*

şükela:  tümü | bugün
  • tu$larin ufakligi basilma olayini cok zor kilar, pekcogu, ozellikle casio olanlari nispeten kaliteli olup data bank ozelligi de ta$ir. cogu ilkokul ogrencisi icin cok degerli bir hediyedir. o ya$ta pek cekici geliyor herhalde...
  • hala isportada falan bulunabilmektedir.
  • bir de oyunu vardı o saatlerin.hatta şimdiki nokia yılanından falan çok daha eelenceliydi.tabii 0.5 kalemle basılmaktan tuşlar içine göçerdi o olurdu
  • casio firması çıkartmıştı ilk olarak bunları 1983-1984 yıllarında; o yılların “koskoca hesap makinesinin” (facit devrinden yeni çıkılan o yıllarda) teknoloji marifeti ile nasıl küçücük bir kol saatine sıgdırıldıgının ispatı ve atarili saatlerden sonra; ilk okullarda 80 li yılların en çok prim yapan aletlerinden biriydi bunlar;
    bunları takan arkadaşlar “aritmetik” sınavlarından ısrarla daha iyi not aldıklarını iddia ederlerdi

    daha sonra bu saatlerin (özellikle ilkokul yaşlarındaki çocuklar için) ne kadar gereksiz bir sey oldugu çıktı ortaya da (“kareli gomlekten muhendis oldugu anlamak” başlığı altında ayrıca incelenen allahlıkortodoks” mühendis modeli adamlar dışında) kimseinin kolunda görünmez oldu bu hesap makineli saatler; hala bir iki parti üretiliyorsa “allahlık mühendisler” icin üretiliyordur sanırım, zira ben yaklaşık 10 yıldır bu saatlerden takarak (bir şekilde) ya da sınıfa “game watch” götürerek hava atmaya çalışan yolunu şaşırmış ve “ahmak” bir küçük arkadaşımızı göremedim baya bir dikkat etmeme ragmen

    (bkz: muhendissin degil mi)
  • çıkışı mesela benim ortaokul yıllarıma denk gelir. 1983 filan. o vakitler gerçekten büyük bir ilgi uyandırmıştı veletlerde. teneffüste, derste, öğle tatilide cip cip cip bunun oyunuyla oynayan tipler türedi ve hızla çoğaldı. ben ise daha o vakitlerden matematik konularında tembel ve teknolojiye ilgisiz birisi olduğumdan tevessül bile etmediydim. ama en yakın arkadaşlarım maalesef bu saatlere aşık olmuşlardı. ben ne kadar "ulan bırakın saati oyunu, öküz muhabbeti edelim, karı kız geyiği çevirelim, top oynayalım" desem bunlar o kadar oyuna dalardı. hatta bu saatler sınıf içindeki katmanları dikine kesmiş, "hesap makineli saati olanlar" grubu yaratmıştı, bozulmuştum epey, hatırlarım. ama nedir tavrımı bozmadım. bu başlangıç esasen tüm hayatımı etkilemiş ve atari mevzularının uzağından geçmeme sebep olmuştu,hatta bilgisayar hadisesine de iş gereği mecbur kalınca bulaşmıştım. bakın bir hesap makineli saat ve bir ergenin yalnızlığı nelere yol açıyormuş. işte böyle sevgili günlük.
  • japonya'dan gelen amcaoglu sayesinde sifreli bolumlerine (casio olanlar icin) sifresiz girebilme karizmasina sahip oldugum saatlerdi. bilimum kisilere (karsi cinsin de bulundugu ortamlarda) kemik bulmus kopek heyecani ile denemis ve rustumu ispat etmistim, simdi hatirladim. bazi andon arkadaslarim benim karizmama nail olabilmek icin diger andon yontem ile (sifreli bolumun hafizasini resetleme olayi ile, ki onu ninem de yapardi) sifreli bolumlere penetre etmeyi denemis, reset sonucuna rastladiklari icin saat sahiplerinde az sopa yememislerdi.

    o saatler ozeldi, ayri konu. o zamanin ortaokul cagindaki veletlerinin karne hediyesi idi, beslenme saati geyiklerinin bas objesi idi. platonik askin karsiniza o zamanlar babasi cikan ev telefonunu sifreli bolumde "askim" diye saklama luksu vardi, arkadaslarin sifreli bolumdeki insanlarin kim oldugunu sorgulama hakki vardi vs. ozel bir saatti, kisilik de katiyordu kullanicisina o yaslarda. kizlarda olmazdi hic, sahipleri hayal kurardi bu saatlere sahip olan yada sahip olmak isteyen kiz var midir diye? seneler sonra, muhendis bir bayanin kolunda rastlamistim yeni modeline (hatta tv uzaktan kumandasi fonksiyonu bile vardi) "istersem parabol bile cizerim" diyerek tanitmisti saatini bana. vay be demistim, bugune kismetmis gormek..

    ha benim hic olmadi ama ekmek yedim saatin gizli bir fonksiyonundan, o ayri konu. bazilari icin cocuklugun basladigi, bazilari icinse cocuklugun bittigi bir saatti hesap makineli saatler.

    (bkz: nesnelere anlam yuklemek)
  • bi de dokunmatik olanlarından vardı bunların. diğerlerine göre daha az bulunduklarından ve daha az dikkat çektiklerinden dolayı sınavlarda kullanımı rahattı nispeten... ancak ben bu saati satın aldıktan sonra kümeler, sonra fonksiyonlar ve polinomlar gibi aritmetik işlemlerin görece az olduğu soyut işlemlerin ağırlık kazandığı bir döneme girmiş bulunduk. dolayısıyla hiç bi işe yaramadı benim dokunmatik saat; bize havuz problemi, bölme, çarpma, çıkarma ve toplama da göstermediler bi daha. x'ler ve y'lerle uğraşmaktan imanım gevredi, duvara çarpıverdim ben de bir süre sonra. ve hemen bir casio fx hesap makinası aldım, saati de vardı.
  • o zamanlarin en teknolojik (teknolojik derken minimum hacimde maksimum islevsellik) aletleri olduklarindan kelli illa ki dogubank vesaire turu yerlerden kacak olarak alinirlardi. hediye olarak alindiklarinda biraz daha sizlanip bir ust modelini aldirabilirdiniz, ha bi ust modelde ne mi vardi? tabii ki daha fazla hafiza. sinifta 4-5 kisilik bir casio databank kullanici grubu olustugunda hafizasi en cok olan (herkeste en cok 10 ya da 15 kayit bulunmasina ragmen) ortamda hemen siyriliverirdi. 50lik databank ile 200luk bir olur muydu hic?

    bi de bunlarin siyah plastik ve yalandan metal gorunumlu olanlari vardi, plastiklerden alanlar ilerde muhendis, metallerini alanlar yonetici oldular. ayrica cok da $ahane su gecirirdi, en ufak nemde mnakoyulurdu saatin.
  • dijital kavramı keşfedilmeseydi, üzerine facit konularak yapılması muhtemel olan saat çeşidi.
  • su geçirdiği külliyen yalan saatler.bunlarla denizin dibine dalar,yüzeye çıkınca da suyun altında ne kadar süre kalabildiğime bakardım.kıssadan hisse, üzerindeki "water resist" ibaresinin hakkını sonuna kadar verirlerdi.90 lı yıllarda piyasaya sürülen gelişmiş modellerinde ,30 ila 50 numaralık tel no database i,geliştirilmiş kronometre mevcuttu.hatta kronometresiyle kim daha erken durduracak oyununu oynardık.üzerinde facit olsaydı, herhalde 0.5 uçlu kalemlerin çıkrık biçiminde olanlarından kullanmak zorunda kalırdık diye düşünüyorum.*