şükela:  tümü | bugün
  • bir yazarımızın bakınızı, ben doldurayım dedim, saygılar. (bkz: samatya)

    öncelikle bu ergenlerimiz, şehirler ile ilgili başlıklarda klasik ve artık kalıplaşmış şehirlerle ilgili üstünkörü bir şeyler yazıp geçerler. bunlar genelde çorum, tokat, çankırı, konya, kayseri, erzurum, yozgat ve yazar hangisine gidip yaşamamışsa o şehirler. bok atıp dururlar.

    ben bu şehirlerin çoğunda yaşadım, çoğuna gitmiş bulundum. suç oranı oldukça düşük şehirler ve inanılmaz bir dinginlik var. yeşile, bağa, bahçeye, doğal yerlere çok yakın konumdalar. bu sebeble piknik alanı aramaya gerek yok, her yer piknik alanı diyebilirim.

    sevgilisiyle eşiyle dostuyla elele kolkola gezen birçok insan var çarşıda caddelerde. kimsenin başına bu sebepten bir şey geldiğini görmedim. içki konusunda ise yazarlarımız sanki istanbul da izmir de sokağın ortasında bira içebiliyormuş gibi bu şehirlerle kıyas yapıyorlar. buralarda da oralarda olduğu gibi içilecek mekanlar var. tenha bulduğun yerlerde de içebilirsin. kimse gelip de öyle kolay kolay hop kardeşim demez. zira gündüz vakti ortalıkta bira tenekeleri vs gördüğünüzde de anlıyorsunuz.

    avm desen yine hemen hepsinde var. maalesef ki var. sen şimdi neyle kıyas yapıyorsun anlamıyorum. özellikle çorumda geçirdiğim senelerde yaptığım şeyleri istanbulda yapamadım, o rahatlık yok yani. ıssız da değil, şehir merkezi 250 binden fazla bir yerden bahsediyoruz. tokat desen şirin mi şirin bir yer.

    her yerden pislik çıkar, niye izmir'den antalya'dan başka şehirlerden insanlık dışı haberler çıkınca genellemiyoruz da deniz turizmi değeri olmayan hatta bu yüzden gelmeyen salakların bok attığı fakat tarihi ve doğal turizm değeri oldukça yüksek olan şehirler söz konusu olduğunda ağız birliği edip mallaşıyoruz.

    sözün özü genellemeyin. genellemek ve önyargı, tedavisi zor bir saplantıdır.