şükela:  tümü | bugün
  • haci ali adli bir osmanli kovboyunun amerikalilar tarafindan soylenis bicimi.

    1850'li yillarda amerikan ordusu guneybati bolgelerindeki col iklimi sartlarinda tasimacilikta kullanilmak uzere develerden yararlanmaya karar verir. misir ve turkiye'den 75 kadar deve ithal edilir. develeri gutmek icin de amerikan donanmasi istanbul'dan birkac isci getirir. ancak gelenlerin cogu amerika'ya kapagi atmak icin belese yolculuk etmek isteyen osmanli rumlaridir ve amerika'ya ayak bastiktan sonra kayiplara karisirlar. deve cobanlarindan iki musluman turk ise teksas'in ucsuz bozkirlarini gorunce vatan ozlemi agir basar* ve alti ay calistiktan sonra turkiye'ye geri donerler. iki deve guducusu, haci ali ve yorgo karalambo develerin basinda kalir.

    develerin bir kismini bu ikili kaliforniya'ya kadar getirir. yuk, posta vb islerde denenirler. sonunda amerikan ordusu develeri kullanmaktan vazgecer. arazi sartlari develer icin pek de uygun degildir ve katirlara karsi dezavantajlari vardir. yiyecek temini zordur. atlari urkutmeleri problem yaratir. 1862'de amerikan ordusu develeri harac mezat satmaya baslar. haci ali ve yorgo'nun ordudaki gorevleri sona erer, kendi baslarinin carelerine bakarlar. daha cok develerin yeni sahipleri icin bakicilik vs. yaparlar. 1870'lerin sonlarina gelindiginde ise develerin sayisi iyice azalmistir, arizona'da son birkac deve kalmistir.

    yorgo karalambo los angeles'ta kalir ve seyislik yapar. viski duskunlugu yuzunden basi sikca derde girer. 1867 yilinda amerikan vatandasi olup george allen adini alir. 1913 yilinda kaliforniya'da vefat eder.

    haci ali bir sure los angeles limani (bkz: san pedro) ile sehir arasinda deve ile tasimacilik isi yapar. madencilikle ugrasir* ancak tutunamaz, arizona'ya yerlesir. 1880 yilinda amerikan vatandasligina gecer. tucson'lu gertrudis serna ile evlenir ve iki cocugu olur. sonra ailesini terkedip quartzite kasabasina yerlesir. 1902 yilinda fakirlik icinde hayata veda eder.

    1856'da gelen osmanlilardan ilyas calles adli bir baska rum ise kisa bir sure deve cobanligi yaptiktan sonra meksika'ya, sonora colune yerlesir. oglu plutarco elias calles 1877'de dogar, 1924 yilinda meksika cumhurbaskani olur.

    i-10 otoyolu uzerinde california'dan arizona'ya gectikten yaklasik 30 mil sonra quartzite'da otobandan ciktiginizda isaretler sizi haci ali'nin piramit seklindeki turbesine goturur. 150 yil oncesinin bu maceraci osmanli kovboyu ziyaretinizden memnun olacaktir.
  • bu konuda kaynak internette bile oldukca fazlalasti son yillarda, ama bir okuma odevi vermek gerekirse su link ve devamindaki ikinci ve ucuncu kisimlari iyi bir baslangic olur:

    http://www.trivia-library.com/…mel-corps-part-1.htm

    yillar once arizona'da ikamet ediyor iken sikca los angeles'a gidip gelirdim. allahin colunde ne yapacagim, los angeles omurluk bir yer, haliyle yilda birkac defa haftasonlari, tatillerde oradayim. quartzite kasabasi tam orta noktada bir ... "bosluk".. hakikaten iki benzin istasyonu ve bir mcdonalds'dan olusan zavalli bir yer. orada yasayan elli altmis kisi ev insa etmeye bile usenmisler, trailer'larda otururlar.

    birgun benzin almaya durdum, sene 991 olsa gerek. benzinciden cikarken "hi jolly'nin anitina 200 foot" tabelasini gormem ile basladi hersey. ufak bir piramit, tepesinde deve plaketi ve ufak bir aciklama hi jolly ve deve taburu uzerine.

    http://www.scvhistory.com/…cvhistory/hijolly-ap.htm

    birkac arkadasa bahsettim, birgun bir faks geldi. haci ali ve esi gertrudis serna'nin birlikte cektirdikleri bir fotografi bulmus bir arkadas taa new mexico'da santa fe halk kutuphanesinde.

    kimdir bu haci, nereden gelir nereye gider? herseyden once bu adam osmanli kokenli oldugu kesin. ama o zaman arizona ve new mexico'da rastladigim kaynaklar yunanli, arap, suriyeli diye yaziyordu. sonucta uzayli bile olsa bir insandir, ama bir taraftan da gercekler vardir. haci lakapli bir yunanli olmaz. osmanli etnografyasini da aslinda pek bilmeyiz, turkiye'de tarih kitaplarinda sozu edilmez. ciddi arastirma gerektirir. ama izmirli bir muslumanin suriyeli degil de turk olma olasiligi kanimca daha yuksektir. oysa son birkac yildir haci ali'nin amerika'ya ilk gelen araplardan biri oldugu birkac farkli sitede yazar. ne kadar gercekci oldugunu tahmin etmek icin birakin o donemin, bugunun amerikalisin zihniyeti bile bir ipucu verebilir:

    "hmmm deve.. deve arap colunden gelir. hmmmm bira.. arap colunde araplar yasar.. hmmm haci ali arap."

    oyle ya da boyle, arap veya turk, amerikan tarihinin osmanli tarihi ile kesistigi cok renkli bir olaydan sozediyoruz. hele
    ilk verdigim linkin son kisminda nakledilen bir olay cok sey soyluyor bu eleman hakkinda: haci ali alman kokenli vatandaslarin piknigine davet edilmedigi icin cok kizmistir. iki deve tarafindan cekilen bir arabayla gider ve piknikteki insanlarin uzerine surerek ortaligi dagitir.

    haci ali ve cumle amerikada ulkesinden uzak yasayarak kimsesiz bir sekilde olen soydaslarimiza, turku, ermenisi, rumu, kurdu, arabiyla anadolu insanlarimiza allah rahmet eylesin, topraklarini bol eylesin.
  • red kit, silahşörler silahşörü isimli maceranın içerisinde yer alan "devenin hazinesi" isimli kısa öyküde karşımıza çıkar. çölde namaz kılmaktayken red kit kendisini görür, olaylar gelişir. gerçeğin aksine, maden taşımacılığıyla köşeyi döner, döndürür red kit öyküsünde.
  • hacı ali a.b.d.'nin güney batısındaki çöllerde kullanılmak üzere getirtilen develerin seyisi ve en önde giden devenin sürücüsüdür. kendisi amerikan deve taburu'nda görev almıştır. amerikan iç savaşı'ndan sonra amerikan deve kolordusu dağıtılınca kendisi amerika'dan ayrılmamıştır. denir ki bu hacı ali bir gün "ben bu çölü aşarım" demiş. amerikalılar da "aşamazsın" demişler. hacı ali "aşarım" demiş. amerikalılar "aşamazsın" demişler. hacı ali çölü deveyle aşmaya kalkmış. aşamamış. kendisini hatırlayan amerikalılarda aralarında yaşayan bu çılgın osmanlı'nın anısına quartzsite kasabasında anıt dikmişler.
  • hacı ali: 19. yy. 2. yarısında abd'ye gitmiş ve sonra da oraya yerleşmiş türk deve eğiticisi.

    ülkedeki çöllerde veya sıcak iklim ortamlarında develerden istifade etmek isteyen abd yönetimi, deve almaya karar verir ve bu iş için görevlendirilen bir subay osmanlı topraklarına gelir. mısır ve izmir'e uğrayan subay, yerli rumlarla temasa geçer ve gelişmeler sonunda bu konuda hacı ali isimli bir türk ile de görüşülür. hacı ali, kendisini de amerika'ya götürmeleri şartıyla yardımcı olmayı kabul eder ve develer tedarik edilir. verilen söz, hemen olmasa da, tutulur ve hacı ali alınan develere bakmak ve gütmek için abd'ye gider. bir süre düşünüldüğü gibi kullanılan develer sonradan hastalık, çöle kaçma vs sebeplerle azalır ve en sonunda hacı ali'nin görevi biter. ama kendisi geri dönmez ve orada evlenir, hayatının sonuna kadar da orada yaşar. öldüğünde abd'de defnedilir. anısına üzerinde bir deve figürü de olan küçük bir anıt mezar yapılır. kaynaklarda olan fotoğraflarında (oranın kıyafetlerini giymiş olarak) meksikalıyı andıran bir görünümü vardır.

    tarihimizin abd ile yolunun kesiştiği noktalarda yer almış ilginç ve popüler figürlerden biridir. hatta red kit'in bir macerasında da kendisine yer verilmiş ve deve görünce atı da kendisi de pek şaşıran red kit ile tanışmış ve dostane bir macera yaşamıştır.
  • orduda philip tedro adı ve 41 yaşında madenvi namıyla kayıtlıydı. tuscon'da meksikalı bir kızla evlenip iki kızı olmuş, hiç bir zaman bulamadığı altık tutkusu yüzünden ailesini terketmişti. birlikte abd'ye gitti arkadaşının lakabı da greek george tur. gömüldüğü anıtın dibindeki bakır kasada en son baktığı ve çok sevdiği deve olan topsy'nin külleri vardır.
  • ilginç bir hikaye. hakkında şöyle bir yazı ve bazı fotograflar mevcut.

    https://onedio.com/…ali-nasil-hi-jolly-oldu--606703

    (bkz: tarih /@lonelycowboy)
  • (bkz: haceli)
    (bkz: hacı ali)
  • türklere sürekli sorulan, ''siz deveye mi biniyorsunuz?'' sorusu, hakaret olarak kabul edilse de çok ciddi bir tarihi mirasın etkisidir. hacı ali de bu etkinin tam ortasında yer alır. hikayeye en uygun, şöyle başlamak gerekir:

    cezayirli gazi hasan paşa, cezayir beyler beyini yönetmek için atanmış ünlü bir deniz korsanıydı. zamanında barbaros'un üst olarak kullandığı, korsanların en kalitelilerinin yetiştiği cezayir'den demir alan gemileri ile okyanusa açılıp, amerikan gemilerine kan kusturuyordu.
    eylül 1795'te abd, bu tehdide karşı bir anlaşma yapmaya karar verdi. osmanlı imparatorluğu ile antlaşmak isteyen amerikaya, nam-ı diğer hasan dayı : "sultan sizin muhatabınız değildir, sizin başkanınız bizim paşamıza denktir" diyerek, antlaşmayı kendi aralarında yapılacaklarını söyler ve teklif zoraki kabul edilir. bu anlaşmaya göre abd, cezayir'deki esirlerin iadesi ve gerek atlas okyanusu'nda, gerekse akdeniz'de abd sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, 642.000 altın ve yılda 12.000 osmanlı altını (21.600 dolar) ödeyecekti. dili türkçe olan ve 22 maddeden oluşan anlaşmaya, amerika birleşik devletleri adına joseph donaldson ve osmanlı imparatorluğu adına da cezayir beylerbeyi, cezayirli hasan paşa, nam-ı diğer hasan dayı imza koydular. bu, abd'nin iki asrı aşkın tarihinde, yabancı bir dille imzalanan tek anlaşması olduğu gibi, yabancı bir devlete vergi ödenmesini kabul eden tek abd belgesidir. abd, 22 maddelik bu antlaşmaya 1818 yılına kadar bağlı kalıp vergi ödemiştir.
    trablus antlaşması antlaşma metninin orijinali bu gün yale üniversitesi'ndedir.

    rasim efendi, bu antlaşmaya canından çok sevdiği devesi ile gelmiştir. devesini o kadar çok sevmektedir ki ona birde isim vermiştir. kamil isimli deve, amerikalılar tarafından oldukça dikkat çeker, nitekim amerikalı heyet hayatlarında hiç deve görmemişlerdir.

    1851 yılına gelindiğinde kızılderililer ile savaş halinde bulunan amerika süvarileri kıtayı iyi bilen ve sürekli çöllerde direniş gösteren kızılderililer ile bir türlü başa çıkamazlar, çölün ağır koşullarında zorlanan süvariler bu durumu henry c. wayne ile yetkililere bildirdiklerinde, amerikan savaş heyeti çölde rahat hareket edebilmek için arayış içerisine girer. işte bu durumda akıllarına çöl koşullarına dayanabilen develer daha doğrusu kamiller akıllarına gelir. artık deve ihracatına karar veren amerika savaş heyeti, araştırmaları sonucu osmanlı imparatorluğuna deve ihracatı için başvurmaya karar verir.

    1855 yılında david dixon porter komutasında ki amerikan gemisi istanbul kıyılarına 30 adet deve almak için yanaşır. amerika bir yandan da korsanları ile baş edemediği osmanlı makamları ile resmi olarak görüşebilmek için develeri başkentten almayı tercih etmiştir.

    sultan ile lala arasında tarihi, meşhur bir konuşma geçer.
    -abdülmecit: lala bu gelen kim ola?
    -lala: devletlim amerika birleşik devletleri derler namına. (abdülmecit şaşırır)
    -abdülmecit: tek başlarına gemi alamamışlarda , birleşmişlerde mi almışlar? kimdir bu amerika? ne isterler bizden?

    kısa süre sonra amerikalıların niyeti anlaşılır ve 30 adet deve satın alımı için başvuruda bulunurlar. abdülmecit, amerikalı heyete 2 adet fazladan deve hediye eder. bu tarihimizde amerika birleşik devletlerine verdiğimiz ilk ve tek askeri hibedir. ayrıca amerikanın kabul ettiği tek askeri hibe olarak da bilinir.

    develer ve diplomatik atılımlardan sonra geriye tek bir ihtiyaç kalır, develer ile ilgilenecek olan bakıcılar. amerika birleşik devletleri'ne dönecek amerikalılar develerin kullanımı ve bakımı için istanbul'dan sonra izmir'e uğrayarak hacı ali, rum yorgo karalambo ve ilyas calleş ile birlikte 4 deveciyi de yanlarına alırlar. çobanlardan ikisi amerika'ya gelince birden ortadan kaybolur, develer ile teksas indianola limanına gelen bu ilk kafile, amerika birleşik devletleri'ndeki ilk deve birliğinin de temelini oluşturur. deveci hacı ali, bu kafilenin liderliğini yapmıştır. iki müslüman türk ise teksas'ın uçsuz bozkırlarını görünce vatan özlemleri ağır basar ve altı ay çalıştıktan sonra yurtlarına geri dönerler. geriyi bir tek hacı ali, yorgo karalambo ve ilyas calleş kalmıştır. develerin umulanı verememesi, üremeyi ret etmesi gibi nedenlerden dolayı develer savaştan çekilir. develer satılır ve farklı amaçlar için kullanılmaya başlar. çobanları da onlarını takip etmek zorundadır, vahşi batıda bildikleri tek iş budur.

    yorgo karalambo, los angeles'ta kalır ve seyislik yapar. viski düşkünlüğü yüzünden başı sıkça derde girer. 1867 yılında amerikan vatandaşı olup george allen adını alır. 1913 yılında kaliforniya'da vefat eder.

    ilyas calleş adlı rum ise kısa süre deve çobanlığı yaptıktan sonra, meksika savaşlarına katılır ve sonora calune bölgesine yerleşip, siyaset ile içli dışlı bir yaşam sürer. osmanlıdan gelen bu deve çobanı rum'un oğlu plutarco elias calles, 1924 yılında meksika'nın "el turko" lakabı ile bilinen cumurbaşkanı olacaktır.
    el turko, ulusal devrimci parti'yi (pnr) kurdu. bu parti, 1946 yılında kurumsal devrimci parti (prı) adını alarak 2000'e kadar meksika'da iktidarı elinde tuttu.

    amerikalıların telaffuzda zorlanması sonucu adı hi jolly'e dönüşen hacı ali, bir süre los angeles limanı ve şehir arasında develeri ile taşımacılık yapar. gertrudis serna adında meksikalı bir kızla evlenip iki çocuk sahibi olmuştur. batı'daki altına hücum akımına kapılarak yuma ve tuscan şehirleri arasında birçok girişimde bulunan hacı ali, maden aramada başarısız olması üzerine kısa bir süre sonra ordudaki işine geri dönmüştür. 1880 yılında amerika birleşik devletleri vatandaşı olur, resmî kayıtlardaki ismi: tedro'dur. son yıllarını madencilik ve ara sıra da amerika birleşik devletleri hükümeti adına izcilik yaptığı arizona'daki quartzsite şehrinde geçirmiş ve burada vefat etmiştir. ama hacı ali'nin maceracı ve kahraman kişiliği asla unutulmamıştır. i-10 otoyolu üzerinde kalifornia'dan arizona'ya geçtikten yaklaşık 30 mil sonra bulunan mezarına sahip çıkılıp kendisine birde anıt yapılmıştır. her yıl ocak ayında quartzsite'de hacı ali adına düzenlenen festivalde; geçit töreni, deve yarışları ve konserler düzenlenmektedir.

    mezarında şöyle yazar : hi jolly'nin son kampı. 10 şubat 1856'da bu ülkeye geldi. deveci, denkçi ve kılavuz olarak 30 yıldan fazla birleşik devletler hükümeti'ne doğrulukla hizmet etti.

    hacı ali ordu üzerinde öyle bir etki bırakmıştır ki askerler onunla fotoğraf çektirerek savaşa uğurlanmıştır. hacı ali'nin mezarının yanında gördüğünüz, kit carson, buffalo bill cody ve ulysses s. grant gibi isimlerin yakın dostu san pasqual amerika'nın milli kahramanlarından edward fitzgerald.

    hacı ali karşımıza farklı bir yerde de çıkar; red kit, silahşörler silahşörü isimli maceranın içerisinde yer alan "devenin hazinesi" isimli kısa öykü... çölde namaz kılmakta iken, red kit kendisini görür ve bir dizi olaylar gelişir. finalde hacı ali, "ben yalnız bir hacıyım, mekke'den çok uzaklarda" der.

    ardından gelişen süreçte; amerika'da sigara işine girmek isteyen bir dizi girişimci kaliteli bir tütün ithal etmeye karar verirler. türk tütünleri artık amerika'da dır. şirket, sigarası için bir isim ve sembol aramaktadır. türkler ile ilgili bildikleri tek şey ise hacı ali'dir. bu sebeple hacı ali den kalan ve yaşayan joe isimli son deveyi satın almak ile işe başlarlar. ardından sigaranın ismini camel olarak belirleyip, sembolünü de deve joe olarak seçerler.
    all quality, no premiums
    camel
    sigara üretildikten sonra bir dizi reklam kampanyası da düzenlenir. sigaralar, hacı ali'nin devesinin sırtına yüklenerek satılmıştır. amerikan halkı develere o kadar yabancıdır ki sigara içmeyenler bile joe'i görmek için sigara almaya gelmiştir.

    işte her köşe başında bulabileceğiniz camel sigaralarının üzerinde ki deve kızılderililere karşı savaşmak için osmanlıdan alınan joe isimli, hacı ali'nin devesidir. joe öldükten sonra ise yakılarak küllerini hacı ali'nin mezarının baş ucuna gömmüşlerdir.

    seneler sonra joe, tekrar ve tekrar gündeme gelir. onlar, joe ile ilgili başarıyı hiç unutmamışlardır.