şükela:  tümü | bugün
  • herkesin suratının asık olduğuna bakmayın insanlar gülümsemeye tebessüme yer arıyor. geçen okulda kahvaltı yapıyorum televizyonlar açık herkes haberlere odaklanmış. izmirde kar yağınca yolun ortasında zeybek oynayan amca haberi çıktı. etrafıma bir baktım 2 dk önce boş uykulu gözlerle asık suratla duran her insan istisnasız gülümsüyordu. dünya 5 dk güzel bi yer oldu sonra tekrar terör haberleri,şehit haberleri. çok normal insanların asık suratlı olması.

    not: teşekkürler zeybek oynayan amca.
  • türkiye için geçerlidir. ankara için kesinliktir.
  • yurt dışından gelince ilk farkedilen.

    cinselliğe dair her şeyin yasaklandığı ve bastırıldığı ülkede, sevişemeyen, seviştiği zaman bunu beceremeyen ya da erken boşalan iktidarsız bireylerden oluşan bir toplum mutsuz olmaya mahkum.

    bu toplumun büyük çoğunluğu duygusal olarak yaralıdır.

    geçenlerde bir araştırma vardı, evli kadınlara en son ne zaman orgazm oldunuz diye soruyordu. yeminle çoğunluğu hatırlamıyorum dedi.
  • geçenlerde bi sohbet esnasında yabancı uyruklu biri sordu bunu bana "neden sizin ülkede herkesin yüzü mutsuz" şeklinde.

    soran da mutluluklar ülkesinden gelmiyor he, filistin doğumlu israil pasaportlu bir dönem italyada yaşamış bi abimiz.

    hadi avrupayı anlarım da adam filistinde bile insanların mizacinin daha gülümser olduğundan bahsetti. ve benin yüzüm biraz daha mutsuzlaştı.
  • onlarca sene önceki edebi eserlerdeki türk insanının profiline baktığımızda bile eskiden beri öyle olduğunu görürürüz. zannedersem içimize işlemiş bu hüzün, sinir, mutsuzluk...

    -tramvayda hiç kimse gülümsemiyordu. hepsinde yük taşıyan insanların yorgunluğu ve bezginliği var. tramvay onları bir tarafa götürmese, hepsi, oldukları yerde senelerce kalacaklarmış gibi ezik ve bitik. hepsinde bir bedbinlik. en küçük sebeplerle kavgaya bahane arıyorlar. (peyami safa - fatih harbiye)

    -bugün fransızca okumak, sürekli giysi değiştirmek, moda yapmak çılgınlıklarından, soğukluklarından, boş bir burun büyüklüğünden, anlamsız ve uygunsuz bir üstünlük savından başka bir şey yoktu... alafrangalık bir veba gibi içimize girmiş, dudaklarımızın gülümsemesini silmiş, elbiselerimizi parçalamış, pabuçlarımızı atmış, güzelleştiren kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı. eşyamızı, giysilerimizi değiştirirken ruhlarımızı da değiştirmişti; her şey yalan, her şey sahte, taklit oldu. mutluluk uzak bir düşe, erişilmez bir düşünceye dönüştü. adetlerimizle birlikte sevinçlerimiz de söndü. şimdi şaşkın ve acılı bir kuşak... her şeyden nefret eden, her şeyi kötü ve karanlık gören, berbat, hasta, iyileşmesi olanak dışı bir kuşak, ah şimdiki hastalıklı ve veremli bir çevre! (ömer seyfettin - bahar ve kelebekler)
  • nasıl gülsün suratlar? dün 4464 kişin ihraç edildiğini öğreniyorsun haberlerden. kısa bir empati kuruyorsun. hain damgası yemek, ne biliyim kaç yaşından sonra iş görüşmelerine gitmek, cv doldurmak, bekleyen taksitler kiralar borçlar???
    offf daral geldi.
    güleni siksinler.(her iki anlamda da)
  • "insanlar gülüyordu de,
    trende, vapurda, otobüste
    yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle"

    cem karaca'nın yıllar önce hep kahır şarkısında dile getirdiği durumdur. ayrıca geçmişten günümüze hiçbir şeyin değişmediğinin de acı göstergesidir.
  • metrobüste olduğunuza işarettir. ulan mütebessim bir kişi mi olmaz? hiç kimse mi birbiriyle sohbet etmez? sanırsın arka dörtlüde cenaze var.
  • evet çevremizdeki çoğu insanın suratı asık, nerdeyse kimse hayatından memnun değil. ama işin daha kötüsü mutlu insanlara tahammül kalmadı. çok denk geldim metroda bir grup genç mutludur, sohbet eder keyifler yerinde kahkahalar ve şakalar havada uçuşur ve haliyle kontrolsüz bir şekilde sesleri de birazcık yükselir. çevrenin tepkisi;
    1- ters ters bakma
    2- nıç nıç nıç diye sikimsonik sesler çıkarma
    3- az sessiz olun bilader diye uyarma.

    burada aslında rahatsızlık veren şey gürültü vs değildir. evet insanların mutlu insan görmeye tahammülü yok maalesef.