*

şükela:  tümü | bugün
  • türkiye için geçerlidir. ankara için kesinliktir.
  • onlarca sene önceki edebi eserlerdeki türk insanının profiline baktığımızda bile eskiden beri öyle olduğunu görürürüz. zannedersem içimize işlemiş bu hüzün, sinir, mutsuzluk...

    -tramvayda hiç kimse gülümsemiyordu. hepsinde yük taşıyan insanların yorgunluğu ve bezginliği var. tramvay onları bir tarafa götürmese, hepsi, oldukları yerde senelerce kalacaklarmış gibi ezik ve bitik. hepsinde bir bedbinlik. en küçük sebeplerle kavgaya bahane arıyorlar. (peyami safa - fatih harbiye)

    -bugün fransızca okumak, sürekli giysi değiştirmek, moda yapmak çılgınlıklarından, soğukluklarından, boş bir burun büyüklüğünden, anlamsız ve uygunsuz bir üstünlük savından başka bir şey yoktu... alafrangalık bir veba gibi içimize girmiş, dudaklarımızın gülümsemesini silmiş, elbiselerimizi parçalamış, pabuçlarımızı atmış, güzelleştiren kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı. eşyamızı, giysilerimizi değiştirirken ruhlarımızı da değiştirmişti; her şey yalan, her şey sahte, taklit oldu. mutluluk uzak bir düşe, erişilmez bir düşünceye dönüştü. adetlerimizle birlikte sevinçlerimiz de söndü. şimdi şaşkın ve acılı bir kuşak... her şeyden nefret eden, her şeyi kötü ve karanlık gören, berbat, hasta, iyileşmesi olanak dışı bir kuşak, ah şimdiki hastalıklı ve veremli bir çevre! (ömer seyfettin - bahar ve kelebekler)
  • yurt dışından gelince ilk farkedilen.

    cinselliğe dair her şeyin yasaklandığı ve bastırıldığı ülkede, sevişemeyen, seviştiği zaman bunu beceremeyen ya da erken boşalan iktidarsız bireylerden oluşan bir toplum mutsuz olmaya mahkum.

    bu toplumun büyük çoğunluğu duygusal olarak yaralıdır.

    geçenlerde bir araştırma vardı, evli kadınlara en son ne zaman orgazm oldunuz diye soruyordu. yeminle çoğunluğu hatırlamıyorum dedi.
  • geçenlerde bi sohbet esnasında yabancı uyruklu biri sordu bunu bana "neden sizin ülkede herkesin yüzü mutsuz" şeklinde.

    soran da mutluluklar ülkesinden gelmiyor he, filistin doğumlu israil pasaportlu bir dönem italyada yaşamış bi abimiz.

    hadi avrupayı anlarım da adam filistinde bile insanların mizacinin daha gülümser olduğundan bahsetti. ve benin yüzüm biraz daha mutsuzlaştı.
  • sabah kalktığımda yüzümü yıkamak için lavobaya gittiğimde aynada asık suratımı görmekten bıktım..eskiden ne kadar pozitif ve mutluydum oysa...
  • sabahtan akşama kadar it gibi çalışıp çalışmanın karşılığını alıp ya da alamayıp ama iki halde de borç içinde, yorgun , uykusuz, gelecek hayalleri kurmak ama gerçekleşmeyeceğini bilmek, sadece günü kurtarmak ay başını iple çekmek gibi sebeplerden dolayı çoğumuzun suratının asık olması normaldir. eğer bu durumlarda surat asık değilse o zaman ufaktan tırlatma da eklenmeye başlamıştır.
  • herkesin suratının asık olduğuna bakmayın insanlar gülümsemeye tebessüme yer arıyor. geçen okulda kahvaltı yapıyorum televizyonlar açık herkes haberlere odaklanmış. izmirde kar yağınca yolun ortasında zeybek oynayan amca haberi çıktı. etrafıma bir baktım 2 dk önce boş uykulu gözlerle asık suratla duran her insan istisnasız gülümsüyordu. dünya 5 dk güzel bi yer oldu sonra tekrar terör haberleri,şehit haberleri. çok normal insanların asık suratlı olması.

    not: teşekkürler zeybek oynayan amca.
  • genellikle büyükşehirlerde görülen durum.

    bi de arkadaş bak şubat ayı geldi, hala maaşa zam yok, hatta lafı bile geçmedi, bugün maaş yattı 150 tl eksik. artış beklerken olan da eksildi bes mes ayağına. şimdi soruyorum size, benim yüzüm niye gülsün amk?
  • gelin biz bunu değiştirelim. asık suratlı da olsa göz göze gelince gülümseyelim, biz gülelim sürekli.
    ülekmizde insanların aslında asık suratlı olmasında sorun yok, çünkü yaşadığımız koşullar bizi asık suratlı olmaya zorluyor.
    biz yine de umudumuzu kırmayalım, gülelim tebessüm edelim.