şükela:  tümü | bugün
  • özellikle filmlerde mutluluktan ağlayan insan gördüğünde ağlamamak için kendisini zor tutan insandır.
  • mutsuzluk kavramı olmadan mutluluk kavramını tanımlayabileceğini sanan insandır. herkes mutlu olsa, herkesin mutlu olduğunu hangi referansa dayandırarak anlayacağız. en azından bir adet mutsuz lazım.
  • şu klişelerle gelenler yok mu, vereceksin odunu kafasına. "ama mutşuz inşanlay lajım, yotşa ne bilicen mutluluyu?"

    yok ya, al ben de şunu diyorum: ver her insana bir takım temel varlıkları, karşıla bir takım gereksinimlerini mutsuz olan hasetten, kıskançlıktan mutsuz olsun? ben anlarım ordan kendi mutluluğumu. illa başkasının yoksulluğuna, sıkıntısına mı ihtiyacım var kendimi anlamam için?

    düşünsenize adam gariban, misal çocuğu hasta; bu çıkmış karşısına "ama işte sosyal darvinizm bik bik, ama işte sıkıntı da lazım bik bik". ıslak odun diyorum müdür biliyor musun sen onu?

    herkesi mutlu görmek isteyen insandır. işin kötüsü aslında olmayacak bir şey olmadığını bilip bu yüzden kendisi de kısmen mutsuz olan insandır.
  • ütopyayı kovalayan insandır. herkesin mutlu olma ihtimali, benzer şekilde herkesin mutsuz olma ihtimaline eşittir. sıfır.

    insanların mutlu olmasına giden yol bazı insanların mutsuzluğundan geçiyor. acı gerçekler, naparsın.
    hiç olmadı, bırakın biraz çabalasın, boşa kürek çektiğini fark eder de bu isteğinden vazgeçer zaten.
  • gerçekte son derece mutsuz olan ve mutluluğu bulma umuduyla tüm enerjisini başkalarını mutlu etmek için harcayan, ancak beklediği ilgi veya teşekkürü kolay kolay alamayan mutluluk perilerinin insan da vücut bulmuş halidir. bir nevi kendi ömrünü törpüledikleri söylenebilir.
  • benim. mutluluk güzel şey, herkes olsun isterim. bunu dünyayı sevgi kurtaracak gibi saçma sapan romantik bir bakış açısıyla söylemiyorum. sevgi bir şeyi kurtaramaz. ama neden istemeyelim? birinin mutlu olmasını istemiyorsanız ona karşı kötü duygular besliyorsunuz demektir. neden insan insanın kötülüğünü istesin? bence ışid militanları da mutlu olsun, yazık o çocuklar da beyinlerini kendi iradeleriyle yıkatmadılar ki. sanki biz benzer bir coğrafyada doğup da pek çok güzellikten mahrum kalmış olsaydık, islam öğretileriyle kafirlere karşı öfkeyle dolsaydık farklı şeyler mi yapacaktık?

    insan zavallı ve aciz bir canlıdır. kafası pek çok şeye basmaz. kafasının basmadığına da kafası basmaz. anlamadığını anlamaz, yanlış anlar, anladığını sanır. onun da ötesinde varlığını kendisi tercih etmemiştir. zaten tercih hakkı da yoktur. dünyaya fırlatılır, eğitilir, öğretilir, çevresinde gördüklerinden sonuçlara varır, kafası çalışıp bir şeyleri anlayabilecek yaşa geldiğindeyse hayata dair çoğu şeye zaten inandırılmıştır. zengin olsa bile bunalıma girer, tükenir, varoluşsal acı çeker, fakirinin acısının zaten haddi hesabı yoktur. toplanıp da parayı ortak dağıtalım, herkes birbirine yardımcı olsun, erkek erkeğe sikişiyorlar diye, derisinin rengi farklı diye, onların çizdiği toprak parçasının sınırı bizimkinin dışında kalıyor diye, onlar başka şeylere inanıyor, bizim inandıklarımıza inanmıyor diye başka toplumları öldürmemize gerek yok diyebilecek kolektif bilince de sahip değildir. böyle acınası bir varlığın mutlu olması dışında ne isteyebilirsiniz ki?

    hadi onu da geçtim, birinin mutlu olmamasını istemek içinizdeki öfke veya nefretin göstergesidir. öfke veya nefret gibi olumsuz duygular da başkasından çok size zarar verir. ayrıldığınız eski sevgili için de geçerli bu. mutlu olmasın, allah onun belasını versin diyorsanız bu sizin içinizdeki kapanmamış bir defterin, veya kapanmamış bir yaranın, çözüme kavuşturulamamış bir meselenin işaretidir. bunu kendinize de yapmayın. yaşadıklarınız her neyse takıntı haline getirip kendiniz için namütenahi bir olumsuzluk kaynağına dönüştürmeyin. siktir edin gitsin. siktir edince de zaten herkes için istediğiniz gibi onun da mutlu olmasını istiyorsunuz otomatik olarak. en güzeli de bu.

    bir de herkes mutlu olursa mutsuzluğu nereden bileceğiz, mutsuzluğu bilmezsek mutlunun mutlu olduğunu nasıl anlayacağız diye bir soru var. insan şeyleri 'zıddıyla' değil 'diğeriyle' tanımlar. gerçi diğeri bir zıt olarak ifade etmek de mümkündür ama kullandığımız anlamıyla bir şeyin bir başka şey olmadığını anlamamız için onu doğrudan veya tamamen zıddı olmasına gerek yoktur. mesela elmanın elma olduğunu anlamamız için armuda ihtiyacımız yoktur. elma olmayan başka şeylerle kıyaslayarak elmayı elma olarak tanımlayabiliriz. mutluluğu da bu şekilde tanımlamak mümkündür. mutlu olmak için mutsuzluğa ihtiyaç yoktur. gerçi kendi varoluş evreninde ayırt edilebileceği başka şeylere ihtiyaç vardır ama onların mutluluk olmaması mutluluğun doğrudan zıddı olan mutsuzluğa ihtiyaç duyduğumuz anlamına gelmez.

    velhasıl, zaten olacak bir şey değildir herkesin mutlu olması ama istenebilecek güzel bir şeydir. düşüncesi bile hafif bir mutluluk vermeye yeter. kendiyle ve çevresiyle savaş içinde olmayan hiç kimse de bundan farklı bir şey istemez zaten. gerçi savaş içinde olmanın da farklı tanımları var ve bu da bir gereklilik ama herkesin mutlu olabilmesi, herkesin şimdiye göre daha mutlu olabilmesi için verilmesi gereken mücadeleyle insanın zihninde beslediği tükenmez öfkeden kaynaklanan içsel savaş farklı kavramlar. herkesin mutluluğu için, öfkeyle değil daha iyiye duyduğumuz istekle savaşmak en iyisi.
  • bir başkasının mutsuzluğu seni mutlu mu edecek ?
  • yaşadığı acılar nedeniyle olgunlaşmış insandır.

    benzer şeyleri başkalarının yaşamasını istemez..
  • hayat yormuştur,kimseyle ama hiç kimseyle mücadele etmeye gücü kalmamıştır,genellikle iyilik yapmıştır ama hep madik atılan olmuştur günün sonunda.