şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: losev)
  • günümüz şartlarındaki karşılığı için itinayla bakınız

    (bkz: ütopya)
  • sahipleri ve işlevi tamamen aynı bir şirketi zırt pırt adını değiştirerek kapatıp yeniden kurmak suretiyle veya başka yöntemlerle yasal boşluklardan faydalanarak olsun, kontrollerdeki zayıflıkları değerlendirerek olsun çatır çatır vergi kaçıranları kontrol etmekten ve sabit ücretliler dışında vergileri toplamaktan aciz, nedense bir türlü çözemediği iç güvenlik sorunları yüzünden dünyanın parasını harcayan devletlerin asla gerçekleştiremeyecekleri asla sağlayamayacakları hak. oysa ki sağlık ve eğitim en temel haklardır. bir yerlerde insan ve para harcanan savaşımsı bir şey devam ederken başka bir yerde de insanlar kaynağı belirsiz gelirleri ile akla mantığa sığmayacak astronomik harcamalar yaparken bir gündelikçi kadının çocuğunu ücretsiz muayene ettirebilmesi elbette ütopyadır. ütopyadan da ötedir.
  • (bkz: sosyalizm)
  • sadece sosyalist ulkelerde uygulandigi dogru degildir. aslen konu devletin zenginligi ile ilgili.

    yoksa saglik hizmetinin ucretsiz oldugu sosyalist ulkelerde bile devletin mali durumu duzgun degilse, ucretsiz kalp ameliyatinizi olmak icin siraya girmek zorunda kalirsiniz.

    hatta antidemokratik bir ornek vereyim: suudi arabistan, birlesik arap emirlikleri gibi krallikla yonetilen bazi arap ulkelerinde de her turlu saglik hizmeti ucretsizdir. istersen burnuna estetik yaptir, o derece yani... anlayacaginiz is paraya (paranin olmadigi bir dunyada ise dogal kaynak zenginliginize) bakiyor...
  • bu gün için, iş bırakma eyleminden dolayı, ücretsiz bir şekilde herkese ulaşamayan hizmet.
  • people's health assembly'nin ( halkların sağlık meclisi ) sağlık için halkların fermanı şöyle başlar: sağlık toplumsal, ekonomik ve politik bir konudur ve hepsinden de öte temel bir insan hakkıdır. yoksul ve marjinalize insanların ölümlerinin ve hastalıklarının kökünde eşitsizlik, yoksulluk, sömürü, şiddet ve adaletsizlik bulunmaktadır. ‘herkes için sağlık’ güçlü çıkarlara karşı mücadele etmeyi, küreselleşmeye karşı çıkmayı, politik ve ekonomik önceliklerin büyük ölçüde değiştirilmesini gerektirir.

    dünyada herkesi doyuracak kaynakların bulunduğunu, herkesin bu kaynaklardan yararlanmasının insanların en temel hakları olarak sayılan sosyal ve sağlık haklarının yaşama geçirilebilmesinin gerektiğine inanmış küba gibi tüm ülkelerin de başarabileceği bir hizmettir.

    toplum ve hekim dergisinden dr.faruk ataay'ın yazısı ulaşılabilir sağlık hizmetini şöyle özetler:

    "sağlığı, bir piyasa faaliyeti olarak değil, kamu hizmeti olarak gören; işletmecilik esaslarına göre değil, genel idare esaslarına göre yürütülen bir hizmet olarak ele alan; kâr amaçlı değil, hizmet amaçlı bir faaliyet olarak örgütlenmesini savunan; yararlananların ödeyeceği bedellerle değil, bütçeden finanse edilip bütün yurttaşlarca ücretsiz olarak yararlanılabilen; “girişimciler” tarafından değil “kamu görevlileri” tarafından sunulan bir hizmet olarak gören bir anlayışı savunmak gerekmektedir. ve elbette, bu yaklaşım, kamu hizmetlerini ve kamu işletmeciliğini, “toplumsal gereksinimlerin metalaştırılmasına son verilmesi” ve “yurttaşlara tanınan sosyal hakların genişletilmesi için devletin kamu hizmeti üretme kapasitesinin geliştirilmesi” çerçevesinde ele alan, ve böylece, giderek daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünyanın yaratılmasını öngören bir perspektifle tamamlanmalıdır.
    ."
  • yılların sloganıdır bu.

    hemen akla yatacak hastane, muayene edecek doktor, erişilmesi kolay ilaç geliyor; değil mi ?

    yok öyle bir şey...

    bugün hastalıklar ve tedavileri oldukça karmaşık bir hal almıştır. tıp artık yalnızca ''yaşam kurtarmayı'' ya da ''acıları dindirmeyi'' hedeflemekten çıkmıştır; doğru düzgün yaşayanların yaşam kalitesini arttırmanın yollarını aramaktadır. hastalıkları kökeninde yatan (patofizyoloji) daha iyi anlaşılmaya başlandıkça iş moleküler genetik araştırmalara düşmektedir.

    devasa araştırmalar, devasa bütçeler, ince araştırmalar, yüzlerce-binlerce kişilik eğitimli kadrolar...

    ve tüm bunların sonu genelde fiyaskoyla sonuçlanmakta, akabinde b, c, d....x, y, z... planlarına geçilmektedir. bu kadar büyük paranın ve emeğin oynadığı sermayeci-küresel bir endüstrinin dünyanın geri kalan üretim ve pazarlama araç ve yöntemlerinden bağımsız kalabilmesi olası değildir.

    öyle ya, araştırma-geliştirme, üretim, pazarlama ve reklam beleş değilken, çoğu zaman makul fiyatlarla dahi değilken bu türden hizmetlerin de kelepir olabilmesi mümkün değildir.

    arzın-talebin dengesinde, kıt kaynakların verimli kullanımında gider her iktisadi olgu gibi bu da. örneğin ender görülen hiçbir hastalığın üzerine gidilmez, zira müşterisi azdır ilaçlarının, arada bir lorenzo s oil çıkarsa ne ala... ya da semptomatik tedaviyle üç vakte spontan gerileyen hastalığın kökenine inen tedavi yaklaşımları da prim yapmaz, zira o kadar külfettense bir kaç gün buruk gezmek-gezdirmek yeğdir.

    bir ilaç veya tedavi ortaya konmazdan evvel onun madden ne getireceği ne götüreceği hesap edilmeden asla ve asla yola çıkılmaz. sonuçta bunu üretenlerin amacı en küçük sokak arası yufkacısında veya en gigantik holdingde olduğu gibi kar maksimizasyonudur.

    bakın; türkiye'de 18,000,000 fakirin yaşadığı belirtiliyor. dünyadaki sayı ise alabildiğine ezici ve bu çok ama çok acı.

    kanserin genetik tedavisinin konuşulduğu bir çağda insanlar halen ishalden ölüyor. bebek ölüm oranı ise korkunç... türkiye'de yaklaşık her 25 bebekten biri 1 yaşına gelmeden ölüyor. çoğunlukla da kötü beslenme ve kötü hijyen koşulları yüzünden. her üç türk'ten biri tüberküloz basiliyle hayatının bir döneminde karşılaştı. helasız, akan musluksuz evler var bu ülkede; hem de gırla... büyük kentlerin çevresini saran...

    insanlar iyi beslenemiyor, temiz mahallelerde ve evlerde oturamıyor, ısınamıyor kışları...

    olması gerekeni düşünmek kolay. hele hele böyle insani bir konuda, aklın yolu birken...

    ama peki ya, halühazırda var olan içinde ne yapılabilir, budur aklın mesaisi olması elzem olan.

    çok vahşi ve kapitalizmin tüm amentülerine sımsıkı biat etmiş bir biomedikal hizmet sektöründe modern tıbbi erişimi herkesin ayağına götürmek ne bireylerin ne de sübvansasyonla bireylere koltuk çıkacak devletlerin harcı gibi gözükmemekte. kamusal borçlanmaya dayalı günümüz modern ekonomilerinde kamu için dahi büyük bir yük bu, gelişmiş ülkeler dahi tıbbi harcamaların altında ezilmekteyken gelişmekte olan dünyada bu şimdilik imkansız.

    bu sloganı atarken aklımızdan esasen hayatın temel ihtiyaçlarının karşılanmasındaki adalet olmalı. ötesi ancak böyle mümkün olabilir, ileri teknikler ve yaklaşımlar içinse umut maalesef yok.

    sen çocuklarını açık rögar kapaklarında kaybettikten sonra elinde bin mr, iki yüz gamma knife olmuş neye yarar cancağazım... ondan haber ver bi önce.
  • herkese eşit uzaklıkta ve ücretsiz sağlık hizmeti demek olabilir. ama herkese eşit uzaklıkta olan sağlığın eli kesilebilir bu memlekette. herşey mümkün.
    * joan doe