şükela:  tümü | bugün
  • bu aralar en çok istediğim ihtiyaç duyduğum seydir.
  • kendinden de kaçabiliyorsan sorunsuz bir eylemdir.

    sürekli kaçmak da yorar be.
  • sürekli olanını bilmiyorum. ama geçici olanına dair biraz fikrim var. bir insanı bu konumu almaya zorlayan bir çok sebep olabilir. sebebi her ne olursa olsun lehinize dönüştürülebileceğiniz bir durumdur bu. herkesten soyutlanıp kendinizi tanıyabileceğiniz, kendinizi ortaya çıkarabileceğiniz bir, fırsat demeye dilim varmıyor ama evet bu bir fırsattır. naçizane tavsiyem sebepleri üzerinde yoğunlaşmak yerine kişisel gelişiminize ağırlık verin.
  • don sandalio'nun da dediği gibi, "...ben insanlardan nefret etmekten ziyade korkuyorum."

    onların aptallıklarını görmek ve buna tahammül etmek don sandalio için işkenceden ötedir. "ruhlarının sözlerini duymaktan kaçıyorum ve aptallıklarının bulaşmasından korunmak için yalnız olmak istiyorum."

    fakat onlardan uzak bir yaşam sürdürdüğümüzde, gerçekten huzurlu bir yaşantımız olacak mıdır? asıl sorulması gereken soru budur. yalnız kalmamızın, izole bir hayat sürmemizin temel nedenleri, onların aptallıkları. küçük oyunları, çıkarları ve iğrençlikleri olduğunu bilip; onlardan tamamen soyutlandığımızda bu kez kendimizle baş başa kalmamız daha büyük bir sorun teşkil etmeyecek midir? bir başkasına tahammül edemeyen kişiliğimiz, kendimize tahammül edebilmesi ne kadar süre boyunca mümkün olacaktır. bunun farkında olan don sandalio, şöyle der:

    "beni çeken zaten onların budalalıkları. ve öfkelenmek, tahrik olmak için buna ihtiyacım var."

    kendimizden aşağılık insanları görmek, onların cahilliklerini, aptallıklarını bilmek ve bunun bize getirdiği garip bir rahatlık ve nefret duygusu yok mudur? hiçbir şeye nefret etmeden yaşamanın nelere mal olabileceğini nereden bilebiliriz? aslında daima düşlediğim bir yaşam tarzı olsa da, bir gün bu düşe kavuştuğumda, bu yaşama da katlanabilecek miyim? gerçekten kendimle baş başa bir hayat sürebilecek miyim? deneyip görmekten başka bir şansım yok.
  • bir zamanlar böyleydim. salaktım. toydum. şimdiki kıvama gelmemiştim. bir gün yere çömelip secde pozisyonunda dua ettim. allahım, insanlardan çok korkuyorum, korkuyorum onlardan... ne olur bir daha karşıma kimseyi çıkarma, kimse olmasın, ne olur, yaşamayı seviyorum ama insanlardan korkuyorum, ne olur koru beni onlardan diye defalarca sayıklayarak, salyalarım aka aka ağladım. sonra bir şey oldu. bir güç geldi ve özel hayatımda kimseyi ciddiye almamaya başladım (çok sevdiğim ve dostum olan bir kişi dışında) ve yıllar geçtikçe anladım ki, sizin hayatınızda size iyi gelecek, ders olacak, tecrübe kazandıracak, gelecekte size tebessüm olacak kişiler bir şekilde kaçsanız da giriveriyorlar hayatınıza. onların hatalarından, günahlarından siz ders alıyorsunuz. kötülüğün, hainliğin, sahtekarlığın ne kadar uzağında olduğunuzu görüp iyi ki böyleyim diye şükrediyorsunuz. ve böyle kişileri artık bir bakışta anlayabilecek ustalığa erişiyorsunuz. ona göre muamele yapıp ciddiye almıyorsunuz ve hayatınıza sokmuyorsunuz. demem o ki, tanıdığımız insanların hiçbiri tesadüf değil. hepsinden bir kazanımımız oldu. bazen onlar bizim sınavımız olur, o sınavın hakkını verir ve alnımızın akıyla çıkarız. bazen onların karması biz oluruz ve bize ettiklerini hayat mutlaka çıkarır karşılarına. inanın bu böyle... zamanla her şeyi daha net görüyorsunuz. kimseden kaçmayın. öyle ya da böyle hayatınıza dokunacak kişiler siz engelleyemeden sızacaklar hayatınıza... görevlerini yapıp gidecekler. sizin de onların hayatında bırakacağınız kalıcı izler, unutulmayacak dersleriniz olacak. kendinizi akışa bırakın. gelecek olan, gelecek. bunu engelleyemezsiniz.
  • bir yerde yakalanırsınız. hiçbir şey sonsuza dek sürmez.