şükela:  tümü | bugün
  • böyle bir şey var.
    zafer ilbars'ın puksavida yayınlarından çıkan kitabı hem de.

    “zavallının iki böbreğini de almışlar. küvette buz torbalarıyla bırakmışlar. tehdit olarak algılama ama seni öyle bir severim ki, bir gün beni seversen bu adamın durumuna düşmek beni hiç rahatsız etmez.”

    hilkat, bir yaradılış mucizesi olarak doğdu. bütün hayatını bu mucizeyi heder etmeye adadı. yüzlerce lüzumsuz bilgi ile doldurduğu kafası, pelin'in hayatına girmesi ile iyice karıştı. peki bütün bunların neşet ertaş ile ne alakası var?

    dostoyevski’den palahniuk’a , oğuz atay’dan tom watis’e kadar bir çok “tanıdık sima”dan beslenmiş bir yazar zafer ilbars.
    herkes sever neşet ertaş'ı da bir türlü olamayan bir adamın hikâyesi.

    ön sipariş için, buyrun
    6:45 dükkan
  • kitabın adı kadar ilginç olan kapağı ise erhan cihangiroğlu'na aitmiş.
  • herkes sever neşet ertaş'ı, kalender adam bir kere..

    bu kitaptan şimdi haberdar oldum, muhakkak okuyup yorumlarımı buraya iliştireceğim.
  • almak için sabırsızlandığım kitap. ders bitse de gidip alsam diyorum.

    edit: evet, derste entry giriyorum.
  • pornovida'yi cok begenmistim, hemen okuyup bitirmek istemistim, bitince de uzulmustum.

    o yuzden bu kitaptan beklentim bir hayli yuksek. en bastan adi zaten bir tebessum yaratiyor insanda. bira icerek ve neset ertas dinleyerek okumayi planliyorum. biralari aldim bekliyorum.
  • bende neşet ertaş sevmeyen hatta türkü dinlemeyen insanları sevme isteği uyandıran zafer ilbars'ın yeni kitabı.

    bir cerrah titizliğinde elimde mavi mürekkepli kalemim, üzerinde notlar ve izdüşümlerle kirletmiğim sayfalarıyla garip bir duygu ile bitirdiğim, çok yönlü bir eser.

    düşüncelerimi burada paylaşarak kimseyi yönlendirmeyeceğim. lakin herkesin okumasını isteyeceğim ve hediye edebileceğim türden kitaplar listemde yerini aldığını söyleyebilirim.
  • ismi farklı kitapları severim. içime içime akıverir. hele bir de ilginç bir kapak da eşlik ediyorsa bu isme, tam kalbimden vurulduğumun resmidir. kitapla ilgili ön fikrimdir bu.

    okudum. hem de çok kısa bir sürede. yazarının aylarını, yıllarını belki de harcayarak yazdığı kitapları, böyle bir çırpıda okuyuşumuz da hiç adil değil ya neyse, konu bu değil.

    çoğu sayfasında yazar beni kapının önüne koysa da ve ismiyle kapağı beni daha çok etkilese de, kitabın şanslı cümlesi olarak şunu seçtim:

    --- spoiler ---

    "beynimizin yüzde 10'unu kullandığımız söylencesi doğru mudur bilmem, ama kalbimizin o kadarını bile kullanmıyoruz. hepsi bu..."

    --- spoiler ---

    bu arada bir de keywords verelim umuma hizmet namına;

    keywords: kadın, seks, aşk, umutsuzluk, bira, cinsellik, hedonist pelin, alkol, platonik hilkat.
  • --- spoiler ---

    her şeyden önce zamanı 30 ağustos ile başlayan bir roman idi elime ilk aldığımda. yaşgünüm ile başlayan bu roman ilgimi çekmişti elbette ki...

    okudukça ise yazarı ile aynı yere çıkan beynimize güldüm, güldükçe ısındım romana. biz dediğim ise aynı çağın insanları. bunca sosyal medyası, ortak kamusal alanı ile aynı yerlerde dolanır olmadı mı beynimiz. hatta geçmişimiz de bunun bir parçası haline gelmedi mi?

    ve neticesi gittikçe artan yalnızlığımız...

    yazarın dediği gibi, öyle bir zamandı ki yaşadığımız çok fazla yalnız insan var. bir yerinde durup romanın çok yalnızız ulan diye bağırmak geldi içimden.

    bunun yanında romanda beni en etkileyen , yer yer kahkahalara gömülmeme neden olan ise ; beynimizin içinde anlamsızca dönen bilgilerin , hatta yer yer bilgi kirlilikleri diyebileceğimiz bilgilerin birer roman cümlesine dönüşmesi.

    abartılmış bir iltifat olacak mı bilmiyorum ama konuşur gibi anlatımın en tatlı hali var. tıpkı çavdar tarlasında ki çocuklar gibi. ve bunu düşündüğüm anda sayfa 172 de aynı çağın insanıyız gülümsemesi yayılıyor yüzüme.

    holden ile hilkat aynı gözlerle bakmış dünyaya, tam kolkola girip yürümüşler diyecekken burak giriyor ve değişiyor atmosfer.

    yazarı sormadan söyleyeyim;
    ve evet herkes sever neşet ertaş'ı...

    tabiki bende...
    --- spoiler ---
  • en ufak edebiyat kırıntısı barındırmayan bir kitap. bunun yanında yazım yanlışlarıyla ve anlatım bozukluklarıyla dolu olması tahammül edilebilirliğini daha da düşürüyor. tam bir çoksatan.

    yazar neşet ertaş üzerinden güzel para kazanacak muhtemelen. çünkü kitaba uzanmamda etkili olan şey yalnızca isimdi. kırşehirli olmak bunu gerektiriyordu galiba.
  • zafer ılbars’in son kitabi. umarim yasar da daha cok yazar.

    pelin, hilkat ve burak bir de cengiz. bu kadar erkek ismi gecince kendimi okul kantininde siyaset tartisirken bulurdum ama romanda durum farkli. tabiki de alintilama yapmayacagim. o zaman romani okumaniza gerek kalmaz.

    gunumuz iliskilerini gayet guzel anlatiyor. son donemde moda olan tukenmislik sendromu, cift penis sendromu ve tek gecelik iliskiler… evet, yanlis okumadiniz, cift penis sendromu. bu merak icin bile kitap alinip okunabilir.

    puksavida yayinlari’ndan cikan bu kitabi alin, okuyun. bir marlboro parasi, bu bahaneyle kosuya da baslarsiniz. ben kosuyorum, hem zevkli hem de zayiflatici yonu var. bir saglik probleminiz yoksa buna da baslayin derin. kitap hemen biter ama kosunun verdigi zevk bitmez.