şükela:  tümü | bugün
  • para, azar hakkı verir! (bkz: densiz)
  • artık sizin için patron olmayan patrondur. zira hak ettiği üzere hayatının ayarını alıp, herkesin içinde yarı yaşındaki çalışanı tarafından, artık arkasının toplanmayacağını, şimdiye kadar saygıdan ses çıkarılmadığı ancak kendisinin herkesin içinde bu şekilde davranmaya hakkı olmadığı sebepleri ile eldeki işlerin de kendisi tarafından tamamlanması gerekeceği konusunda uyarılarak istifanın bildirildiği patrondur. iş yerinden ayrılmadan önce ofis için tarafınızdan hazırlanan önemli evrakı tek hamlede silmeyi unutmayınız.
  • egosunu tatmin etmek için yer arayan kişidir.
  • herkes yokken melek gibidir.
  • acı çekerek ölmesini dilediğim yaratıktır.
  • bence siz spora başlayın ya da daha çok seks yapın diyerek susturulabilir. sonrasını o düşünsün..
  • bu yavşak kime ne zaman hangi şiddette sesini yükselteceğini çok ama çok iyi bilir.
    yemeklerde, sohbetlerde ve iş aralarında çalışanlardan çaktırmadan bilgi toplar.
    babanın mesleği, oturduğu evin kira olup olmadığı, şirketteki referansı, eşinin ekonomik durumu gibi.
    bu bilgiler ışığında çalışanının o işe/maaşa muhtaçlık durumunu tartıp ufak ufak yoklamaya başlar.
    baktılar, çalışan kişisi ufak tefek fırçalara tepki göstermiyor, çıtayı ufak ufak yükseltirler.
    eğerki iş herkes içinde azarlanmaya geldiyse artık tasmanız takılmıştır.
    çok sevdiğim ve iyi bir insan olduğunu düşündüğüm üst düzey bir yönetici özel sohbetimiz esnasında ağzından şöyle bişey kaçırdı;
    "you and whoe army, bu adamlar benim sözümü dinlemiyor, ahmetle ayşe böylemiydi, ben onlara döverek/söverek iş yaptırırdım,, e ihtiyaçlarıda vardı. [aborey] (götveren burda ağzından kaçırdığını anladı ve toparlamaya çalıştı) gerçi sakın yanlış anlama ben bu gibi durumları kullanan, suistimal eden bi adam değilimdir..."
    ama ben çoktan yanlış anlamıştım.

    bu durumlar için naçizane tavsiyem güçlü değilseniz dahi kendinizi güçlü gösterin ve haklıysanız en ufak siteme dahi hemen tepkinizi koyun.
  • bazı cafelerde görüyorum bunu, cinler tepeme çıkıyor.

    cafede oturmuşum, yiyorum içiyorum neyse,

    oradan bir yetkili, garsona, kasiyere bağırıyor, azarlıyor çalışanı herkesin içinde.

    sessiz kalamıyorum.

    beni de görseniz kendi halinde, etliye sütlüye karışmaz bir kızcağız dersiniz. haklısınızdır da karışmam gerçekten, bana ne.

    ama böyle durumlarda panter emel oluyorum. nasıl bağırıyorum, ben ben değilim o esnada.

    "neden bağırıyorsunuuuuoğğzzz?" diye höykürerek konuya dalıyorum. "niye kızıyorsunuz insanlara herkesin içinde? yakışıyor mu? hoş mu bu? rahatsızlık veriyorsunuz ayrıca."

    bazen karşımdaki geri adım atıyor, çalışanları suçluyor hak ettikleri yönünde, kibarca ve özetle "kes lan" diyorum o durumlarda.

    bazen de kovuluyorum. "rahatsız oluyorsanız gelmezsiniz bir daha" diye. "gelmem tabii" deyip bağıra çağıra mekanı terk ediyorum böyle durumlarda.

    zaten genel olarak patron sevmiyorum.

    bu cinsten olanları ise gözlerini oymak ve boğazlarını gırtlaklamak suretiyle öldürmek istiyorum.
  • benim patronum bu. ofiste sadece ben varken meleğe dönüşen adam başkaları olduğunda sürekli eksik arayan bir sırtlana dönüşüyor. kendi birşeyi yap diyor, sonra ben sana bunu yap dedim mi diyor. kendisi birşeyi yanlış yapıyor, bunu sen yanlış yaptın diyor. ben mi? haftada sadece 2 gün burada olduğu için susuyorum. ama bütün bir haftayı bizimle geçirmeye kalkarsa muhtemelen topladığım bütün verilerimi ve müşteri listelerimi yanıma alıp, bilgisayardan da silip kel kafasına istifa mektubunu yapıştırdıktan sonra çıkıp gidicem. sabır.