şükela:  tümü | bugün
  • su guzel ulkemde senelerdir anlam veremedigim hadiselerden biridir. nasil bir sidik yarisidir bu arkadas. ne zaman eskilerden; hatirlanan ilk gunlerden mevzu acilsa bu gerginlik yasanir. eger karsi taraf, "cocukken ben de bidibidi" diye basladigi zaman "hadi len" dedirtecek kadar aptal oldugunun farkindaysa, hemen en yakin akrabasindan (varsa kardes) dem vurur. "bizim x de giderdi bidibidi yapardi" diye illa ki bunun altindan kalkar. durup dururken bir cocukluk aniniz mi geldi efendim akliniza? su tarz bir diyalog kacinilmazdir:

    - hakikaten yaa, elektrik carpmadigini ogrenince kibrit copu doldurmustum prizlere. hehe hey gidi gunler
    - hehe ben de zar zor yetisip binanin otomatina kibrit sikistiriyordum bakkaldan gelene kadar.

    heh, aferin iyi bok yiyiyordun. sen de gayet zekisin.

    - ben legolardan gitar yapiyordum kucukken.
    - hehe ben de piramit yapmaya calisiyordum olmuyordu.

    yuh ulan. olsaydi da ustune otursaydin o piramidin. bu da got isteyeni:

    - ben kucukken bir cizgi film varmis, japonca sarkisini ezberlemisim bastan sona.
    - hehe bizim keremcan da annie are you ok'i soyluyordu.

    ben de soyluyordum ulan onu eni yeni vokke diye, ne var yani? (umit besen'den i love you? mustafa topoglu'ndan oy oy emine? yemedi degil mi...). bir de kulaktan dolma versiyonu vardir bunun, atis serbest oldugundan en sevdigimdir:

    - hehe ben kucukken babam video aldiginda gitmisim tak diye calistirmisim.
    - hehe ben de televizyonun sesini aciyormusum.

    dunyanin, sosyokulturel ya da sosyoekonomik farkliliklarini gozetmeksizin herhangi baska bir ulkesinde boyle bir durumun var olduguna inanmiyorum. herkes zeki. olmadi; cocugu, kardesi zeki arkadas. ne oluyor bunlara buyuyunce onu bilmiyorum asil.
  • daha cok bi ebeveyen ee "olayidir" netekim her ebeveynin cocugu super zekidir.
  • bir illüzyonun göstergesidir. insanlara küçüklüklerinde iş yeri arkadaşı muhabbeti yapılamaz. çocuklar kadın gibi şımartılır, ortamı izleyenler koro halinde çocuğun zeki olduğuna karar verir*.
  • armutun küçük çocuklarda zekayı açtığını okuyan babamın bana yedirdiği armutlar sayesinde çok zekiymişim ben de. gülmeyin.
  • bir anne yanılgısı da olabilir. kesin büyüyünce geçer.
  • yoldan karşıya geçerken elimden tutmak isteyen anneme 'ben kendi elimi tutarım!' deyip kendi elimi tutarak karşıya geçmem bizimkilere göre büyük bir zekanın göstergesi. bu durumda ben de herkes gibi küçükken çok zeki oluyorum fakat beni bu önermenin doğruluğuna asıl ikna eden şu ki; bu yaşıma gelip de hala elinden tutulmanın mantığını kavrayamamanın neresinin zeka göstergesi olduğunu anlayamıyorsam demek ki gerçekten de küçükken zekiymişim ben, sonradan aptallaşmışım. karşıdan karşıya geçerkenki yaratıcılıktan eser kalmamış.
  • ben altı yaşımdan beri ortalama bir zekaya sahibim, yani öyle cin filan olmadım hiç. ama herkes hep çok zekimişim gibi davrandı yıllarca, bozmadım tabi. acaba ortalama hesabında mı bir kelek var? çocuklardaki afacan bakışın zeka ile ilgisi yok bence, tipik bir farkındalık bu olana bitene. daha fazla farkında olan daha zeki görünebiliyor. musluk ve havuz sorularını anlamadan çözdüğümü itiraf etmeliyim. beşinci sınıfta anayasa ve meclis ile ilgili konuları hiç öğrenememiştim. neyseki bunlar değişiyormuş ara ara. darbeyi filan tam kavrayamadım uzun süre misal. turgut nereye koşuyo ya da emrah yetiş dediklerinde aval aval baktım uzun süre. neyseki sonra anlaşılıyomuş. zor olmadığı halde küçükken anlaşılamayan çok konu varmış. eh çok zeki olmak anlamayı kolaylaştırmıyor diyebilirsiniz. hatta zorlaştırdığı durumlar daha fazladır da diyebilirsiniz.

    nice arkadaşımız tornacı çırağı oldu, öğlenleri ve akşamları pestilleri çıkana kadar top oynadılar, zekice bir hareket gibi görünüyor. bu da ayrı bir hikaye. eskiden okumazsan mahalledeki bir atölye'de imalat sektörünün bir neferi olman kaçınılmazdı. ne alakası var diyen küçük ve zeki arkadaşları duyar gibiyim. büyüyünce görüşürüz.
  • buna inanan küçükler, büyüdüklerinde de hala çok zeki olduklarını düşünürler...