şükela:  tümü | bugün
  • memleketteki heykel varyasyonu ve belediyelerin heykele olan yaklaşımı sınırsız olduğundan, her heykeli atatürk sanar oldum. o kadar birbirinin aynısı ve yenilikten yoksun heykeller ki; karşısına geçip de bakmak bile vakit kaybı geliyor, altındaki pirinç levhada kimin heykeli olduğu yazmazsa otomatik olarak atatürk olarak etiketliyorum.

    asıl adı yahya kemal parkı olan, halk arasında serencebey parkı, sözlük semalarında ise eti park olarak bilinen, beşiktaş ile yıldız teknik arasındaki parkta da, yine yeni yeniden at üstünde kumandan heykeli görünce bıkkın gözlerle ilerledim. yahya kemal'in oturan, naif bir heykeli vardı zaten; dev bir heykel dikmek de neyin nesi derken fatih sultan mehmet'in adını gördüm. kabataş'ta heykel bölümü öğrencilerinin heykellerine bakarken keyif alan, hele ki çalışanlarına falan denk gelirsem bankta oturup izleyen aylak bir adam olarak, fatih sultan mehmet heykeli'ne, yeni bir şey bulurum belki diye baktım. daha önce gördüğüm binlerce sıkıcı heykelden hiçbir farkı yoktu. ne geçmişteki kahramanlıklar aklıma geldi, ne de fetihler. aynı şeyi bitmek bilmez bir ısrarla devam ettiren, suyunu çıkaran ve yeni bir şeyler sunacağına, geçmişte yaşayan kahramanları aşırı yüceltmekten başka hiç bir iş yapmayan zihniyeti düşündüm. ne katıyordu dev bir fatih heykeli? insanların kafasını bile çevirip bakmadığı heykellerin bir replikasını daha yapmak, benden başka kimseyi bunaltmıyor muydu? heykel demek, geçmişte yaşayan önemli şahısları kalıba döküp ülkenin her tarafına mı yaymaktı?

    ilhan koman'ın akdeniz heykeli gibi muhteşem bir örnek il sınırlarındayken, at üstünde kumandan modasının uzun zaman önce bitmesi ve insana yeni perspektifler kazandıracak heykellerin her tarafta olması gerekiyordu. şahsen, geçmişte yaşayan kumandanlarla ilgili hiçbir problemim yok; ama yaşasalardı kendi suretlerini her tarafta görmekten onlar da bıkardı yahu. bunu anlayamayacak ne var, ben asıl onu anlamıyorum.
  • heykeller güç algısı üretir ve algı yönetimi aracıdır.

    tarih boyunca her rejim idaresi altındaki insanların o ülkede gücün kimde olduğunu sürekli hatırlamaları için şehirlere heykel kondurmuştur.

    çünkü insanların çoğu soyut düşünemez.

    sadece somut ve maddi sembollerden etkilenirler.

    dev gibi bir heykelin verdiği psikolojik etkiyi ne posterler ne de marşlar verebilir.

    bu sebeple her yönetim kendisinden öncekinin heykellerini yıkar ve kendi heykelleriyle değiştirir.

    heykel yapamıyorsa bu açığı devasa dini mabetler ve anıt saraylarla kapatmaya çalışır.

    yani güç bir semboller savaşıdır.

    bir ülkede birbirine zıt iki dünya görüşünü yan yana içeren semboller varsa iki ihtimal vardır.

    a) ülkede bir rejimden diğerine net bir geçiş sağlanamamıştır. yönetim ve halkın kafası karışıktır.

    b) eski rejim artık tehdit oluşturmadığı için sembolleri sadece tarihi eser olarak korunmaktadır.

    hiç bilmediğiniz bir ülkeye gitseniz bile şehirlerindeki heykel ve sembolik binalardan o ülkenin yönetim düşüncesini ve insanlara hangi algının hakim olduğunu anlayabilirsiniz.
  • türkiye'nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki osman gazi büstüdür. bu büst 1914-1918 arasında sivas valisi muammer bey'in girişimiyle hafik-zara yolu üzerinde yapılmıştır. gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları 'taş dikenler' olarak adlandırmışlardır. ilginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. bu heykel 1937'de yine sivas valisi nazmi toker tarafından kaldırılmıştır.
  • tarık tarcan ve funda ersin'in oynadığı 1988 yapımı film. sinema tarihimizin en psikopat sahnelerinden birini (hatta en psikopatını) içerir.

    --- spoiler ---

    heykeltıraş gencimiz, sevgilisinin heykelini yapmaktadır. bitinceye kadar kimsenin görmemesi için de günün sonunda heykeli, önündeki perdeyi çekip gizlemektedir. gelin görün ki sevgilisi buna feci bir yamuk yapar (daha doğrusu gencimiz öyle zannediyordu hatıladığım kadarıyla). düşünceli bir halde gencimiz evine gelir. arkasında heykelin bulunduğu perdeye doğru bakar, bir anda evinde bulundurduğu balyozu perdeyi bile açmadan (yüzünü bile görmek istemiyorum hesabı sanırım) heykele doğru savurur. perde bir anda kana bulanır. çünkü durumdan haberi dahi olmayan sevgilisi, gence süpriz yapmak amacıyla perdenin arkasına geçmiştir.
    işin ilginç yanı, ilk balyoz darbesinden sonra perdeye bulaşan kana rağmen durmayıp ikinci hatta üçüncü kez bayozu indirmiş olmasıydı.

    --- spoiler ---

    *
  • ahşap, metal veya taş
    hangi malzemeden olursa olsun
    iyi olan, bana bakan,
    kalbime dokunan heykeller
    beni düşündürür çok düşündürür.

    iyi bir heykele baktığımda
    insan olduğumu anlarım,
    sanata inanırım ve hatırlarım,
    gücümü ve güçsüzlüğümü bilir
    edebiyata şiire ve resme inanırım,
    sabahattin ali'leri
    ömer hayyam'ları
    severim.

    heykel, dünyaya uzun bir bakıştır
    az değil çok sevmeyi öğretir
    yüzeyden değil derinden bakmayı öğütler.

    heykelden korkanlar aslında insandan korkuyordur,
    heykelden rahatsız olanlar kendileri gibi düşünmeyenleri sevmez
    heykelden nefret edenler insanlardan nefret eder
    heykelleri yıkanlar hayvanları da sevmez
    heykelden korkanlar düşünmeyi de sevmez
    heykel sevmeyenler itaati linç etmeyi sever
    heykel sevmeyenlerin estetik duyguları zedelenmiştir
    heykelleri yıkanlar nezaket nedir bilmez
    heykel sevmeyenler simgeleri sever,
    simgeler için ölür, simgeler için öldürür.

    heykeller bize yol gösterir, nereden döneceğini
    nereye doğru gideceğini sessizce anlatır.

    bir heykelin kafası yoksa orada muhakkak insan vardır,
    bir heykelin kolu yoksa orada muhakkak bir insan vardır
    heykel insan öldürmez, insan heykeli öldürür.

    heykeller kafa kesmez, intihar saldırısı düzenlemez
    heykeller "benim gibi düşünün yoksa ölün" demez
    heykeller, saçına başına eteğine kızlık zarına karışmaz
    heykeller, sakalına bıyığına göre insanı sınıflandırmaz
    heykeller sınırlandırmaz, kimlik kartı istemez, harita bilmez
    heykeller çocuklara ve kadınlara tecavüz etmez
    heykellerin parası yoktur, cenneti ve cehennemi de yoktur
    sanıldığının aksine hiçbir heykelin dini de yoktur,
    ve hiçbir heykel kendisine tapınılmasını talep etmez.
  • bir tabloya bakmak için geri çekilirken çarptığınız nesneye heykel denir...
  • - icra edeni, kendisinden daha degerli olan.

    sanata olan ilgim, o sanati icra eden kisisel yeteneklerin arkasinda kaliyor kimi zaman. mesela su an, dakikalardir su heykele bakip "bunu yapan insan, insan mi gercekten?" diyorum kendi kendime. i na nil maz! http://i.imgur.com/bguf5ha.jpg
  • 2 hafta önce başladığım bir sanat dalı. oldum olası güzel sanatlara ilgim vardı. vaktim olduğunda istanbul modernde ve istiklaldeki diğer sanat galerine gider yakından incelerdim. bir heykel gördüğümde gider bakardım. bir keresinde dakikalarca taksim cumhuriyet anıtının yanına gidip bakıp 4 plandan da incelemiştim. polisler tuhaf tuhaf bakmışlardı. 2 hafta önce internetten araştırdım gittim atolyeye ben geldim dedim adamlar da hoşgeldin dediler. başladım çamurla uğraşmaya çok eğlenceli spatulayı vuruyorum burun çıkıyor. ağız çıkıyor. kişi kendinde sahip olmadığı bir güç olduğunu hissediyor. keşke 10 sene önce başlasaydım.
  • bazı memleketlerde, put ile eşdeğer görülen, sanatsal yapıtlardır.
  • bir mekandaki boşluğu şekillendirerek, üç boyutlu yeni bir form yaratma kaygısı taşıyan plastik sanat türü.