şükela:  tümü | bugün
  • ben sana sahip olmak için yaratılmadım. büyük patlamadan 13-14 milyar yıl sonra yanlış koordinatta bulunma hatasıydı bu. tesadüfe yenildim. berbat yazılmış bir kitap gibiydin, mantığa uymayan bir şekilde elimden bırakamadığım… bana tek kelime katmayacaktın biliyordum ama yarım bırakmaya da içim elvermiyordu.
    o kadar önemsizdim ki gözünde hiç yalan söylemedin mesela bana. dürüstlüğün, verdiğin önem değil sevgisizliğindi. korkmadın incitmekten, kırmaktan. evet, kızıyorum bazen haksızca beni anlamadığın zerre anlamaya çalışmadığın için, hâlâ içinde ilkokul acımasızlığı olan çocuğa sözünü geçiremediğin için, içimde kopan kasırgaların saçının bir telini bile hareket ettirmeye yetmediği için.
    anlamıyor değilim inan. korkuların, tedirginliklerin, yarım kalmış meselelerin var. ürkek, yaralı bir hayvan barındırıyorsun göğüs kafesinde şefkate bile tahammülsüz. her kırılışında bir kat daha çıktığın duvarlarının üzerine yıkılmasından korkuyorsun. gücünü çaresizliğinden alman, suskunluğunu gurur sayman hep bu yüzden. bölünerek çoğalıyorsun, gölgen bile fazlalık. elinde olsa sıyrılıp kendinden arkana bile bakmadan kaçacaksın. her yara kabuk bağlar, her acı eskir… beklemek hiç de zor değil. insan kendini tamamlamadan kime yarım olabilir ki! işte tam da bu yüzden seni durdurmak için tek bir kelime bile çıkmayacak ağzımdan.
    radyoda bir “uzun hava” çalacak bilmediğim bir frekanstan. turnalar uçacak içimden. her bir adımında şehrin bir binası çökecek üzerime, her bir adımında olmamış meyveler düşecek dallarından, her bir adımında adım silinecek devlet dairelerinin yangında ilk kurtarılacaklar dolabındaki varlığımı kanıtlayan belgelerden; ama sana gitme demeyeceğim!
    viran şehrimin enkazına oturup bir sigara yakacağım, gidişinin güzelliği üzerine methiyeler düzeceğim, soranlara dünyanın ekseni kaydı onu düzeltmeye gitti, yoksa beni bırakıp gider miydi diyeceğim… bir koleksiyonum olacak takvim yapraklarından, ne kadar çok yaprağım olursa dönüşüne o kadar az kaldığına inandıracağım kendimi, çaresizce... ama asla umutsuzca olmayacak bekleyişlerim. istesem de yitiremem ki sana umudumu. kirpiklerinin dizilişi, güldüğünde dudağındaki açının derecesi ezberimde. ladese giren iki çocuktuk biz, ben kaybetmedim hiç, hep aklımdaydın.

    (bkz: meltem güner) - ayarsiz dergi, mart 2018