şükela:  tümü | bugün
  • gecelerce uyuyamadiktan sonra musterileri birer birer hastanelik olmakta olan the fat ducki saglik taramalari bitene kadar kapatmis olan molekuler gastronomi uzmani. taramalar sonucunda birsey bulunmaz ve de hastaliga noro virusu salgininin sebep oldugu ortaya cikarsa rezili rusvan olmaktan kurtaracak...
  • time'a konu olmuş gastronomi kimyageri. alaşımları arasında mandalina+tereyağı+tavuk ciğeri kombinasyonu var ki, bir ömür yemesem "lan bu ne ki?" demem.
  • pişireceği kazın lezzetli olması için ona şefkat gösteren, çok beğeneceği yemler hazırlayan insan.
  • 27 mayıs 1966 doğumlu ingiliz şef.

    https://www.facebook.com/heston.blumenthal.73/
  • çok acaip 24 kitchen şefi. aslen kimyager. michelin yıldızı da varmış falan.

    arada denk gelirsem izlerdim kendisini ancak hep bi uzak bulmuşumdur kendime. bi kere tam bir soğuk ingiliz tipi var adamda, hatta katil afadersin. cidden restoranında zehirlenen biri falan varsa bu herif azar azar civa vererek öldürmüş olabilir.
    yaptığı yemeklere de sevgi katmadığı ortada. 31 gram sütü 10 gramlık yumurta ile 8,53 dakika çırpıp 183 derece fırında 12,3 dakika pişiriyoruz falan gibi şeylert söylüyor genelde programlarında
    ancak kendisini yılbaşı programında affettim.

    şimdi sibiryaya gidip ren geyikleriyle haşır neşir oldu bu. etinin tadına baktı tahmin edersiniz. tadına baktı da denemez hayvan gibi yedi hatta hayvanı. böbreğine kadar götürdü.
    şimdi bu programda herşeyi yiyip yiyip sonra gidip kendisi olması gerektiğini düşündüğü haline getiriyor ya yemekleri, ren geyiğini nasıl pişirsem nasıl yemeliyiz sorusunun cevabını arıyor efendim bir yandan yerken.
    sonra durdu ve yılbaşı için noel babanın yardımcılarını pişiremem bu doğru olmaz dedi. bunu söylerken bi gülümseme oluştu yüzünde.
    o anda affettim onu sözlük. aslında iyi biri sadece tipi sert.
    sonra yılbaşı için ren geyiği tatlısı yaptı. ren geyiği sütünden dondurma yani
    o an şunu da hatırladım
    önyargı iyi bişey değil. zaman vermek lazım insanlara
  • 24 kitchen da programı yayınlanan şefler içinde en aykırısı. yemek yapmanın ardındaki matematiği çözmeye çalışan (reklamlarında söylenen şekliyle) simyacı. amacı zaten yemek tarifi vermek değil. "mevcut bir yemeği mükemmel hale nasıl getirebilirim" in peşinde

    pembeleşinceye kadar kavur, bi taşım kaynat, çok az tuz ekle gibi birşey duyamazsınız bu adamdan. bir programında pişen eti termal kamera ile çekerek ısının et yüzeyinde nasıl dağıldığına bakmıştı.

    aslında bize çok soğuk gelse de ingilizler onu herhalde işini layığıyla yapan bir profesyonel olarak görüyorlar. aynı şeyleri bir türk şef türkiye'de yapsa bu kadar ilgi göreceğini düşünmüyorum.

    haa bir de 3 michelin yıldızı sahibi olmasından dolayı da okkalı daşşak sahibidir. olm 1 değil 2 değil 3 michelin lan. (bkz: michelin yıldızı)
  • moleküler mutfak ve moleküler gastronomi bilgisiyle, harikalar yaratan şef .
    sanirim suan icin, moleküler gastronominin sembolü heston'dir.
  • kaçık herifin teki*
    zaten resmini görünce kaçık birisi olduğunu anlıyorsunuz. ancak kaçık olduğu kadar mükemmele yakın yemek tariflerine sahip. şu an için moleküler gastronomi alanının peygamberi niteliğinde birisi.
  • dünyanın en iyi şeflerinden birisi. gastronomiye bir çok şefin aksine daha bilimsel bir bakış açsıyla yaklaşır ve kimyayı kullanarak bir yemeğin en ideal yapımını gösterir. dünyanın en iyi ve en popüler restaurantlarından birisi olan the fat duck'ın sahibidir. ancak burada yer bulmak neredeyse imkansız olduğu ve mekanda yemek 300 pounda mal olduğu için bir çok işi yine bray'de ve mekanın yakınında bulunan the crown veya the hind's head'i tercih eder. bu iki yer de, heston'a ait olup çok çok daha ucuz yerlerdir ancak hem heston'ın halk arasında popüler olmasını sağlayan yemekleri satarlar hem de yer bulma konusunda sorun yaşamazsınız. hatta yarın için bile yer var. üstüne hind's head 1 michelin yıldızına sahip.

    zaten the fat duck ayrı bir dünya. mekan pazar ve pazartesi günleri kapalı. diğer günler ise saat 12:00-13:15 ve 19:00-20:15 arasında hizmet veriyor. yani sadece öğlen ve akşam yemeğine gelebiliyorsunuz. mekanın oturma kapasitesi 40 kişiyle sınırlı ve herkesin özel bir şefi oluyor. yemelerin servis edilme şekliyse çok ilginç. mesela zamanında menüde olan bir deniz ürününü sipariş ettiğiniz zaman yanında ipod'la geliyordu ve ipod'dan denizin sesini dinleyerek atmosfer değiştiriyordunuz. aynı zamanda sadece rezervasyon ile çalışıyor bu mekan ve en az 2 en fazla 6 kişilik yer ayırtabiliyorsunuz. bu arada bu yıl yaza kadar gitmek imkansız çünkü 30 hazirana kadar bütün masalar dolmuş durumda.

    ancak ingilizlerinin genelinin kendisini sevdiğini söyleyemem. genelde tarifleri çok uğraştırıcı ve saatler aldığı için "ben bu yemeği yapana kadar ölürüm" diyerek beğenmiyorlar ve çok snob bulup dalga geçiyorlar.
  • malzeme bu kadar mıncıklanmaz, malzemeye bu kadar el kol sokulmaz, bu kadar eziyet edilmez. yanlış şeyler bunlar.