şükela:  tümü | bugün
  • şimdiye kadar haz konusunda üzerine görmediğim 'destan'.

    lise 1 deyim.

    sınavın adı lgs miydi yoksa oks miydi tam hatırlayamadım şimdi sınava girdik. çakıldım.

    berbat haldeyim. perişanım.. beklentilerin, beklentilerimin altında; ezik büzük, bölük pörçüğüm..

    arkadaş grubum nispeten beraber oldular, ben izole oldum o günden sonra.

    gönülsüz, zar zor kapağı attığım orta halli lisemde, 'çalıştık da ne oldu' mantığıyla eğitim öğretimle alakasız ne kadar iş varsa onlarla uğraşıyorum. arkadaşlarımla geçimim iyi. hafta içi her sabah 7 de beraber top koşturduğum sıkı dostlarım var.

    yine böyle bir gün okul müdürü kendince konuştuktan sonra sabah istiklal marşı için toplanmış topluluğa, 'önce sınıf temsilcisi; sonra okul temsilcisi seçimleri yapacağız.' dedi.

    babam o zamanlar, bir haber bülteni bitince diğer haber bültenine geçen, o da bitince diğer haber bültenine geçen, en son televizyonu kapatıp gazetesine gömülen bir tipti.

    akşamları ekranda sürekli, güçlü liderler, çılgın kalabalıklar, vaatler; yüksek perdede atışmalar-gülüşmelere maruz kaldığım için sanıyorum, benim içim bir hoş oldu.
    heyecanlandım.

    'cenge gidelim bitsin bu işkence' diyen yiğitler misali aksiyon, tatmin arayan ben o gün önce sınıfı gözümün önüne getirdim, sonra okulu şöyle bir düşündüm, sonra istiklal marşını arkadaşlarımla, heyecanla okudum.

    sınıflara dağıldık, temkinli şekilde, istikşafi* tavırlarla nabız yokladım. yakın arkadaşlarım, diğerleri seçimi umursamıyorlardı dolayısıyla 'aday olacam' diyen de yoktu.

    kaygısız aday oldum. anca beraber, kanca beraber yıllarıydı. aynı mahallenin çocukları, özellikle ilkokuldan birkaç arkadaşım ve ben için bu duygu çok yoğundu.
    arkadaşı desteklemek belki daha terleyecek bıyığı olmayan bizim için delikanlılık gereğiydi.

    mahalle maçı yapmışlar bilirler bu duyguyu.

    hep beraber çocuksu, şimdi komik ama anlamlı gelen bir gayret içine girdik. oğlanların oyları bizdeydi, kızlar kendilerince aday çıkardılar. sınıf kalabalık değildi ama erkek mevcudu 'eccük*' fazlaydı.

    iş bizdeydi.

    hafta kadar sonra müdür geldi. iki aday var dedi. isim okudu sınıfta açık oylamayla el kaldır- indir yaptık. 26-4 müydü 25-5 miydi kazandım.

    nasıl anlatayım şimdi...

    dedim ya,
    bu başka bir mutluluk, başka bir tatmin..

    bizimkiler beni omuzlarında şöyle bir tur attırdılar koridorda.

    sıra gelmişti okul temsilciliğine..

    bu iş zor işti. okul bize yabancıydı. 1 senelik liseliydim dahası 300 kişilik okulu toplu olarak karşılarına geçip konuşarak ikna etmem lazımdı. bu da yetmezdi. öss' ye girecekleri salla, bize göre gedikli olan lise 2 lerin adaylarını ekarte etmem gerekiyordu.

    6-7 sınıf temsilcisi okul temsilciliği için aday olduk.

    hocalar dersin sohbet zamanlarında vaadlerimi soruyor, sınıf gırgıra goygoya doyuyordu.

    okulda, sınıfta; öğretmenler dahil "başkan" aşağı "başkan" yukarı devam ediyorduk.

    sınıf arkadaşlarım benim için yakın gördüklerinden oy istiyorlardı. çalışıyorlardı. çok gururluydum. arkadaşlarım da gururluydular. teşkilat gibi olmuştuk. grup olarak yola koyulmanın, bir şey için çabalamanın önemini ve tadını o sıralar çok iyi anlamıştım.

    coşku her zaman bizimle beraberdi. bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik diyenlerin bahsettikleri çocuklar sanki bizdik.

    seçimler geldi çattı.

    her gün bir aday çıkıp okulun önünde öğrenci topluluğuna kendince propaganda yapıyordu.

    hiç unutmam lise 2. sınıf öğrencisi süleyman, çıktı takır takır konuştu. it oğlu it çok iyi konuştu ama. sonunu da "arkadaşlar, süleymanlar bu memlekette her döneme damga vurmuştur, yine öyle olsun; çok iyi işler yapacağız.." falan diyerek bağladı.

    öğrenciler, hocalar, müdür.. herkes güldüler. ama kalabalık mest olmuştu. belliydi.

    zafer uzaktı. ertesi gün ben çıktım karşılarına. çok gergindim. bana da baya güldüler ama söyleyeceklerimi unuttuğum için güldüler. doğaçlama bir kaç bir şey sallayıp indim aşağıya.

    seçimler yapıldı. herkes ciddi şekilde gidip sırayla ismin üzerine mühür vurdu.

    sandıktan bana 40-45 oy çıkmıştı. zaten 25 kadarı benim sınıftan gelen oylardı. süleyman kazandı. oyunu hatırlamıyorum.

    süleyman'ı ve mor dudaklarını hala hatırlıyorum.

    tam aynı şey olmayabilir ama düşünüyorum da çok rahatsız oldukları halde, mesela son zamanlarda zor işiten, fiziken bitkin rahmetli ecevit'i , yine son zamanlarda miting sahnesine raylı sistemle mi yoksa asansörle mi getirilen rahmetli erbakan'ı ve ısrarlı şimdikileri çok iyi anlıyorum.

    seçimlere girmek, seçilme düşü, seçilmek..hakikaten bunlar ayrı duygular.
    her babayiğit feragat edemez.