şükela:  tümü | bugün
  • ön bilgi: biraz sonra okuyacağınız olaylar ve diyalogların tamamı gerçektir.

    hava serinlemiş iyice, ikimizde sabahtan beri dışarıdayız. farklı farklı şeyler için uğraşmış ve yorulmuşuz. beraberiz. biraz önce çektirdiğimiz onun vesikalık fotoğraflarına bakıyoruz. bir tanesini alıyorum, cüzdanıma koymak üzere. şişli den beşiktaş a ineceğiz bu arada. günün yorgunluğuyla yürüyemeyeceğimize karar verip, dolmuş sırasına giriyoruz. işte ne oluyorsa o andan itibaren oluyor.

    önümüzde duran bir genç bayan var. biraz acelesi olduğu kıpır kıpırlığından seziliyor. sıra da oldukça uzun. biz aramızda vesikalık fotoğrafları üzerine konuşurken lafa dalıyor;

    'yaa çok afedersiniz, beraber taksiye binelim mi? çok acelem var da, %80ini karşılamayı kabul ediyorum paranın.'

    biz de 'bizim için farketmez' deyip kabul ediyoruz teklifi. bayan arkadaşın çok net bizi baştan çıkardığına gülüşüyoruz aramızda. bu esnada bir de orta yaşlı teyze katılıyor bize. biz ve daha önce tanımadığımız iki bayan, toplamda 4 kişi taksiye biniyoruz. hayatım boyunca geçirdiğim ve iddia ediyorum geçirebileceğim en zevkli taksi yolculuğunu geçiriyoruz o yol boyunca.

    bahsedeyim.

    teyzemiz, tipik türk kadını. konuşkan, anlatmaktan, insanlarla konuşmaktan çekinmeyen sıkılmayan bir tip. benim kız arkadaşım da insanlarla kaynaşmasını seven konuşkan, sıcak kanlı bi kız. başladılar bi koyu muhabbete. teyzemiz bize sakız ikram etti. o muhabbete kavunlu sakız da ne iyi gitti bilseniz. muhabbet teyzemizin çocuğunun oks sınavına gireceğinden başladı. biraz trafik olunca konuşacak şeylerden buradan açıldı, dallandı budaklandı.

    konu gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan cinayet haberlerine falan geldi. teyzemizde haber bol, anlattıkça anlatıyor. komşusunun çocuğunu kendi çocuğu öldü diye sobaya sokup yakanını mı dersiniz, kendi ailesinden 8 kişiyi katleden adamın yaptıklarını mı dersiniz, düğünde katledilen 37 kişiyi mi dersiniz hepsinden konuştu. biz de dinliyoruz lafa arada karışıyoruz. en sonunda konuyu şuraya bağladı; münevver karabulut cinayetine geldi laf. çocuğa beddualar edildi, devlete, valiye, emniyete sayıldı. teyzemiz dedi ki ;

    'kimseye güvenmiceksin bu zamanda..'

    o an elleri ellerimde olan kız arkadaşım ellerini ellerimden çekti ve;

    'ben de etilerde oturuyorum ve yeni tanıştık erkek arkadaşımla' dedi.

    bir gülüşme başladı taksinin içinde, şöförde muhabbete dahildi. teyze aldı yine lafı,

    'bir insanı tanımak için biraz vakit geçirmek lazım. bir yemek yiyeceksin, dışarıya çıkacaksın, gezeceksin.'

    şöför abi tutamadı kendini;

    'alışverişe çıkacaksın abla, o zaman nasıl bi insan oluduğunu anlıyosun yeminle.' dedi, taksi ahali gülmeye başladı.

    ben;

    'neyseki bunların hepsini yaptık biz seninle tatlım' dedim ve ellerinden tuttum gerisin geri kızarkadaşımın, gülmeye devam ediyoruz.

    teyze;

    'ben onu bunu bilmem, beni 19 yıllık kocam, erkek çocuğum olmuyor diye boşadı. 3 tane kızımla bıraktı beni, başka kadına gitti. kimseye güvenmeyeceksin'

    kız arkadaşım;

    'hadi yaa, üzüldüm bak ne insanlar var. nereliydi ki eski kocan teyze?'

    teyze;

    'sivaslıydı kızım.' dedi.

    teyze 'sivaslıydı' dediği an 'oha' dedim içimden. dışarıya tepki olarakta 'yok artık, bu kadar da olmaz' dediğimi hatırlıyorum. sivaslı olduğumu bilen kız arkadaşımı aldı bir gülme, gülüyor duruyor. bana bakıyor.

    ön koltukta oturan diğer bayan arkadaş ' sen de mi sivaslısın yoksa' deyip gülmeye başladı. şöförde bi yandan gülüyor. taksinin içinde birbirini tanımayan bi dolu insan gülüşmeye başladık şenşakrak. bildiğin eğleniyoruz yani. teyze daha sonra dedi ki; 'sivaslılar iyidir ama, içinden çıkıyor böyleleri.' adama beddua ettik, ben de ettim. zaten yeniden evlenmiş yine de tutturamamış erkeği. hep beraber 'ee olmasın yaptıklarından sonra erkek çocuğu artık' dedik. ah ettik bi dolu.

    şöför abi de bi konuşkan. anlattıkça anlatıyor, illere ait güzel fıkralar anlattı, dinledik, güldük hep beraber. beşiktaş iskelenin orada da indik ama bi istemsizlik sezinledim herkeste. ortaklaşa ödedik ücreti. 'bir dahaki sefere' diye sözleşmeyi istedik ama bi daha nasıl nerede denk gelebilirdi bu kadar insan. güzel temennilerle, bol tebessümlü bir vedalaşma yaşadık. ayrıldık onlardan.

    yanımda bulunan kız arkadaşım ellerimden sıkıca tuttu. boynumdan öptü. bu şehri sevmem için bir sebebim olmasına sevinir buldum kendimi.

    bir bardak çay ve nargile bizi bekliyordu. yürüdük.
  • izmir'de konak-alsancak arası çalışan dolmuş taksilere de hiç tanımadığın insanlarla binersin
  • aşti den çıkışta bir üst geçit vardır. sincan tarafına giden dolmuşlar buradan yolcu alırlar, ancak bunların neredeyse tümü dolu olduğu için, gidişinizi riske etmemek adına, başka bir riske girersiniz. 5'er liradan 4 kişi birleşir taksiye binersiniz. karda yağmurda epey işinize de gelir. daha sonra bu durum yakınlara anlatılınca, "sen manyak mısın, hiç tanımadığın insanlarla beraber taksiye bineceğine, 20 lirayı verip tek başına gelseydin ya!" derler. pratik zekanızın kıtlığına ve salaklığınıza şaşar da kalırsınız.
  • şöyle oloyor:
    ineceğiniz yere yaklaşmışkene yolda taksi bekleyen bir insanevladı görürseniz, ve bu insanevladının tipi güven de telkin ediyosa, şoför beye, bakın yolcu var alabilirsiniz onu da, ben birazdan inicem dersiniz..

    ki böylece noluur
    hem o taksi bekleyen insanevlatcığı daha fazla beklememiş oluuur hem de taksi şoförü bi yolcu kapmış olur..
    ayrıca kimbilir belki o insanevladıyla beraber sürdüreceğiniz kısa yolculuk mihteşem bir aşkın başlangıcı olur..
    olamaz mı
    olabilir
    olmamış mıdır
    yaz bekarı filminde olmuştur.
  • çok da yapılan bir şeydir bu efendim. adı da "taksi dolmuş"tur.

    dolmuş kuyruğunda beklersiniz. kuyruk uzar, uzar. dolmuş gelmez. gelenler de dolu geçer. genellikle yakın durak taksileri yanaşmaz ama o civara müşteri getirmiş bir taksi, boş döneceğine yanaşıp "kızılay taksi dolmuş kızılay" der. kuyruktan dört kişi bu taksiye biner. taksimetre açıp bölüşmek şeklinde de değildir. gayrı resmi tarifesi bile vardır. ankara'da dikmen civarından kızılay'a gidiş 2,50 liradır. hatta kimi zaman 2 liraya bile götüreni olur. dolmuşa binmekten farkı olmadığından, fiyat farkı da dolmuşa göre 80 kuruş kadar olduğundan çoğu zaman tercih edilebilir.
  • istanbul'da sarı dolmuş ile ulaşım sağlayanların günün belli saatlerinde gerçekleştirdikleri eylem.
  • (bkz: danaya girmek)
  • izmir'de genelde akşam iş çıkış saatlerinde taksicilerin alsancak - konak arasında her otobüs durağında durup üçkuyular'a gidecek olanları toplaması sonucu karışabileceğiniz eylemdir. gayet normal birşeydir, çekinmeden biner herkes.
  • bağdat caddesinden taksime gitmek istiyorsanız ve sarı dolmuşlar hep dolu geliyorsa başvurulan ulaşım yöntemi.
    yoldan geçen ve içinde yolcu olduğu halde size yaklaşan taksilere dikkat ediniz. şoför sağ elinin işaret parmağını sağa doğru oynatıyorsa, ‘’karşıya gidiyorum, istersen dolmuş fiyatına seni de taksime kadar götürebilirim’’ demek istiyordur. bindiğinizde yol boyu sohbet edeceğiniz ve hatta taksimde beraber vakit geçireceğiniz insanlarla tanışabilirsiniz*. bazen de beşiktaş’ta iner onlar, üzülürsünüz, kalbiniz kırılır ama çabuk unutursunuz.
  • iel'de okuyup da yapmamış olanın az olduğu şeydir tanımadığın insanlarla taksiye binmek. vapur-otobüs sonrası çıkılan cağaloğlu yokuşu kimi günler büyüyüverir insanın gözünde. hele de yanında yokuşu beraber çıkacağın biri yoksa, sırtında kocaman çantayla hiç bitmeyecekmiş gibi gelir okula uzanan dimdik yol. böyle günlerde hemen yokuşun dibindeki üst geçidin ayağında bekleyen taksilerden birine atlanır. 4 kişiyi tamamlayan taksi, yolcularını yokuşun sonunda bırakıp gerisin geri üst geçidin ayağına döner. lise bitene kadar hayatımızdan aynı taksiyi paylaştığımız ama hiç tanımadığımız niceleri gelir geçer..