şükela:  tümü | bugün
  • oscar wilde in "the ballad of the reading gaol" adli eserinden bir misra. bu misranin gectigi bolum :

    yet each man kills the thing he loves
    by each let this be heard,
    some do it with a bitter look,
    some with a flattering word,
    the coward does it with a kiss,
    the brave man with a sword!

    some kill their love when they are young,
    and some when they are old;
    some strangle with the hands of lust,
    some with the hands of gold:
    the kindest use a knife, because
    the dead so soon grow cold.

    some love too little, some too long,
    some sell, and others buy;
    some do the deed with many tears,
    and some without a sigh:
    for each man kills the thing he loves,
    yet each man does not die.

    eserin tamami ve ozdemir asafin cevirisi http://epigraf.fisek.com.tr/ adresinden okunabilir.
  • insanın sevdiğini, belki de beklentileri veya karşısındakini değiştirme çabası* yüzünden tüketmesi.
    (bkz: ask bir siddet eylemidir)
    (bkz: karadul)*
  • oscar wildein hapishanede tanistigi bir ask katili uzerine yazdigi balad...
  • noir desir 'ın solisti bertrand cantat 'ın hali pür mealinin özeti cümle...

    (bkz: marie trintignant)
  • "sevdiği olan"ı nasıl bilir, nasıl tanır herkes? "kendinde şey" olarak mı? mümkün değil, hayır... kendiliğindenliğinden dolayımlana dolayımlana gelmiş bir ding/thing/şey'dir sevilen.
    herkes sevdiğini, sevmesiyle birlikte, bir dolayımlamaya daha kurban eder. "sevilen" değişkenine atandığı anda "sevilen" önceden sahip olmadığı bir kayıt adresine ait olmuştur. yeni bir şey olmuştur. "adını koymak" diyebilirsiniz buna. sadece "sevilen", "sevdiğim" diyerek bile sevdiğiniz-kendinde-şey'le aranıza bir sözcük girmesine neden oldunuz. sevmekle daha da çok değiştireceksiniz. sevdiğinizi öldürmüş olacaksınız. hem nietzsche mi demişti? insan kendisi olmak istiyorsa, onu hiç bilmemeli...
  • nick cave bu mevzuya where the wild roses grow isimli nacizane balad'ında değinmiştir.
  • kaçınılmaz bir sonun en yetkin önermesidir. sevgi arttıkça yok eden bir sınırsızlıkta gezinir çünkü. dozu arttıkça sevginin, sevilen kendi olmaktan çıkarak daha bir ben olur. bene benzeyen/benzetilen/benzetilmeye çalışılan her parçada bir hüzme güneşe dayanamayan çamur misali erir sevilen, yürünen sokaklara damlar azar azar...
    ...ve geri kalan parçaları başka biri toplar; sizin sevileniniz olduğunu bilmeden kendine yeni bir sevilen yaratmak için o arta kalanlardan. yanıldığı tek şey toparlamaya çalıştığı şey sizsinizdir aslında. sevilen öldürülmüştür bir yaban domuzu gibi sırtından damlayan kanlarıyla.
    herşey dinipte ardınıza baktığınızda sadece şu soru beliriverir: "kendimin mi yoksa onun mu katiliyim?"