şükela:  tümü | bugün
  • bir belgisiz sifat. (bkz: hicbir sey) (bkz: hicbiri)
  • olumsuzluk sifati...
    nitelenenler içinden herhangi bir tanesinin bile olmamasi..
  • bitişik yazılması doğru olmasına rağmen, çoğu zaman "hiç bir" şeklinde ayrı yazıldığına şahit olduğum türkçe sözcük, sıfat. buna benzer "birkaç, birçok, herhangi" gibi bileşik sıfatlar da bitişik yazılması gerekirken ayrı yazılıyor çoğu zaman.
  • bu belgisiz sıfatı ayrı yazdığım her entry başına bir tane emo öldürüyormuş tanrı; bu gerçeği öğrendiğimden beri günler geceler boyunca entry'lerimi düzeltmeye çalışıyorum. nefesim kahve kokuyor artık, 1700 küsur entry'nin ilk bininde bu gerizekalı hatayı yapmış olduğuma eminim. onu düzeltmeye çalışırken, başka berbat hatalar da gözümün önünde kutup yıldızı gibi parlıyor. hatalarımı gördükçe kendimden soğuyor ve başka bir insanın bedeninde mülteci olmak istiyorum. öyle ki, "usta güzel yazıyorsun da, bir de noktalamalardan sonra boşluk bıraksan" mesajını almasam, bu kuralı da çok geç öğrenecektim. 200 civarında entry'm varken gelmesi, işleri daha da kolaylaştırdı.

    o kadar okula gidip de, en basit imla kurallarından bihaber yazmaya çalışmak da neyin nesi? bu tamamen benim hatam mı yoksa genel bir rahatsızlık mı? kafamdan geçen cümleleri doğru kurguyla anlatmaktan aciz, noktalama işaretlerinde bir gözü görmeyen şoför gibi dengesiz, kendi ana dilini bile etkili kullanamayacak kadar eğitimsizim. eskiden ne yazdıklarıma bakmak kabusum oldu, "hiç bir"leri tamir eden bir tamirci gibiyim, kitap okurken de yeni bir huyum oldu: adamın ne yazdığına değil nasıl yazdığına bakıyorum. noktayı, virgülü, noktalı virgülü nasıl kullanmış, kelimeleri nasıl yazmış, hangisi bitişik, hangisi ayrı? türkçeyi öğrenmeye çalışıyorum bu günlerde. imla kurallarını anlatan sitelere girip bakıyorum, cümleleri inceliyorum.

    oysa benim bunları ilkokulda öğrenmem gerekirdi. ortaokula başladığımda eksiksiz bir türkçem olmalıydı; ama yarım yamalak ingilizceyle devam etti müfredatımız. zaten yazılılar dışında, yazdığımı başkası da okumazdı. günlük tuttum senelerce, annem de nasıl yazdığıma değil ne yazdığıma kızmış olsa gerek, hepsini yırtıp atmıştı. gerçekten hastalıklı düşüncelerim vardı şimdi aptalca gelen.

    öss döneminde de yazma imkanım yoktu, yazılanları okuyup ona göre bir kutucuğu doldururdum. iyi yazamam ama iyi kutucuk doldururum, yumuşak uçlu kurşunkalemle taşırmadan. itiraf etmem gerekirse kurşunkalemin bitişik yazıldığını bile şimdi öğrendim. öğrenmem gereken milyonlarca şey varken, ne zaman yazacağım öğretmenim?

    milyonlarca kutucuk doldurduktan sonra üniversiteye kapağı attım. iki üniversitede toplam sekiz sene geçirdim, oldukça fazla vizeye finale girmiş olmam lazım ama hiçbirisinde imla kurallarına dikkat etmedim. noktalamadan sonra boşluk bırakmadım, hangisi bitişik hangisi ayrı dikkat bile etmedim. gerçi mimarlık eğitiminde, çok da yazılı olmazdı. çizerdik ekseriyetle, gözkapaklarım* tonlarca ağırlıyla aşağı inerken bile cetvele ve kağıda bakardım. sonra bilgisayara geçtik de biraz daha tembelleştik. çizmek yerine hazırını bulduk, baştan başlamak yerine küçük detayları değiştirdik. her şey daha kolay olurken biz daha da beyinsizleştik. eskisinden bile zor gelir oldu her şey, tembelleştik.

    yazma imkanım fazla olmadı yani çeyrek asır boyunca. yıllardır takip ettiğim bu sitede yazma fırsatı elime geçtiğinde, tarihler 4 kasım 2007'yi gösteriyordu. hiçbir şey bilmeyerek yazmaya başladım, şimdi çok az bir kısmını öğrendim ve sürekli geriye dönüp hatamı düzeltiyorum. editsiz entry'm olmayacak, ne yazdığım kadar nasıl yazdığım da önemli.

    ama yine de, yazmayı bilerek başlamak isterdim bu serüvene.
  • entry'leri geçtim, başlıklarda bile ayrı yazılabilen bir belgisizimiz. bir belgisizle bir belgili, hiç bir olur mu sayın suser?
  • geçen sordum, kaç kişi takip ediyor beni dedim? üç kişi dediler. ben beş saniyordum, herkes beni takip ediyor saniyordum, dedim. ama az olsun bizden olsun dedim, oltaya balık vurmayınca çinokoplar bir gün daha yaşadı diye sevinen bir insanım zaten, iyi taraflarini gördüm hemen durumun, tamam o zaman dedim, o halde mahsuru yok, hiç bir'e devam dedim.

    üzgünüm hiç bir seni de yanlış yazıyorum. yine yanlışlardayım, yine yanlışlarda isrardayim. nihat doğan gibiyim, demet akalın'ım deniz seki'yim, yanlışımı dünyalara haykırıyorum hiçbir. hiç bir'sin gözümde hala, kalemimde, dudağımda, ruhumda, tenimde. yanlış yazmaya devam edeceğim seni hiçbir. insan yanlış yaptığı, yazdığı şeyleri de sever hiçbir. bil bunu hiçbir. belgiliyle belgisizim, omzuma dövme yaptirip gezeceğim seni hiç bir. neyzen tevfik'e +1 katacağım. senin için lucinda williams çaliyorum hiç bir, are you allright hiç bir?

    sık sık düşünüyorum seni, herşey'e selam söyle hiçbir. geçerken çinekopa, çinakopa, çinokop'a da söyle..
    hiç birimsin.
  • bunu hiç 1, hatta hiç1 şeklinde yazanlar var, yana yana ölsünler istiyorum.
  • "hiç bir" şeklinde ayrı yazılmaması gereken kelime.

    http://www.tdk.gov.tr/…option=com_gts&kelime=hiçbir
  • "hiç bir şey, hiçbir şey gibi bitişik yazılabilir mi?" tümcesinde hem ayrı hem bitişik hali görülebilir.
  • birlesik degil "bitisik" yazilir. bir yerde gorup saga sola artistlik yapmadan once bu ayrimi bilmek lazim.

    bu garip kisilikler birbirlerine o kadar benzerler ki; kendi islevsiz cumlelerini ancak kendi bayagiliklarindan bile dusuk insanlara bir minnet sayarlar ve onlardan daha yukarida olduklarini dusundukleri icin kendilerini toplumun degerli bir bireyi sayarlar. kendilerinin dahi anlamadigi cumleleri ya da imajlari sanki kendilerininmiscesine, cevrelerindeki kultur sozcugunu ancak mantara on ek olarak duymus andavallarin onunde adeta bir prens/es edasiyla sarf edip, sahip olacaklari bir anlik "saskinlik" ya da "aydinlanmis olma" ifadesini kendilerine kar sayarlar.
    bu mahlukatin bir baska spesifik yaniysa adeta odunc alinmis -calinmis mi demeliyim- fikirlerini adeta kendi ustun akillarindan cikan, beyinlerinin alelade bir muhteviyati saymalari; bunu benimsemeleri ve bununla ovunc duymalari, bununla birlikte fikrin orijinal sahibinin karsi ciktigi dusunceleri de kendilerine dusman bellemeleridir. ama bu halleri, ortuleri altina gizlemeye calistiklari pespayeliklerini cogunlukla aciga vurur. basta da bahsettigim gibi fikri aslinda ozumsemeden, yalnizca kendilerininmis gibi ezbere paylasmalari bunun en acik belirtisidir.
    ayrica bu insanlarin genel anlamda sahte bir yasamlari oldugundan, asla gercekten icten olmayi basaramazlar cunku aslinda burundukleri rol kendi berbat kisilikleriyle tamamen alakasizdir ve o rolu de ictenlikle benimsemek icin yillarini vermelidirler. ama yine de ne kadar cabalasalar bile bu gulunc sahtelikleri bazi yerlerden aciga cikmaktadir. bu noktada en basit ornek klasik yesilcam'daki sonradan gorme koylu kizi tiplemesidir. bu tipleme aslinda bahsettigim kisilige nazaran oldukca masum kalir fakat bicim olarak oldukca uygun sayilabilir. karakterimiz uzerinde altin pahasi giysileri oldugu halde cemiyet hayatina ayak uyduramamis, bir kentsoylu olmadigi icin cevresine yabanci bir sekilde pot ustune pot kirmaktadir. iste bahsettigim insan da bunun adeta bir asri zamanlar guzellemesidir. onun yeri orasi degildir. o oraya yabancidir ve olmadigi bir huviyete burundurulmeye zorlanmistir. halbuki kendi gibi "basit" ama hicbir sekilde asagilanamayacak -ki kendisi asagilar- cemiyetinde yasamini surdurebilse daha mutlu bir insan olabilirdi. bunu reddetti fakat icinde bulunmayi dusundugu kitlenin yasamina ayak uydurabilmesi icin gereken altyapi onda yoktu. ne yapsindi? o da insan gardirobunu acip gozune en cok kestirdigi vucudu etinin uzerine giydi. mutsuzdu ve bu samimiyetsiz hali cevresindekileri de mutsuz ediyordu. bir an once yamanmaya calistigi kitleden uzaklasip, bayagiligini sona erdirmeli ve belki o kadar ust seviye olmayan ama kendinden olan insanlarla daha mutlu olmaliydi.

    tamamen dogaclama bir sekilde yazilmis bu satirlarin yalnizca zaman gecirmek icin yazildigini belirtip herhangi bir kisi ya da kurumu itham altina alma amaci gutmedigini belirtme geregi duyarim.

    sunu fark ettim ki nefret kusarken zaman su gibi akip geciyor. birini beklerken siz de yapabilirsiniz.