buna harcasam acaba? (bkz: swh)
  • avenged sevenfold'un son albümü hail to the king'den güzel bir parça. özellikle 2:36'da giren bölüm ve arkasından gelen solo gerçekten başarılı.

    as they search for blood
    all lies descend on one
    honest man in chains
    but that don’t matter anyway
    my judgement day

    my flesh will feed the demon
    no trial, no case for reason
    ı been chosen to pay with my life
    mad men, they find what matters
    turning witches and saints to ashes
    rising masses marching to find heretic blood.

    ımpose your will on me
    till fire sets me free
    the flames of hell burn bright
    my fate decided by their lies
    final demise

    my flesh will feed the demon
    no trial, no case for reason
    ı been chosen to pay with my life
    mad men, they find what matters
    turning witches and saints to ashes
    rising masses marching to find heretic...
    heretic blood

    please, don’t leave me
    please, don’t leave me like this
    ı’ve walked a fragile life and ı’ve fallen down
    please, don’t leave me

    my flesh will feed the demon now
    no trial, no case for reason
    ı been chosen to pay with my life
    mad men, they find what matters
    turning witches and saints to ashes
    rising masses marching to find heretic…
    heretic blood
  • vietnam'da savaşırken tom berenger'in kazığı yüzünden adagio for strings eşliğinde kurşun manyağı yapılan sözlük yazarı. öldü sanıyordum ama yaşıyormuş meğerse. kendisi ile yaşayacağımız daha çok macera var.
  • medieval total war oyununda da karşımıza çıkar bu sıfat. çok çirkin suratları vardır, erkek cadı gibin. papaz veya imam ile yok etmeyi denersiniz ama karşınızdaki dayı daşşaklı ise düelloyu kazanabilir ve yolladığınız papaz da heretic olabilir. ama ben severim onları, bişey yapasım gelmez.

    (bkz: adam haklı beyler)
  • hain, ihanet eden
    genelde imperial march ve benzerleri esliginde katolik kilisesine ihanet ettigi düsünülen protestanlar icin kullanilan bir cok ingiliz filminde duymakta oldugumuz bir kelimeciktir bu.