şükela:  tümü | bugün
  • siyaset literatürüne yerleşmiş latince bir deyim.. işte hendek işte deve türü durumlar için kullanılır. daha doğrusu "aha meydan. götün yiyorsa çık ortaya" anlamında.. birebir çevirisi ise "işte rodos. atla" gibi bir şey olsa gerek*
  • (bkz: roka)
    (bkz: salata)
    (bkz: basliklari yanlis okumak)
  • louis bonaparte'ın 18 brumaire'inin önsözünde yer alır bu söz. *
  • "anir kombastis" isimli ezop masalından türemiş ve çağdaş yunancaya "idou i rodos, idou kai to pidima" olarak geçmiş olan söz.
    masala göre rodosa yarışmak için gitmiş olan atinalı bir atlet atinaya geri döndüğünde rodosta yapmış olduğu müthiş bir atlayışı anlatmaktadır. fakat sınırlı yeteneğini bilen arkadaşları ona inanmayınca o da "rodostaki seyircilere sorun" diye cevap verir. bunun üstüne arkadaşlarından biri yere "rodos" diye yazar, ve atlete dönüp "eğer rodos oradaysa, atlayış ta burada" diye atleti bozar ve atinayı terketmesini sağlar.
  • "'hic rhodus, hic salta!

    kaderin büyük kuramcılarına ve tanrının öngörüsüne karşı “şimdi”yi anlatıyoruz bu sözle ve istiyoruz. geleceğin boşluğuna, belirsizliğine atılmış düşünceler rahat dolaşır evrenin sonsuzluğunda. bin vaat bin kitap üzerinde raks eder. işte bu yüzden kurgulanmış geleceklerin rüya sofraları şimdinin yoksul sofralarında birer örtü dahi olamazlar. büyük ütopyacılar kalabalıkları çağırdıkları kapıların önünde boşuna bekleyeceklerdir onları karşılamak için ve gelen bir kişi bir cümle söyleyip gidecektir.' *

    gül burada!

    işte kimsenin anlamak istemediği, tarihin büyük gerilimi; onu isyana çağıran dili ile yorgun vücudu arasındaki gerilimidir bir adamın; hazza çağıran bir erkeğin karşısında isteyen ama ahlak polisleri tarafından kuşatılan kadının bedeni arasındaki gerilimidir. bir öğrencinin doğru olmayanla karşılaştığı yerde gelecek kaygısı ile yoğrulan gerilimidir. ’’hayır’’ deyip yumruğunu kaldırırken güçsüzlüğünün farkına varan bir devrimcinin acizliğidir. ayakları eylem sahasını geçerken, beyni yarınki soruşturmada kalan bir memurun gerilimidir. komünist manifesto'nun barikatlar kurup isyana çağıran o gümbür gümbür dili ile kapital’in meta ilişkilerini anlatan dili arasındaki gerilimidir. en çok onlar çözmek istediler bu problemi. hiç kimse onları buna zorlamamışken başkaları için ölmek ile yaşamak arasında kaldılar, tanımadıkları insanların acılarına ortak oldular, çağırdıkları insanlar gelmeyince yalnızlığı yaşadılar. bütün ahlaki formlara karşı çıktıklarında kurdukları kocaman ahlaklar onları şaşırttı. yenildiler, bir daha yenildiler ve bir daha. tekrar yazdılar. tekrar kurdular ve tekrar… şimdi ile gelecek arasındaki bu çelişkiyi kimse onlar kadar yaşamadı ve kimse bu yüksek gerilim hattında onlar kadar durmadı.

    onlar şimdi bir daha öğreniyorlar. 100 sene sonrası için değil, 100 sene önce yola çıktıkları için, burada oldukları için, kendi tarihlerini tekrar yazıyorlar. seni yine çağıracaklar. hem de sadece gelecek güzel günler için değil; gelecekte ne olacağını bilmiyorlar. kahin olmadıklarını öğrendiler. onlar artık şimdinin hiçliği ve kahpeliği ile geleceğin güzel günleri arasındaki gerilimi sakallı amcadan tekrar öğrendikleri yeni bir şeyle çözmeye çalışacaklar; onlar seni çağırdıklarında artık bir vaat duymayacaksın. şu cümle istediklerin ile aklının engellediği her an sana yine onlardan gelecektir;

    gül burada, raks etmelisin!"

    not : üsluptan anlaşılacağı üzere çağrı metnidir. heyecandan anlaşılacağı üzere eski bir yazıdır. (öğrenci muhalefeti)
  • ulus baker şurda "hic rhodus, hic salla" diyor buna ama yanılıyor zannımca.
  • marx kapital'in birinci kitabinin baslarinda da kullanir bu deyimi, metanin degerini dolasimda kazandigi açiklarken. türkçede karsiligi, öyküsü de göz önünde tutuldugunda "halep ordaysa arşın burada"dir; "iste hendek iste deve" ya da hodri meydan!'in anlamlari, özellikle de öyküleri farkli bu deyiminkinden.
  • marx'ın kapital birinci cilt, ikinci kısım*, beşinci bölümü olan sermayenin genel formülündeki çelişkiler'in sonunda alıntıladığı ezop fablında geçen bir deyiş. marx, kapitalistin, metaları değerine satın alıp değerine satma sürecinin sonunda dolaşıma koyduğundan daha fazla değeri oradan çekmesi gerektiğinden bahseder. palazlanmış bir kapitalist haline gelişinin dolaşımın hem içinde hem de dışında olacağı konusunda okuyucuyu uyarır ve çözümlenmesi gereken sorunun koşullarının bunlar olduğunu tahlil ederken kapanışı "hic rhodus, hic salta!" ile yapar.