1. olumsuzluk sifati...
    nitelenenler içinden herhangi bir tanesinin bile olmamasi..
  2. bitişik yazılması doğru olmasına rağmen, çoğu zaman "hiç bir" şeklinde ayrı yazıldığına şahit olduğum türkçe sözcük, sıfat. buna benzer "birkaç, birçok, herhangi" gibi bileşik sıfatlar da bitişik yazılması gerekirken ayrı yazılıyor çoğu zaman.
  3. bu belgisiz sıfatı ayrı yazdığım her entry başına bir tane emo öldürüyormuş tanrı; bu gerçeği öğrendiğimden beri günler geceler boyunca entrylerimi düzeltmeye çalışıyorum. nefesim kahve kokuyor artık, 1700 küsur entrynin ilk bininde bu gerizekalı hatayı yapmış olduğuma eminim. onu düzeltmeye çalışırken, başka berbat hatalar da gözümün önünde kutup yıldızı gibi parlıyor. hatalarımı gördükçe kendimden soğuyor ve başka bir insanın bedeninde mülteci olmak istiyorum. öyle ki, "usta güzel yazıyorsun da, bir de noktalamalardan sonra boşluk bıraksan" mesajını almasam, bu kuralı da çok geç öğrenecektim. 200 civarında entrym varken gelmesi, işleri daha da kolaylaştırdı.

    o kadar okula gidip de, en basit imla kurallarından bihaber yazmaya çalışmak da neyin nesi? bu tamamen benim hatam mı yoksa genel bir rahatsızlık mı? kafamdan geçen cümleleri doğru kurguyla anlatmaktan aciz, noktalama işaretlerinde bir gözü görmeyen şoför gibi dengesiz, kendi ana dilini bile etkili kullanamayacak kadar eğitimsizim. eskiden ne yazdıklarıma bakmak kabusum oldu, "hiç bir"leri tamir eden bir tamirci gibiyim, kitap okurken de yeni bir huyum oldu: adamın ne yazdığına değil nasıl yazdığına bakıyorum. noktayı, virgülü, noktalı virgülü nasıl kullanmış, kelimeleri nasıl yazmış, hangisi bitişik, hangisi ayrı? türkçe'yi öğrenmeye çalışıyorum bu günlerde. imla kurallarını anlatan sitelere girip bakıyorum, cümleleri inceliyorum.

    oysa benim bunları ilkokulda öğrenmem gerekirdi. ortaokula başladığımda eksiksiz bir türkçe'm olmalıydı; ama yarım yamalak ingilizceyle devam etti müfredatımız. zaten yazılılar dışında, yazdığımı başkası da okumazdı. günlük tuttum senelerce, annem de nasıl yazdığıma değil ne yazdığıma kızmış olsa gerek, hepsini yırtıp atmıştı. gerçekten hastalıklı düşüncelerim vardı şimdi aptalca gelen.

    öss döneminde de yazma imkanım yoktu, yazılanları okuyup ona göre bir kutucuğu doldururdum. iyi yazamam ama iyi kutucuk doldururum, yumuşak uçlu kurşunkalemle taşırmadan. itiraf etmem gerekirse kurşunkalemin bitişik yazıldığını bile şimdi öğrendim. öğrenmem gereken milyonlarca şey varken, ne zaman yazacağım öğretmenim?

    milyonlarca kutucuk doldurduktan sonra üniversiteye kapağı attım. iki üniversitede toplam 8 sene geçirdim, oldukça fazla vizeye finale girmiş olmam lazım ama hiçbirisinde imla kurallarına dikkat etmedim. noktalamadan sonra boşluk bırakmadım, hangisi bitişik hangisi ayrı dikkat bile etmedim. gerçi mimarlık eğitiminde, çok da yazılı olmazdı. çizerdik ekseriyetle, gözkapaklarım* tonlarca ağırlıyla aşağı inerken bile cetvele ve kağıda bakardım. sonra bilgisayara geçtik de biraz daha tembelleştik. çizmek yerine hazırını bulduk, baştan başlamak yerine küçük detayları değiştirdik. her şey daha kolay olurken biz daha da beyinsizleştik. eskisinden bile zor gelir oldu her şey, tembelleştik.

    yazma imkanım fazla olmadı yani çeyrek asır boyunca. yıllardır takip ettiğim bu sitede yazma fırsatı elime geçtiğinde, tarihler 4 kasım 2007'yi gösteriyordu. hiçbir şey bilmeyerek yazmaya başladım, şimdi çok az bir kısmını öğrendim ve sürekli geriye dönüp hatamı düzeltiyorum. editsiz entrym olmayacak, ne yazdığım kadar nasıl yazdığım da önemli.

    ama yine de, yazmayı bilerek başlamak isterdim bu serüvene.

    edit: imla*
  4. entry'leri geçtim, başlıklarda bile ayrı yazılabilen bir belgisizimiz. bir belgisizle bir belgili, hiç bir olur mu sayın suser?
  5. ayrı yazılması (birçok gibi) en sık rastlanılan yazım hatalarından biri olan kelime.
  6. hem hiç olup hem de bir olabilen bir şey olduğunda yazımı "hiç bir " şeklinde olabilecek olan ama şuanda "hiçbir" şeklinde yazmamız gereken bir şey.
  7. geçen sordum, kaç kişi takip ediyor beni dedim? üç kişi dediler. ben beş saniyordum, herkes beni takip ediyor saniyordum, dedim. ama az olsun bizden olsun dedim, oltaya balık vurmayınca çinokoplar bir gün daha yaşadı diye sevinen bir insanım zaten, iyi taraflarini gördüm hemen durumun, tamam o zaman dedim, o halde mahsuru yok, hiç bir'e devam dedim.

    üzgünüm hiç bir seni de yanlış yazıyorum. yine yanlışlardayım, yine yanlışlarda isrardayim. nihat doğan gibiyim, demet akalın'ım deniz seki'yim, yanlışımı dünyalara haykırıyorum hiçbir. hiç bir'sin gözümde hala, kalemimde, dudağımda, ruhumda, tenimde. yanlış yazmaya devam edeceğim seni hiçbir. insan yanlış yaptığı, yazdığı şeyleri de sever hiçbir. bil bunu hiçbir. belgiliyle belgisizim, omzuma dövme yaptirip gezeceğim seni hiç bir. neyzen tevfik'e +1 katacağım. senin için lucinda williams çaliyorum hiç bir, are you allright hiç bir?

    sık sık düşünüyorum seni, herşey'e selam söyle hiçbir. geçerken çinekopa, çinakopa, çinokop'a da söyle..
    hiç birimsin.
  8. bunu hiç 1, hatta hiç1 şeklinde yazanlar var, yana yana ölsünler istiyorum.

hiçbir hakkında bilgi verin