şükela:  tümü | bugün
  • bu hakikat biçimi alman filozof heidegger'in ''dasein'' (orada-insan) kavramıyla açıklanır. buna göre dasein, tarihte konumlandırılmış, sınırlı ve ölümlü bir varlık olduğu için objektif bir hakikate kendisi için ulaşabilmesi mümkün değildir. haliyle tarihsel olmayan hiçbir olgu ya da olay olmadığı gibi tarihsel olmayan bir hakikat de düşünülemez.

    peki tarihsel hakikat nedir ?

    varlığın, her bir farklı vakıada kendisini dasein'a açmasıdır. yani dasein'ın, tarihsel süreç içerisinde farklı farklı hakikatler tecrübe etmesidir.

    her bir tarihsel vakıanın ortaya çıkardığı hakikatin bir başka tarihsel vakıadan farklı oluşundan ötürü pek çok farklı hakikatin var olması durumudur. (abdullah başaran - postmodern felsefe, edebiyat, nekahet)

    hakikat(ler) sabit ve tek değildir, zamana ve insanın kapasitesine göre değişir, mutlak bir hakikate ulaşmak diye bir şey yoktur. insanların yaşamış olduğu bireysel tecrübeler ve birbirleriyle olan etkileşimleri bu hakikatlerin çokluğunu gerek sanal ortamda gerekse kozmopolit yaşam alanlarında kendisini gözler önüne sermektedir.

    hakikatlerin çokluğu, insana başlangıçta bir kafa karışıklığı sunsa da 'yaşanılan tecrübe' detayı bu karışıklığı giderici noktadadır. gerçekten insan, hakikatin metafizik bir anlatı şeklinde sunulmasından ziyade onu yaşayarak tecrübe etmeyi daha çok ister ve o varlığın hakikat olduğuna dair bir şüphesi kendisi için kalmaz.

    yine hermenötik (yorumsal-tecrübi) hakikatçiliğin kendinden menkul şekilde ''çoğulculuk''un önünü açması durumu şaşırtıcı değildir. bu çoğulcu düzen beraberinde bir kaosu getirmesinden ziyade hiçbir fikrin birbirine üstün gelemeyecek kadar zayıf (yani haklılık noktasında benzer kanıtların sunulması durumu) ve noksanlıklarının farkında olmasına yol açar, nitekim öyledir de. tahakküm kurulamayacak olan hakikatler dünyasında yapılması gereken yegane şey 'müsamaha' göstermektir. tüm hakikatler birbirleriyle yaşama olgunluğunu göstermek durumundadır zira birini diğerinden daha üstün (doğru) olduğunu kanıtlayacak şey kendisi değildir ancak siyasi güç ve toplumsal hegemonya istisna.