şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ukte dolması)

    ordan burdan yükselen "evlen", "evlen" seslerini duydukça, evlenenlere şirkette ekstra tatil imkanı verildiğini gördükçe, zam istediğimde "evlen" önerisinin geldiğini düşündükçe daha bir inandığım önermedir. bunla da bitmez, işyemeklerine, işyerindeki sosyal aktivitelere kızarkadaşınızı götüremezsiniz, aile yemekleri samimi eşdost yemeklerine götürme çabasına girseniz bile bir sürü şey açıklamak zorunda kalırsınız. ah bi de sevgilinizle gittiğiniz tatilde çift kişilik yataklı bir oda isteme halinde nelerin başınıza geleceği fıkra konusudur. karamizah yapmayalım yeri değil şimdi.

    ah bi de çocuk mevzu. var sevgili bir arkadaş lezbiyenlerin toplum tarafından zorunlu/sahte bir kısırlaştırılmasından bahsetmişti. çocuk sahibi olmanız için heteroseksist bir yapı içinde kadın ve erkekten oluşan bir aile kurmanız ve kutsal aile bağı ile bağlanmanız lazımdır.

    hukuk karşısında eşcinsel çiftlerin haklarından bahsetmeyeceğim, çünkü hak vb şeyler yoktur. sevdiğiniz insana senelerce beraber yaşadığınız evi, eşyaları bile bırakamazsınız. zira bizde miras bırakma birkaç hal dışında söz konusu değildir; o da bırakma şeklinde değildir ya(bkz: mirastan iskat)

    altalta yazılıp sayılacak o kadar şey vardır ki. hapishanelerde tutun, yatakhanelere kadar. ama sinir bozucudur bunları yazma çabasına girip de hatırlamak dahi. ha tabi bi de eşcinseller arasında heteroseksüelliğin yüceltilmesi olayı ve heteroseksist roller çerçevesinde yaşanılması düşünülen hede hödeler vardır. hiç girmiyim.

    (bkz: heteroseksuellere sorulmayan sorular)

    (bkz: eşcinsel görünüm)
    (bkz: dilde seksizm)
    (bkz: reklamlarda cinsiyetçilik)
    (bkz: heteroseksizm)
    (bkz: seksizm)
    (bkz: heterofobi)
    (bkz: bifobi)
    (bkz: toplumsal cinsiyet)
    (bkz: glass ceiling)

    ve tabi slogan misali; sevginin cinsiyeti olmaz
  • "aksi olup da, arkamdan 'bireysel dayatma' olacağına varsın böyle olsun" dedirten önerme.
  • içinden çıkılmaz hale getirilmeye çalışılan kişisel abartı. (bkz: avogadro sayisi)
  • heteroseksüelliğin toplumsal bir dayatma olduğunu en iyi gözlemleyebileceğimiz yer de yine eşcinseller ve eşcinsellere bakış açısıdır. eşcinsel çiftlerde eşcinsel bireylerin erkek ve kadın rollerini oynadıklarını, eşcinsellere bakan heteroseksüel olduğunu düşünen gözlerin de aynı cinsten bireylerde yine bir kadın ve bir erkek görmeyi beklediklerini rahatlıkla farkedebiliriz.
  • "ya ibnelik nedir arkadasim.. arkadan dayatmadir.."

    dunyanin en yuzeysel adami
  • "sen dayatmaya bu kadar meraklıysan toplum sana ne yapsın be can" diyenler de çıkabilir. ülkenin mozaiğidir, renktir deyip geçilmelidir.*

    (bkz: dervişin fikri neyse zikri de odur)
  • toplumun bir kısmı bir kimliği dayatıyor diye o kimliğe sahip herkese dayatmacı gözüyle bakan bir şaşkının aforizmasıdır. miyopluğu/astigmatlığı bir tarafa bırakıp, kim size neyi dayatıyor, ona bir karar verin önce. ben bu toplumun heteroseksüel bir parçasıyım ama kimseye bir bok dayattığım yok. sadece ben değil, benim gibi bu toplumda kimsenin cinsel tercihine karışmayan/cinsel tercih dayatmayan bir kesim de var, ama sen hızını alamayıp "herkes aslında biseksüel doğar" vb saçmalıklara dayanıp işi heterofobiye vurursan, belli kesimin sana yönelen dayatmasını meşrulaştırmış olursun, farkın kalmaz.

    sözü geçmişken heterofobiklerin homofobiklerden çok daha tehlikeli olduğunu da belirteyim. zira homofobik kesim, heteroseksüel çoğunluğun ufak bir kısmı, ama görünüşe göre heterofobik kesim homoseksüel kısmın büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor.
  • toplumun bireyleri ama özellikle erkekleri alışılagelmiş kuralları çerçevesinde şekillendirmesi neticesinde heteroseksüelliğin bir yaşam biçimi olarak erkeklere zorla kabul ettirildiğini ortaya koyan önermedir.

    erkek toplumlar için güç, soyun devamını sağlama, liderlik, kalkınma gibi olgularla tanımlanagelmiştir. daha doğarken onun için neyin doğru olduğunun hükmü verilmiştir. sert olacak, katı olacak, cesur olacak, güçlü olacak, acımasız olacak, ağlamayacak, savaşçı olacak gibi. erkeğe kendi iradesi dışında yüklenen bu kavramlar yüzyıllardır onun sırtında kambur olmaktan başka bir işe yaramamıştır.

    tercihleri konusunda da toplumun erkeğe biçtiği rol aynıdır. dünyada iki cinsiyet vardır erkek ve kadın. bunun dışında bunun harici bir cinsiyeti toplum tartışılmasına bile onay vermeden reddetmiştir. aslında toplumu biçimlendiren dogmalardır yani inanışlardır, bu reddedişin sebebi. yoksa hiçbir toplum cehaleti bir erdem olarak görmez. ne toplumlar vardır ki, her düşünce veya fikir özgürce tartışılır, reddedenler olduğu gibi kabul edenlerde olur ve o kabul edenler toplumun hışmına uğramaz. genelde batı toplumları çok sancılı bir gelişim evresinden sonra böylesi bir nitelik kazanmıştır.

    konumuza döner isek. erkeğin erkek olmaktan başka bir seçeneği yoktur, bazı toplumlarda. misal muhafazakar tüm toplumlarda bu böyledir. oysa bazı durumlarda doğar iken bir erkek, çok özel bir armağan ile doğar. bir ayrıcalıktır bu. ince bir ruha, duyarlı bir kalbe, zarif bir bedene sahip olur. işte böyle olunca çoğu toplum biçimlendiricileri tarafından hemen aforoz edilir. hor görülür, hasta olduğuna inanılır, baskıyla dönüştürülmeye çalışılır. oysa ne hastadır ne de dönüştürülmesini gerekli kılan bir ayıba sahiptir. öyle doğmuştur ya da tercihi sonradan öyle olmuş fark etmez, saygı duyulması gerekirken kendisine tam tersi yapılır ve her türlü aşağılamaya maruz kalır.

    toplumlar ama özellikle geri kalmış toplumlar erkeğe sadece kadınlarla beraber olmayı şart koşan heteroseksüelliği dayatırlar. farklı tercihleri reddederler. erkek tercihinde ısrar eder ve eşcinselliğini yaşamayı seçerse o vakit onu yok ederler.

    işte tüm bu yazılanlar ışığında bir erkek çıkıp gönül rahatlığıyla kendisine dayatılan heteroluğu reddetmelidir. doğasına aykırı bir kimliği içine sindiremediğini özgürce söylemelidir. özgür bir toplumda ise bunu yapabilecektir ama tersi bir durumda ne yazık ki, yaptığı an ya öldürülecektir ya da hayatının yaşanmaz kılınması için her türlü baskılara maruz kalacaktır.

    ama yılmadan, dur durak bilmeden kendi doğrularını savunmalı ve kimliği için mücadele etmelidir.