şükela:  tümü | bugün
  • ingiltere ve amerika gibi ülkelerde yaygındır. türkiye'de de yaygın olmasının nedenleri:
    a. ingilizce'nin çok kullanılan bir dil olması.
    b. ingilizce'nin iş hayatında önemli olması.
    c. ingilizce'nin b şıkkından dolayı statü sembolü olması.
    d. dünyada yaygın olan amerikan hayranlığının türkiyede de görülmesi

    olarak sıralanabilir. lakin bazen bir sözcük olur, tam türkçe karşılığı yoktur, yakın anlamlar oturmaz anlama, mecbur ingilizce kullanırsın. o da ingilizce bilmeyenin bir dezavantajıdır.
  • a. ingiltere ve amerika gibi ülkelerde yaygın olmasına rağmen floridada ispanyolca kullanmak suretiyle aşılabilecek zorunluluk (bkz: ben yaptım oradan biliyorum)
    b. özentidir, kendi dilini öğrenmeden başka dili öğrendiği için bir takım yeni kavramlarla karşılaşıp, daha önce türkçesini öğrenmemiş olmaktır (bkz: tinin görüngübilimi)
  • sömürge ülkelerde gayet normal olan, bu bağlamda ülkemizde karşılaştığımızda şaşırmadığımız durum.
  • sadece turkiye'ye ve turk vatandaslarina indirgenmeden, tum dunyada ana dili ingilizce olmayan halklar icin de gecerli olan zorunluluk. bir cinli tayland'a gittiginde, cin'in nufusunun dunyada ana dili ingilizce olan ulkelerin toplam nufusundan fazla olmasina ragmen ingilizce konusmasi gerekiyor mesela.

    dunya halklarinin ortak bir dil bulma cabalarinin kesisen kumesi ingilizce su anda. esperanto filan tutmadi ne yazik ki. durumu bu sekilde kabul edip hirslanmamak, asagilik kompleksinin garip yansimalarini kusmamak gerekiyor.
  • ispanyol, portekiz, fransız ve hollanda sömürgelerinde çok karşılaşılan bir durumdur. oralarda ingilizce bilmeyene iş, işi olmayana kız vermezler. oralılar, bu yüzden sözlük yazarı olurlar.
  • ingilizce bilmezsek dünya bizi dışlar, malımızı bile satamayız, aman da bilim yapamayız paranoyaları desteğinde oluş(turul)muş yanılgı. zira örnek olarak japonlar ingilizce kullanmadan, bilim, teknoloji ve ticaret yapabilmekteyken biz kendi ezikliğimizin tescili için reklamlarımızda bile japonlara ingilizce konuşturur, japon mühendislerle dolu konferans salonundaki japon konuşmacıya robot marifetiyle ingilizce öğretiriz.
    (bkz: arcelik)
    (bkz: celik)
    (bkz: japonlar yapmış)
  • türkiye'de, türk olarak günlük hayatta ana dili yerine baska bir lisani tercih etmenin
    aciklamasi ancak sosyal-psikolojinin derinliklerine inmekle mümkündür.
  • böyle bir zorunluluk olmayabilir ama başbakanın ingilizce bilmemesi bir sorundur.

    *
  • memleketi istemediği işi yapmak zorunda olan insanlarla dolduran zorunluluktur. he, diyoruz ki madem istediği işte ingilizce istiyorlar o zaman öğrensin. okullarda okutulan ingilizce malum. e kurs desen en ucuzundan kuru 700 tl x 5 = 3500 tl. neden 5, çünkü iyi derecede ingilizce bilen aranır bizde. mümkünse sir bile olabilir başvuran o denli bağları olmalı ingilizlerle. bütçe öğrenci bütcesi, baba belki zor okutuyo vs. hepsini yazmak gereksiz... ee nasıl olcak bu işler? anlayan varsa beri gelsin.
  • günümüzün lingua franca sının ingilizce olması nedeniyle, uluslararası bağlantıları bulunan (turizm, meslek vb.) kişilerin duyduğu zorunluluktur. ancak ingilizce ya da bir başka dili bilme zorunluluğu, kendi dilini bozma ya da bir cümleye türkçe başlayıp ingilizce konuşmayı beraberinde getirmez. (bkz: didaktik entry)