şükela:  tümü | bugün
  • dün ptt'den eve bir kağıt bırakmışlar. oğlan okuldan eve döndüğünde bulmuş kağıdı. fotoğrafını çekip whatsapp'tan atmış, altına da "ehi ehi gene mi ceza yedin" yazmış. kağıt, karayolları otoyol bakım işletme şefliği başmühendisliği'nden bir tebligatımın olduğunu ve mahalle muhtarından bu tebligatı almam gerektiğini muştuluyor.

    benim de ilk aklıma gelen, oğlanın aklına gelenle aynı şey oldu, lakin önceki tecrübelerime dayanarak trafik cezalarının muştucusunun emniyet genel müdürlüğü olduğunu hatırladım. yine de riske girmemek için oğlana aynı iletişim kanalından mesaj attım, dedim "olum anana gösterme o kağıdı, benim çorap çekmecesine koy, ben geldiğimde ordan alırım." velet anında cevap verdi: "ıphone 6s alıcana söz verisen olur." anlık bir reaksiyonla boş bulunup: "hassiktir ordan piç!" yazmış bulundum. aklım başıma gelir gelmez ilk tepkimi çeşitli emojilerle (gülücük, tren, panda, utangaç gülücük, spor ayakkabı) yumuşatmaya çalıştımsa da kendisi o andan sonra bir daha çevrim içi olmadı.

    artık tebligat kâğıdını, buzdalabının üstüne yapıştırdığına ve ok işareti şeklindeki magnetlerle de etrafını süslediğine emindim. nitekim ilerleyen saatlerde hanım mesaj attı "yine mi ceza yedin uğursuz!" yazmış. bu kez daha tedbirli davrandım, "ya ne alakası var canım benim, belki de başka bişeydir" yazdım. hanım "he he başka bişeydir, belki de karayolları başmühendisi yeni yılını kutlama için tebrik kartı atmıştır." yazdı. derhaller çılgınlar gibi gülücük emojisi yapıp "güzel espiri valla" yazdım. hanım o andan sonra bir daha çevrim içi olmadı.

    gören duyan da beni gün aşırı ceza yiyorum sanır amk. 2015 yılında yediğim total toplamda 3 ceza var;

    1-hatalı park (fahri müfettiş yazmıştı)
    2-kırmızı ışıkta geçme (mobese tespit etmişti)
    3-sürüş esnasında telefonla konuşma (baldız aramıştı)

    bu cezalardan 3.sü hariç hepsi benim suçumdu, kabul ediyorum, esasen 3.yü hanımın sülalesine yıktım ama daha ödemediler insafsızlar. fakat cezaların ortak özelliği, hepsinin önce eve oradan da mahalle muhtarlığına gelmiş olması. muhtarlıkta da genelde muhtarın kendisi olmuyor, onun yerine ekseriyetle oynak kızı duruyor. kız her seferinde ikametgah belgesi alacağımı sanıp bilgisayarın başına geçiyor ama ben tebligat deyince yüzünde gülücükler açıyor ve "isim neydi suret bey?" deyip, erotik bir tarzda zarf balyasını avuçluyor. muhtarlığa gide gele bigün baştan çıkıp, âzâlarımı zapt edemeyip, ilk yerel seçimde aza adayı olucam, o olacak yani.

    her neyse, vardiyalı çalıştığım işim gereği, o akşam eve gidemediğimden tebligat zarfına ancak ertesi gün sabah saatlerinde kavuşacaktım. sabaha kadar çeşitli alternatifler üzerinde düşündüm, karayollarında ben ne suç işlemiş olabilirdim?

    -karayolları işaret ve işaretçilerine ateş etmişliğim yok zira ateşli bir silahım yok!
    -karayollarına pet şişe, boş teneke kutu, sigara paketi vs çöp atmışlığım yok zira çöp kutusu bulana kadar çöpümü torpidoda, kapı gözlerinde taşıyan bir insanım. en azından, o iri yarı kel abi, kamu spotunda atmayın güzel kardeşim! diye bizi tehdit ettiğinden beri, bu konuda çok duyarlıyım. inanın o abi ne dese yaparım, sigarayı bırak dese bırakırım, arabayı istese gram tereddüt etmem veririm. fevkalade çekiniyorum kendisinden.
    -evet, otoban kenarında sağa çekip tenhada işemişliğim var ama bunun uzaydan-uydudan filan görünmesine imkan yok. neticede türk erkeğinin ortalama penis boyu nedir yani!

    iş bu düşüncelerle tüm gece uyuyamadım, zaten zırt pırt vaka çıkıp duruyor, insan nöbette uyuyamıyor amk! not: ambulans şöförüyüm. (yani kırmızıda geçmek, bizim için meslek hastalığı, ayıkü müsün hacı!)

    neyse efendim sabah olur olmaz, tüm trafik kurallarına riayet ederekten direk mahalle muhtarlığımıza ulaştım. muhtarın sevimli ve güzel kızını, boyoz ve yumurta yiyip çayını yudumlarken buldum. beni görünce elindeki fincanı yavaşça masaya bırakıp, tebligat zarflarına uzandı. sonra "belki bu kez güzel bir haberdir, zarfı birlikte açalım mı" dedi. "olur tabii" dedim ve kız zarf açacağını diliyle boydan boya ıslatıp, yavaşça zarfın köşesinden daldırdı. zaten o sırada ben boşalmışım. yok lana şaka şaka, bu kez pos bıyıklı muhtar babası vardı, suratıma bile bakmadan tebligatı verdi.

    açtım, okudum, 184 tl hgs ihlali idari para cezası yemişim, 2014'ün mayısında adapazarı gişelerden 2 kez usulsüz geçmişim. ilk şoku atlattıktan sonra düşündüm de, ulan ben ömrümde adapazarı'na gitmiş görmüş insan değilim! yani yok arkadaş bu işte bir yanlışlık var! ama adres benim, tc kimlik benim, plaka tutuyor! dedim sikicem ha yaptığınız işi! üç katlı büyük istanbul tüneli yapıcaz diye, adam sikiyonuz demek ki!

    iş bu duygu ve sövgülerle eve vardım, hanıma telefon açtım, dedim böyleyken böyle. hanım sağ olsun, makul karşıladı "olur canım ya sıkma sen canını, cana geleceğine mala gelsin" filan diyor, beni teselli etmeye filan çalışıyor.

    her neyse efendim, canımın sıkkınlığı biraz geçti gibi olsa da kendi kendime karayolları'nı mahkemeye vermeye karar verdim. bu kararımı da hanıma whatsaptan tebliğ ettim. neticede hiç görmediğin, geçmediğim bir yolun parasını benden 10 kat misliyle almaya kalkıyorlardı. hanım 5-10 dk. sonra cevap verdi: "hani canım, alper* geçen sene bizim arabayı alıp annemlerle söz kesmeye nişanlısının memleketine gitmişlerdi ya, belki oradandır!" diye. utangaç ve masum gülücük yapmış bi de sülalesini siktiğim! o andan sonra bir daha çevrim içi olmadım.

    alper dediğimiz canlının bu cezayı ödemeyeceğinden emin olduğumdan, bankadan para çekip vara vara vardım ptt şubesine, hiç olmazsa erken ödersem % 25 indirimden istifade edeyim diyerekten. aldım sıra numaramı, bekledim 40 dakika kadar, lakin ptt şubesindeki memur arkadaş, yıl sonu olması ve hesapları devir etmiş olmaları nedeniyle parayı tahsil edemeyeceklerini ve ancak ebesinin amındaki taşıtlar vergi dairesinden ödeme yapabileceğimi söyledi.

    dişimi sıka sıka çıktım ptt'den, yolda muhtarın kızını düşündüm. pos bıyıklı kayınpeder mi? bu şerefsiz kayınbirader mi? diye ikircikli yürüdüm.
  • (bkz: #50392261)
  • birkaç sene önce benzer bir ceza makbuzu ptt marifeti ile eve geldi. toplam 1000 tl üzerinde bir ceza ödemeliymişim.

    sakarya ve istanbul'da toplam 3 kere gişelerden hgs'siz geçmişim.
    belirtilen tarihlerde hiçbir şekilde söylenen yerlerde değildim. elazığ'da yaşıyorum. arabam o bölgeden geçmedi.

    önce kağıtta yazan itiraz adresine e-mail attım. tıs. sonuç yok. sonra telefon ettim. hiçbir şeyden haberi olmayan biri telefona çıktı. konuşmaların sonucu, tıs. kağıtta 15 güne kadar mahkemeye başvurabileceğimiz yazıyordu.

    13. gün üç adet mahkeme dilekçesi yazdım. her bir geçiş için ayrı dava açmak gerekiyormuş. iki sakarya'ya bir tane kartal adliyesine. karayollarına dava açtım. elazığ'da yaşadığımı, belirtilen günlerde elazığ'da görevimin başında olduğumu, (iş yerinden yazı aldım) arabamın da şehir içinde olduğunu belirttim.

    birkaç ay sonra mahkemelerin birinden cevap geldi. karayolları "sehven" başka bir plakayı benim plaka zannetmiş, o yüzden bana ceza yazmış. nereden bilsinlermiş.

    daha sonra iki mahkeme sonucu daha geldi.üç mahkeme de benim lehime sonuçlandı. cezalar iptal edildi. hakimlerden birisi karayolları hakkında ağır bir yazı yazmıştı. "yanlış yere vatandaşa ceza yazıp, hem mahkemeyi hem vatandaşı uğraştırıyorsunuz" diye.

    diyeceğim şudur. internette benzer dava dilekçeleri bulabilirsiniz. cezayı nerede yazmışlarsa oranın mahkemesini bulun. dilekçeyi yazıp kendi bulunduğunuz adliyeye başvurun. yardımcı oluyorlar. dava açmanız 15 dakikada bitiyor. sonra sonucu bekliyorsunuz.
  • arabayı alırken vergi öde; yakıtı alırken katmerli vergi öde; aynı şehrin içinde bir semtten bir semte giderken gişelerde geçiş ücreti öde; aynı şehir içinde köprüden geçerken ücret öde; bütün alım satımlarda ve günlük hayatta vergi öde...
    sonra da geçiş ihlali için ceza'nın yanında 10 kat idari para cezası istesinler. hem de sistem bozukken hem de sürekli hgs müşteri hizmetlerini 75. sıradan arayıp "yaaaw ben normal geçtim ama cezalı gösterdi"diye diye...
    43 tl olan geçişim 475 tl olarak hesaplanmış. indirimli hali 367 tl. bu sabah çocuk bi oyuncak istedi 50 tl'lik, alamayacağım için üzülmüştüm. ama devlet şu an benden nasıl bir suç işlediysem 320 tl'lik ceza parası istiyor.
    bu devirde devlet kurmak en güzel en akıllıca girişim olur.
  • araç muayenesi sırasında ödemeniz gerek yoksa muayene olmaz dediler ne kadar ceza varsa ödedik, 3 gün önce ödediğim tüm cezalar faiz i ile yeniden tebliğ edildi. şimdi itiraz edince kesin önce öde sonra itiraz et diyecekler.
  • demin haberlerde duydum 10 yıllık kullanmadığı traktörüne ceza gelmiş adamın.

    insan istemeden düşünüyo, bilerek yapılan bir kekleme çalışması mı; yoksa gerçekten bi'hata mı?...
  • muhtemelen af çıkacaktır. böyle yaraktan düzenleme olmaz, bana da faizle 900 tl kitlemişler, aradım söyledim, af çıkacak dediler, sonra arkadaşım aradı kendisi için o'na da af çıkacak dendi.

    hadi bizler sade vatandaşız 1-2-3-5 geçiş olmuştur, otobüsler minibüsler sadece 1 sefer geçip ceza kitlenenler yakında isyan bayrağını çeker devlet de mecbur af çıkarır faizsiz kısmı öderiz, faizsiz kısım zaten kimsede 100 tl yi geçmiyor.
  • dün evime 28 ağustos 2014 tarihli ihlal cezası geldi. izmit gişelerinden geçmişim araçta hgs olduğu halde demekki okumamış.
    işin ilginç tarafı ben arabayı da sattım. geçmiş olsam aracı devredemem satış işlemlerini yapamam, alan adam muayeneye sokamaz.
    ama aradan 1.5 sene geçmesine rağmen dün geldi işte elimize ceza :))

    ödemeyin. ulaştırma bakanlığının açıklamasına göre hgs cezasının işlendiği yılın son takvim günü cezanın size tebliğ edilmesi lazım. 2014 yılında yemişseniz, 31 aralık 2014 yılına kadar tebliğ edilmemişse o ceza düşer..
    siktir edin ilgilenmeyin. bize 143 lira geldi. başkasına 15.000 - 30.000 lira ceza gelen var.

    ne güzel ülkeyiz lan. vatanımız olmasa cidden eğlenceli ülke burası. kuşlar martılar vapurlar felan...
  • bu ara herkese uğradığını gördüğüm ve bile bile lades şeklinde benim de yediğim cezadır.

    geçen senenin aralık ayında eski aracımı satılığa çıkarmıştım. biri geldi gördü, anlaştık, ertesi gün satışı yapmak üzere sözleştik. ben de aracın içindeki eşyalarımı toplarken hgs etiketini de sökeyim dedim. normalde ofis-ev güzergahında hgs ile işim olmuyor çünkü. tesadüfen o akşam da bir yemeğe davet edildik ve çok sevgili yandex bizi ataşehir'e trafiksiz yoldan götürmek için çamlıca gişelere soktu. gişeleri görünce durumu fark ettim ancak artık çok geçti. gişenin "kaçak geçiş" feryatları eşliğinde geçtim.

    ertesi gün aracın satışını sorunsuz bir şekilde yaptık. 1 hafta kadar sonra plakadan kontrol ettiğimde ise 15 tl ceza görünüyordu. öyle bir sistem yapmışlar ki internetten ödenmiyor ceza. illa ptt'ye gitmek gerekiyor. bir gün yolumun üzerindeydi uğradım, sırayı görüp kaçtım. başka bir gün daha sakin bir ptt buldum ama yapılacak işlemler o kadar uzun geldi ki (posta çeki hesabı, form doldurma vs.) yine bıraktım çıktım.

    geçtiğimiz hafta beklenen zarf geldi, 15 tl artı 150 tl olmak üzere 165 tl ceza kesmişler. araba şu an bende olmamasına rağmen belirtilen tarihte bana ait olduğu için uzatmadım gittim %25 indirimli ödedim. tabi ödemek için yine ptt'de yarım saat sıra bekledim.

    af çıksın veya çıkmasın bence ilk önce düzgün bir ödeme sistemi yapsınlar, makbuzun kodunu girip internetten ödeme yapılabilsin, bu devirde her şey online olmuş, hâlâ ptt falan, olmuyor.
  • sikerler öyle cezayı. sikilmiş götün davası olmaz meselesi tam da bu. sallayın, af gelir. no panic.