şükela:  tümü | bugün
  • insan nefsinin ve tüketme isteğinin belli bir limiti olduğunu varsayıp buna göre ihtiyaçların karşılanmasını öngören fakat üretimin sürekliliği ve bolluğunun sağlanmasının tüketme isteğine bağlı olduğunu gözden kaçıran kollektivist slogan
  • (bkz: sosyalizm)
  • sosyalizmin bir üst evresi komünizmde uygulanacak olan sistemin anlatıldığı kısa ve öz cümle.

    komünist topluma henüz geçilememiş sosyalizm evresinde "çalışabilir durumdaki herkes çalışır ve herkes çalıştığı kadar alır" ilkesi geçerlidir.çünkü sosyalizmde çalışmak bir "zorunluluktur".

    komünizmde ise üretici güçlerin muazzam gelişimiyle ortaya çıkan bolluk sayesinde çalışmak zorunluluk olmaktan çıkmış ve "zevk" olmuştur artık.
  • sakat bir anlayış. tamam. insanların yeteneklerini belirleyebilirsin, insanlara yetenekleri ölçüsünde iş verebilirsin (ki oldukça zorlu bir süreçtir bu). ama insanların ihtiyaçlarını nasıl belirleyeceksin? tepedeki göbekli bıyıklı bir adam mı belirleyecek insanların ihtiyaçlarını?

    "herkes çalıştığı kadar alır" deniyor bir de. işte sorun da burada aga. insanların ne kadar çalıştığını kim ölçecek? çok çalışan ama boş çalışan da çok alacak mı? insanların çalışmasını ölçecek adamın görevini suistimal etmemesini nasıl sağlayacaksın? küçük çaplı bir şirkette bile çalışanların performansını ölçmek sanıldığı kadar kolay değilken ve adaletsizlikler oluşuyorken koskoca ülkede hatta dünyada bu sistemi nasıl oturtacaksın?
  • gerçekleşebilmesi, yeteneklerle üretilenlerin toplamının ihtiyaçlar için tüketilecek miktara eşit olmasını gerektiren mottodur.
  • aslinda platon'un ideal devletinin de uzerine kurulu oldugu temeldir.

    kendisinin egitim demokrasisi dedigi sistemle sinif farki gozetmeksizin herkesin cocugu devlet tarafindan egitilir ve belli asamalarda sinavlar yapilarak eleminasyona tabi tutulurlar. bu sayede herkes yetegine gore ayristirilmistir. ve sonrasinda herkesin, yaptigi isler goz onunde bulundurularak, ihtiyaclari karsilanir. mesela guclu kuvvetli saglikli olanlara daha fazla kadin verilir ki dollerini ilerki nesillere aktarabilsinler.

    imla:edit
  • insanları çiftlik hayvanları seviyesine indirmeyi amaçlayan saçma sapan bir düşüncedir.
  • komünizmin temel direği olan ifadedir. bizzat marx'ın ifadesidir.

    işçiler bütün anamalın kontrolünü ellerine alacak, herkesin ihtiyaç duyduğunu almaya yetecek kadar şeye sahip olduğundan emin olacaklardı ve böylece kimsenin aç kalmasına ya da uygun giyecek ve barınağı olmadan yaşamasına gerek kalmayacaktı.

    aleni bir istenilen ütopyadan bahsediyordu aslında marx. ve bu ütopyanın peşinden koşacak milyonlarca insan olacağından muhakkak ki habersizdi.
  • marx'tan çok evvel platon'un ağzından sokrates tarafından sağlıklı bir devlette benimsenilmesi gereken düstur olarak dile getirilmiştir. biraz tefekkürle, harmoni sağlanabilen küçük çaplı sistemlerde bunun gerçeklenebilirliğine kani olunabilir. olmayacak iş de değildir. dejenere bir örnek de olsa köylerdeki imece usülü çok çok eskilere dayanmaz. salt iktisadi olarak düşünüldüğünde belli bir raddeye kadar orta ve hatta büyük ölçekli sistemlere de uyarlanabilir. işin enteresan ve instabiliteyi artıran, kaosun elini çok daha fazla güçlendiren yanı burada başlıyor zaten. bu kadar basit bir kuralın implementasyonu, diğer pek çok sosyal alanda yeni kuralları gereksiniyor ve aynı sokrates'in yaptığı gibi memlekette okunacak şiirlere kadar karışmaya gidiyor iş.

    bilgisayarcı olduğumdan cs üzerinden bir analoji yapacağım. aslında bu direkt olarak matematiksel bir örnek. aslında örnek de değil direkt bir tanımlama diyebiliriz. sisteminiz karmaşıklaştıkça elinizdeki parçaların (component) birbiri ile olan etkileşimlerinin doğrulanması gerekir. normalde atomik bir parçanın, sadece kendisinin verifikasyonu neredeyse trivyaldir. sisteminiz salt o parçadan oluşsaydı, tamamen tutarlı (consistent), dışardan gelen girdileri en az şekilde işleme tabi tuttuğunuz görece esnek bir sisteminiz olacaktı. ama birbiriyle asimptotik olarak sonsuz sayıda ilişkiye sahip, sadece iki çok basit parçayı bile bir sistemde cem etmeye çalıştığınızda bir anda intractable bir problemle baş başa kalıyorsunuz. aslında bu düsturu benimsemiş cesur ülkeler de bu durumun acısını çektiler. kimi gelen girdiyi, sonsuz işlemlere tabi tutup sistemin kasnaklarını parçalamayacak kıvama getirmeye çalıştı.(bkz: sscb). kimi girdi kanalını tamamen kapattı, zaten bu durum sisteminizin gerçek-zamanlılığını kaybetmesine ve artık işe yaramaz bir örnek olmasına yol açar.(bkz: kuzey kore). tabi lokaliteyi dıştalayarak konuşulduğunda durum böyledir. lokalite işleri tamamen tersine çeviremese de belli bir fonksiyonalite sağlayabilir.

    velhasılı, bu acayip bir slogandır. insanlık tarihinde dönem dönem buna dönüşlerin kaçınılmaz olarak olacağını düşünmekteyim. bu sloganın belli bir biçim kazandırma cüretinde bulunduğu çok eski bir probleme, yine bu slogan doğrultusunda bir çözüm getirmenin, günün araçlarıyla mümkün olmadığını düşünmekteyim. ama tarihin şu anki kesitinde deneyimlediğimiz şimdilik bilgisayar devrimi olarak adlandırılsa da aslen bir bilinç devrimi olan bölümünde bu teorik limit aşılabilir.