şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ingeborg bachmann ile paul celan'ın mektuplaşmalarının kitabı. henüz sadece almanca, umalım ki yakında ingilizce, türkçe ... kitabın adını da şimdilik kalp zamanı olarak çevirelim, ama ahmet cemal elbette daha iyi bir çeviriyle karşımıza gelecektir.

    ingilizce bulabildiğim tek pasajı buraya eklemek isterim. bachmann'dan celan'a:

    "sometimes i'd like nothing better than to get away
    and come to paris, to feel you touch my hand,
    how you touch me completely with flowers and then
    not to know again where you come from and where
    you are going. to me you come from india or a more
    distant dark, brown land, to me you are the desert
    and the sea and everything secretive. i know nothing
    about you and that is why i am so often afraid for you,
    i cannot imagine that you are doing the same things
    the rest of us are doing here, i should have a castle
    for us and bring you to me, so that you can be
    my enchanted lord, we will have many tapestries
    in it and music and invent love. i have often thought
    that 'corona' is your most beautiful poem, it is the
    most perfect anticipation of a moment where everything
    becomes marble and exists forever. but here it is not my
    'time' . i hunger for something that i will not get, everything
    is flat and vapid, tired and used-up even before it is used.
    in august i will be in paris for just a few days. don't ask
    me why, but be there for me, for one evening, two, or
    three. take me to the seine, we want to look down
    into it for a long time until we've become small fish
    and recognize each other again."
  • turkuvaz yayınlarından çıkan ve ingeborg bachman ile paul celan'ın birbirlerine yazdıkları mektupları biraraya getiren kitabın adı.

    arka kapakta şunlar yazıyor:

    " savaş sonrası viyana'sında tanıştılar: toplama kampından sağ çıkmış bir yahudi şair ve felsefe öğrencisi bir genç kadın. birbirlerine âşık oldular. celan'ın gönderdiği gelinciklerle dolu odasında ona aşk ve özlem dolu mektuplar yazdı bachmann. celan da ona. biri yalnızdıkalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan sahip olmak istedikalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan öteki başkalarına da gönül verdi zaman zaman. farklı şehirlerdekalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan farklı ortamlarda yalnızlıklarına çare aradılar. koptularkalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan birleştilerkalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan ölene kadar birbirlerine yazdılar. birinin ölümü sularda oldukalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan birininki ateşte. geriye özlem dolukalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan hüzün dolukalp zamanı - ingeborg bachmann - paul celan şiir dolu mektuplar ve fotoğraflar kaldı. 20. yüzyıl alman edebiyatının en önemli iki adı arasındaki aşk bugüne kadar bilinmeyenleriyle bu mektuplarda. "
  • bu yakarış dolu satırlar, ricası üzerine bademlerden saydığımız celan için:

    “bazen buradan ayrılmaktan ve paris’e gitmekten, ellerimi tuttuğunu, bana çiçeklerle dokunduğunu hissetmekten başka bir şey arzulamıyorum, sonra nereden geldiğini, nereye gittiğini de bilmek istemiyorum. benim için sen hindistanlısın ya da daha da uzak, karanlık, kahverengi bir ülkeden; benim için çölsün sen, denizsin, sır olan her şeysin. hâlâ hiçbir şey bilmiyorum senin hakkında ve bu yüzden senin için korkuyorum, bizlerin burada yaptığı herhangi bir şeyi senin yaptığını hayal edemiyorum, ikimiz için bir saray kurmalı ve o sarayın içinde benim sihirli efendim olabilmen için seni yanıma almalıydım, orada halılarımız ve müziğimiz olacak, orada aşkı bulacağız.

    sık sık düşündüm, senin en güzel şiirin ‘corona’, her şeyin mermere dönüştüğü ve ebedileştiği bir ânın çok önceden kusursuz bir biçimde gerçekleşmesi o. ama buradaki ben için ‘zaman’ olmuyor. elime geçmeyecek bir şeye açlık duyuyorum, her şey sığ ve tatsız, yorgun ve daha kullanılmadan yıpranmış.

    ağustos ortasında paris’te olacağım, birkaç günlüğüne. neden, niye sorma bana, ama benim için orada ol, bir akşamlığına ya da iki, üç... beni seine nehri’ne götür, küçük balıklara dönüşene ve birbirimizi yeniden tanıyana kadar bakalım sularına.”

    24 haziran 1949, viyana
  • ''sevgili paul,

    kasım geldi. ağustos’ta yazdığım mektup hâlâ burada duruyor; her şey o kadar hüzünlü ki. belki beklemişsindir mektubumu. hâlâ kabul eder misin onu?

    çok az şey söylediğimi, sana yardımcı olamayacağımı hissediyorum. gelmeliydim oraya, sana bakmalı, seni çıkarıp almalıydım, seni öpmeli ve kayıp gitmemen için tutmalıydım, günün birinde geleceğime ve seni geri getireceğime inan lütfen. kocaman bir denizin açıklarına sürüklendiğini büyük bir korkuyla görüyorum, ama kendime bir gemi inşa edip seni kaybolduğun yerlerden geri getireceğim. sen de bunun için biraz çaba harcamalı ve işimi zorlaştırmamalısın. zaman ve pek çok şey bize karşı, ama zaman, kendisinin içinden kurtarmak istediklerimize zarar vermemeli.

    hemen yaz bana, lütfen, benden haber almak isteyip istemediğini de yaz, şefkatimi ve sevgimi kabul edip edemeyeceğini, sana herhangi bir şeyin yardımı olup olamayacağını, ara sıra hâlâ elini bana uzatıp uzatmadığını ve içinde ışık olmak istediğim ağır rüyayla beni karartıp karartmadığını yaz.

    bana yazmayı dene, bana sor, yüreğinde ne varsa hepsini yaz!

    senin çok yakınındayım,
    ıngeborg’un.

    viyana, 24 kasım 1949.''

    oysa geri getiremez bu satırları yazan ingeborg. sandığı kadar yakınında değildir çünkü. sandığı kadar uzağında da.

    "ve ben indiriyorum kırbacımı
    sırtına, çoktan sönmüş bir yıldızın.
    yalnızca bir kez yavaşlatıyorum adımlarımı, senin nankör dudaklarını
    öpmek için, saçların dizginlere dolanmış
    bile, ve pabuçların kumlarda sürükleniyor.

    hâlâ duymaktayım soluğunu
    bir de hançer gibi sapladığın
    o sözcüğü."
  • hemen her gün " ahhh ıngeborg" gibi derin iç çekişlerle okuduğum kitap. bir insan nasıl böyle güzel sever örneğini vermiş bir kadın, bu sevginin yükü altında ezilmiş bir adam.. benim pencereme yansıyan tablodan farksız olmayan...
  • ıfistanbul kapsaminda gösterime girecek olan(bkz: the dreamed ones) ülkemizdeki isimi, kitapla aynı adı taşıyan kalp zamanıdır.
  • ingeborg bachman - paul celan mektuplasmalarindan olusan kitap.

    "sevgili paul,

    her zamanki gibi işim çok, güzeli de var, beni tatmin etmeyeni de, soluk alacak zaman bile bulamıyorum. günler uçup gidiyor, değişmez olanı hatırda tutmak zor. yine de her zaman ve her an biliyorum bunu, bu değişmezlere sen de dahilsin. *hiçbir şey bunu değiştiremez, benim bir parçam hep senin yanında olacak, senin bir parçan da hep benim yanımda.

    ingeborg..."