şükela:  tümü | bugün
  • kafası rahat insan.

    öncelikle belirteyim ben böyle biri değilim. ama çok istiyorum olmayı. kimseyle haberleşmeyip kendimi soyutlamak anlamında değil de hani birini gördüğümde güzel olsun ancak görmesem de olsun yani. ama yok illa eştir, dosttur, arkadaştır bi özlerim ben; keşke yanımda olsaydı/ yanında olsaydım şimdi derim.

    hiç kimseyi özlemeyen insanlar! sayınız az değil biliyorum hadi bi anlatın nasıl başarırız bunu?
  • kimseyi özlemeyen insan sapına kadar bizzat benimdir. şu güne kadar "aay ne de çok özledim bur bi arıyım şunu" dediğim kimse olmamıştır. aile filan da dahil. bu yüzden herkes bana vefasız filan der. sevgili olaylarında da baya berbatım. "canım sevgilim gel buluşalım, elele yürüyelim, öpüşelim" filan demek bile içimden gelmez, bırak aramayı sormayı. özetle zordur be özlemeyen insan olmak. herkes sizi arar sorar ama nereye kadar di mi? bazen bi aramazlar, kalırsın ortada göt gibi. ama yine de özlemem, huyum kurusun.
  • kimsesizdir.
  • hiç kimseye "seni özledim" demeyen insandır.

    (bkz: içi boşalmış kelimeler/#20575638)
    (bkz: özleyip de arayamamak/#20625582)
  • yalnız başına kalmayı çok öncelerden göze almış, bu süreçte yaşadıklarını sindirmiş ve geri dönüşü artık düşünmeyen insandır. ama karşısında özlenecek birinin çıktığı ana kadar bu sıfatı taşır. sonrasında neler olabileceği karşısındakinin insansal zaafları ne kadar aza indirebildiğiyle ilgili olarak devinim gösterir.
  • boyle insanlarin mantigi soyledir: istedigim zaman gorusebildigim surece ozlemem. mesela ben ailemden ve arkadaslarimdan 4 ay uzakta kaldim. tanimadigim insanlarla birarada. hickimseyi ozlemedim. sokakta yururken ah su an birlikte yuruyor olsaydik, su cafede bi seyler icseydik diye andigim kimse olmadi. yok mu arkadaslarim ailem? buradayken onlarla guzel vakit gecirmiyor muyum? ama yok ozlemedim. bazen telefon ettim. konusurken usendim anlatmaya. geldigimde konusuruz dedim. orada yeni tanistigim insanlarla vakit gecirdim bir daha goremeyecegimi bile bile. sonra da dondum buraya. onlari ozledim mi? hayir. burdayken onlari, oradayken bunlari ozlemedim. anca biri olurse ozlerim. cunku ulasmak imkansizdir. iste o zaman ozlerim bak..
  • tam anlamıyla benim bu insan.

    hiç kimseyi özle(ye)miyorum. deniyorum ama olmuyor. en yakın akrabalarımdan(annem ve babam da dahil) en yakın arkadaşlarıma kadar eski sevgilim de dahil hiç kimseye en ufak bir özlem duymuyorum, duyamıyorum.

    duygularımın körelmiş olabileceğini düşünüyorum. çevremdekiler de çoğunlukla duygusuzca ve ''odun'' gibi davrandığımı söylüyor. işin ilginç yanı bu durum beni hiç rahatsız etmiyor.

    bir gün gelip de benim kimseyi özlemediğim gibi acaba ben de kimse tarafından özlenmeyecek miyim diye düşünmüyorum. bundan korkmuyorum. çünkü böyle bir şey olmayacağını biliyorum. insanları özlemesem bile özlemiş gibi davranıyorum. hiç bir sorun kalmıyor.
  • muhtemelen bebeklik ve ilk çocukluk döneminde anne ya da bakımını üstlenen kişi ile güvene dayanan bir bağlanma süreci oluşturamamış, "kaçınan" bir bağlanma modeli geliştirmiş insandır. elbette bu o insanın beceriksizliği değil, bakımını üstlenen kişinin/annesinin eksikliğinin göstergesidir.
    daha açıklayıcı bir dille anlatmak gerekirse: acıkan bebek ağlar, annesi onu besleyince susar. bu anne-bebek arasındaki bağı kuvetlendirir. anne bebeğin ilk bağlanma nesnesidir. güvendiği ilk insandır.
    bebeklik dönemlerinde ihtiyaçları zamanında karşılanmayan, ya da hiç karşılanmayan kişilerde bir takım arazlar doğar. insanlarla kurdukları ilişkilerde kaçınan bir yöntem izlerler. yüzeysel ilişkiler kurarlar. kişilere güven duymazlar. (zira ilk güvendiği kişi onu yarı yolda bırakmıştır.) insanların da kendilerine değer vereceklerine de pek ihtimal vermezler. bu anlamda bir özgüven kaybı da vardır. böyle bir tabloda "özlemek" fiiline de pek yer kalmıyor zaten.