şükela:  tümü | bugün
  • - lokman* bak içiyorum bu abuk şeyi ama ölürsem sikerim
    geçmişini ona göre
  • mevsimleri sadece hava durumu haberlerinden takip etmek, sagina soluna dikkat etmeden yürümektir,
    kapinin önündeki yavru kediye, sütü, hep 'yarin' indirmeyi planlamaktir,
    içtigin her sigarayi hep, bu son diyerek söndürmektir,
    yorgunum bugun, o'nu da hafta sonu ararim demektir,
    cantadan eksik edilmeyen bi ajanda taşimaktir,
    geride kalanlari terkedilmiş zannetmektir (oysa ki kafasi çalişan herkes bilir ki asil cekip gidendir terkedilen),
    (ve kacinilmaz olarak) durup dururken, bi sebep yokken ortada cekip gitmektir,
    'sadece alkolluyken arayabilme' cesaretine sahip olmaktir,
    ve hal hatir sormak için telefon etmeyi zayiflik olarak görmektir,
    umutsuzca aska inanmak, daha da kötüsü aski bulabilmek için kalbini parcalarcasina cabalamaktir,
    bi elf oldugunu zannetmektir; kusursuz, sıradışı ve çok güçlü(!)
    ertelemektir hayati durmaksizin,
    ve ''o'' gün geldiginde, hayatina şöyle bir göz atip, hiç bi bok yapamadigini farketmektir...
  • herşeyi sonraki güne erteleyip, ölüm anında yapılmak istenenler yapılamadığı için dayanılmaz bir acı çekerek ölmek..
  • benim için kısıtlı olan zamanı ileride bana fayda sağlayacakmış gibi değerlendirmemi öğütleyen sözdür. ümitsizlikten ve en çok korktuğum şey olan amaçsızlıktan kurtarandır.
  • sağlığı yerinde olan insanların her gün yaptıkları iş. kocaman bir kayıtsızlık.
  • insanlara söylenen her sözün o insanlara söylenen son söz olabileceği ihtimalini gözardı ederek yaşamaktır. aslında bir tür korkudan kaçıştır. sonrasında ne olacağı belli olmayan acı bir tokadı görmezden gelmeye çalışmaktır. bazı geceler yatağa yatıldığında her ne kadar su yüzüne çıksa da sonrasında tekrardan bilinçaltına bastırılan bir korkudan kaçmaktır.

    bu şekilde kendini kandırarak yaşamaya çalışırken insan, bir yerden aniden tokat gibi çarpar acı gerçek insanın yüzüne. ölüm... hele ki en yakın çevreden, candan, kandan, yüreğin içinden bir ölümse bu daha da çok acıtır, etkili olur. mezarlıkların kapısından girilip o uhrevi havada çaresiz kalır kendi kendini kandırma mekanizması. bakar insan yanyana dizili 1,5 m2lik odalara. "kimbilir nasıl insanlardı? nasıl küçük hesaplar yüzünden üzdü ve üzüldüler kimbilir?" diye düşünür. yanyana yatanların gerçek hayatında çok farklı insanlar olduğunu ama sonuçta aynı toprakta yanyana yattıklarını düşünür. birgün kendisinin de buraya geleceğini ve bu günün hangi gün olacağını kestiremediğini iyice hisseder. "neden üzer ki insanlar birbirlerini? sonuçta buraya geleceğiz hepimiz. değer mi kısacık ömürde birbirini üzmeye?" diye düşünür.

    mezarlıktan çıkar ve hayata karışır. artık etrafa bakışı daha değişiktir. içerdeki hisleriyle dışardaki insanların davranışlarına daha farklı bakar ve şaşırır sanki ilk kez farkediyormuşçasına bu durumu. o artık lanetlidir. çünkü artık insanları kolay kolay üzemeyecektir. daha empatik olacaktır. eğer ki erkekse "piç" olamayacaktır hiçbir zaman. o artık "yarın öleceğini bilerek insanlara yaklaşan insanlar"ın lanetini almıştır. artık hayatı boyunca insanlara böyle yaklaşacak ama insanların öyle olmamasından mütevellit her zaman iyi niyeti ve yaklaşımı suistimal edilecektir.

    en nihayetinde; hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak, henüz lanetlenmemiş olarak yaşamaktır.
  • bence cok basarisiz bi dusunce. cunku bir gun gelip olecegimizi kesin biliyoruz, neden sanki bize ozel bi luksmus gibi ben hic olmicem diyerek yasayalim? neden kendimizi kandiralim? bence her an olebilecekmis gibi yasamak daha guzel, cunku boyle dusununce yapmak istedigin hicbiseyi ertelemezsin. korkacak daha az sey olur. ayrica daha da gercekci bi yaklasim olur.
  • her gün yaptigimiz bi sey bu zaten. ne kadar bi gün ölecegimizden eminsek de bunu hayatimiza hic yanistmiyoruz. insan planlarini yaparken ya yarin ölürsem, ya o kadar yasamazsam gibi kaygilarini ise katmiyor. islam inancindaki ölümden sonra gelen sonsuz hayatin nasil gececegini de acikliyor bi durum bi nebze. hayat adim adim, parca parca yasanan bi sürec. insanin sürekli kisa vadeli sorunlari, hedefleri, mesguliyetleri var. en uzun vadeli plani emeklilik icin kenara birakilan para veya alinan bi ev olabilir. onun disinda hayat, önündeki bölümü gecmekle ugrastigin bi arcade oyun gibi