şükela:  tümü | bugün
  • bazı insanlar konuşmalarında, sohbetlerinde ortak konuya iştigal ederler; bu konuya kendi yaklaşımlarını belirtirler; sohbet sıkıcı olmasın diye gayret gösterirler. kimileri karşısındaki ile ilgili sorular sorar. anlarsın ki, rabbena hep bana yapmıyor bu kişi. sohbetin bir paylaşım olduğunu; herkesin içindekileri dökerek rahatlaması gerektiğini bildiğini görürsün.

    fakat bazıları da vardır ki, karşısındaki ne hissederse hissetsin; isterse sıkıntıdan bayılsın; yine de kendi bildiklerini anlatıp dururlar. mesela iki saat boyunca bir zirzopun tapu, yapı işleri, harita ofisi bilmemne evrak maceralarını dinlersin. komik olmayan köy anılarını anlatır beriki; diğeri eski işyeri anılarını anlatır vs.

    bir de bunlar hayat görüşlerinin de facto kabul edildiğini varsayarak kollarını sıvarlar. yani onların vatanseverliği, milliyetçiliği, solculuğu, inançsızlığı, değerlere saygısı, okduğu okullar, hayat görüşü filan neyse o işte; onun değerlerini zaten kabul ettiğimizi varsayar.

    şimdi sonucu söyleyeyim; instagramınız, yol hikayeleriniz, alıp sattıklarınız, değerleriniz ve inançlarınız, yaptığınız iyilikler, gördüğünüz kötülükler; yani siz; tüm deneyiminizle ve zırvalarınızla bir bok değilsiniz. kendi adıma konuşmam gerekirse sikimde de değilsiniz. sizin konularınız, sizin yaşam biçiminiz bir bok değil. insan sizi, belki bi' zaman işim düşer diye onaylar gibi görünüyor. bu bir strateji değil tabii. sadece idare ediliyorsunuz.

    bir gün gelecek, insanlar, birbirlerinin düşündüklerine saygı duymadıklarını hayretle öğrenecekler. sizin dışınızda kalan dünyanın hiç de masum yorumlar yapmadığını göreceksiniz. neredeyse hiçbir şey bulamayacaksınız candan olan. hepsi tiyatroydu. herkes kendisine çok inandı. bu aptallıktı. ama onların tek derdi arzularını tatmin etmekti. bu uğurda her şey satılabilir. bildiğini konuşan insanın sırtını sıvazlarız. bakalım neler koparabileceksiniz bu hayattan, ehe.