şükela:  tümü | bugün
  • hayatında gerçek manada sevilmemiş, aksine ihanete uğramış, ağlatılmış, aldatılmış, kandırılmış ve en nihayetinde güven duygusunu tamamiyle yitirmiş, yaşadığı tramvalarin birikimi neticesinde karşısına çıkan herkese kuşkuyla yaklaşan, her işte bir bit enigi, her sözün arkasında farklı bir mana arayan, "işte ben demiştim, bak gene haklı çıktım" demek için fırsat kollayan, asla gardını düşürmeyecek, zırhını kenara koymayacak, yelkenlerini suya indirip, kollarınıza kendini teslim etmeyecek, asla kendisi gibi olamayacak, olursa çok pişman olacak hissini içinde taşıyan ketum; bir o kadar endişeli, bir o kadar karamsar, bir o kadar umutsuz ve mutsuz birini; görmeden; duymadan, tanımadan, sadece sözlükte paylastiklarindan yola çıkarak, yazdıklarından toplanan ipuçlarını birleştirip, onun hakkında bir çıkarım elde ederek, ünlü düşünürün " sevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir" dediği sekilde, ortada elle tutulur bir sebep yokken, kalpte matematiksel bir denklem kurulmamisken, gozde buyutup onu, aranılan o özel insan sanılıp, belki de yanilinip çok sevmek, hem öyle böyle sevmek ki, korkudan onu kaçırtmak, kendinden soğutmak...

    bu suna benzer, avcının kapanına yakalanmış ceylanı kurtarmaya çalışmaya... ona "korkma, bırakıp gitmem seni sönmeden gözümün feri, sen hep benimsin, öyle kalacaksın, ne zaman istesen yanında beni bulacaksın, seni asla terketmem, seni aglatmam, seni aldatmam, saçının teline kıyamam, tutarsam elini bırakmam" mânâsına gelecek şekilde yavaşça yaklasirsiniz, o ise yarasının derdine düşmüştür, kapana sıkışan ayağının derdine düşmüş ceylan gibi, başkasının kedinin elinde yumak misali oynadığı kalbinin acısının derdine düşmüştür, "bu da ötekiler gibidir kesin" der içinden ve sizin ona, gerçek manada sevmek nasıl olur, göstermenize izin vermez, tıpkı kan kaybından ölse de kapanı açıp, onu kurtarmaniza izin vermeyen yaralı ceylan gibi, o da sizi yakınınıza yaklastirmaz, asla aşkınıza teslim olmaz, " evet benim de sevmeye ihtiyacım var, birine güvenmeye ve bu kişi sen olabilirsin " deyip de size ufak da olsa bi şans vermez, öyle inattir. kendince tabi doğruları vardır.

    peki ne geçer eline, ultra mega yağlı kısmeti kaçırmak, belki hayatının aşkını yaşamadan o negatif, o karamsar, o kutumser, o olumsuz, üzgün, bitkin, kırgın, dargın, yorgun hayatına devam etmek...

    peki ne geçmez eline, deli gibi sevilmek, iliklerine kadar sevildiğini hissetmek, hiç görmediği değeri görmek, şımartılmak, her an sasiracagi, mutluluktan havaya uçacağı tatlı sürprizlere maruz kalmak ve daha bir çok şey...

    ne demiş ünlü düşünür:
    deveyi diken seveni üzen yaranir
    terkedip giden ağlatan kazanır
    dünyanın kanunu bu değişmez
    değer vermeyip aldatan aranır.

    ne yani illa yüzeysel mi seveceksin, onu sadece et parçası olarak görüp, bir kaç dakikalık haz için bir araç olarak mi bakacaksın, sımsıkı sarılıp koklayıp öpmek yerine, bırakması kolay olsun diye serçe parmağından mi tutacaksın?
    ne yani politika mi yapacaksın, kendin gibi olmayacak misin? sırf o yanlış anlar diye, duygularına gem mi vuracaksın, için içine sığmazken, hiç oralı olmuyormuş gibi mi yapacaksın? ona kavuşmak için mücadele etmek yerine, satranç oyunu gibi onun hamle yapmasını mi bekleyeceksin? spontane olmadan, olayları kendi akışına bırakmadan, içinden geldiği gibi konuşup davranmadan saçma sapan ilişki başlangıç evresi protokollerine sadık mi kalacaksın? ılla böyle mi olması gerekir?

    ben sonunda şunu anladım, birini çok sevmeyeceksin, çok sevsen de bunu belli etmeyeceksin, senden çok var havasında gezeceksin. çok konuşmayacaksın, ketum olacaksın, cool karizmatik, gizemli erkek rolüne buruneceksin. etrafında bolca kızlar olacak ve bu kızlarla nasıl eglendiginin, belgelerini ona sunacaksin, ulasilmazi oynayacaksın, o zaman o senin peşinden koşar, çünkü alışmıştır yüreği, aldatilip, aglatilip, terkedilmeye... normal bile sevmeyeceksin, sevgi değil hoslanti var diyeceksiniz. olsa da olur, olmasa da olur modunda gezeceksin. fazla üzerine gitmeyeceksin, onu rahat bırakacaksın. sen onun için ne kadar deli olsan da, ona daha önce hiç yaşamadığı anları yaşatmaya hazır olsan da, onu önemsiz göreceksin. bak o zaman nasıl değerin artıyor. destansı mesajlarına hımm ok tarzı cevaplar gelmez ozaman, hele bir de onunla resmini paylassan, kendin hakkında, hayatın hakkında, daha fazla ipucu sunsan, işte o zaman senden iyisi olmaz.

    moralim çok bozuk, isyanım sana değil bana sabaha karşı abuk subuk şeyler yazdıran kadın. isyanım seni düşünmeye bir saniye bile ara vermeyen, kaçmış aklıma, isyanım seni başkenti yapmış kalbime, isyanım gelinsiz güvey olan hislerime, isyanım hiç bir zaman gerçekleşmeyecek hayallerime...
  • melis danişmend de bu konuyla ilgilenmiş.