şükela:  tümü | bugün
  • son 6 - 7 aydır istisnasız her gün şu cümleyi kuruyorum. kodugumun memleketinde bir tane mı işini düzgün yapan adam olmaz?

    her gün bir şeylerle karşılaşmak zorundasın. otobüs şoförü mal taşır gibi otobüs kullanır, garson seni sikine takmadan siparişini alır eksik getirir, paketçi evdeki kızlara sulanır taciz eder, klimacı her defasında bir şeyleri yanlış yapmıştır.

    bu böyle uzar gider ve bu memlekette her şey bir yerden boka sarmaya devam eder.

    edit: işini düzgün yapmayan sadece yukarıdaki meslek grupları değil. yanlış anlamak istemiş yine işini iyi yapan çok şeker insanlar. yukarıda yazdıklarım 18 saat içinde yaşanan ufak şeyler. buraya her gün yazacak olsam geçen haftadan itibaren babamı öldürmeye çalışan bir doktor, bir yazilimciya verilen 3 aylık işin 10 günde tamamlanmasını bekleyen iş sahibi ( o da yazılımcı- en iyisi olduğunu iddia edenlerden-), her gün işyerine gelen ve kovulunca çıkarmakla tehdit eden gerizekalı bir mülk sahibi, dönerden kıl çıkınca sizin saçınız yok mu diyip para isteyen bir dönerci, imzasını satmak isteyen bir mühendis eklenebilir. ki bunlar hatırladıklarım.
  • ne kadar maaş o kadar hizmet hesabıdır. milyonlarca asgari ücretli günlük 50 liraya çalışıyor, şimdi bu adamdan dört dörtlük olmasını beklemek saçmalık. özetle ekonominin maaşa, maaşın da hizmete yansıması olan durumdur.
  • çalışma isteği olmayan, tembel, çalışma etiğinden ve kendi haklarından habersiz, sırf karnını doyurmak için mecbur olduğundan iş yapan insanlar 1 milyon dolar versen de o işi sikinin ucuyla yapmaya devam ederler.

    para her zaman kalite getirmez. kalite yerinde üretilmesi gereken bir şeydir. insanın içinde oluşturulmuş olması gerekir.
    (bkz: built-in quality)
  • bir türk hastalığı.
  • ortadoğu ülkelerinde sıkça karşılaşılan bir durum.
  • kolay yoldan para kazanma arzusu içinde olan toplumların kemikleşmiş olgusudur. ayırca bu ülkeden baz alırsak, çoğu kişinin sevmediği işle iştigal olmasıda bunu tetiklemekte. her sabah lanet ederek uyanan yaşadığı ve hizmet ettiği topluma içten içe kin besleyen sosyokültürel hor görülmenin temelindeki birikim de bunaltı yaratacaktır. bu düzen etik çalışma prensibi olan bir bireyi bile dişli dışına fırlatmaktadır. bir çok idealist insanlar yaşadığı coğrafyadan dolayı tek kareli seksek taşı üstünde sekmelerini engelleyemezler.
  • ülkede kafası az çok çalışan herkesin do it yourself manyağı olmasının da nedenidir bu durum anasını satayım. bir arkadaşım, alttan pis su! kaçıran (evet sifonu çekince alttan boklu sidikli su geliyor bildiğiniz) klozetini kendisi tamir etti lan. eline eldivenleri çekti, girdi bokun sidiğin içine ve bildiğiniz yaptı yani.

    zira ustalar, 200 liradan aşağı fiyat vermediler. 0 klozet alıp taktırsanız, koçtaş'tan falan alıp, daha ucuza geliyor yani. tabi, bununla da kalmıyor, 200 lira karşılığında da bol bol sinir krizi ve kafayı yeme vaadediyor tabi usta! larımız.

    yine aynı arkadaşın babası da, benzer nedenlerden dolayı, köydeki arsalarına kendi evini kendisi yaptı. yanına bir iki yardımcı alarak.

    buna benzer örnek çok. telefon ekranını kendisi değiştiren mi ararsınız, çamaşır makinesini, parçaları dışarıdan alıp kendisi tamir eden mi ararsınız. millet artık her türlü işi, "ustasıyım diyen adamdan daha iyi yapacağımı düşünüyorum" diyerek kendisi yapıyor ve işin ilginç yanı gerçekten de daha iyi yapıyor.

    youtube'un da katkısı büyük bunda tabi.
  • japonlara çok özeniyorum bu konuda. inanılmaz bir iş ahlakı var. en ufak bir işi bile özenle yapıyorlar.