şükela:  tümü | bugün
  • kadinlar haydi dillendiremiyor olsa da, evli erkeklerin bekar arkadaşlarına acik acik evliligi kotulemesidir.

    etrafimdaki her evli böyle.
    evlilikten korkutuyorlar.
    kadinlari canavar gosteriyorlar.
    ben kadinlari cok seviyorum ya niye oyle diyorlar ki.*
  • yok yav o kadar kotuleme degil de yani hayalindeki ortam pek olmayacak ona alismak lazim :))
  • tamamen olmasa da genel olarak doğru tespittir.

    ıçerdekiler dışarı çıkmak, dışardakiler içeri girmek istiyor, öylesine değişik, ilginç bir kurum.
  • bahsi geçen erkeklerin kendileri için yanlış insanlarla evlendiğini gösterir.

    evlilik ilişkide seviye atlamak için gerçekleştirilen bir 'imza atma' seremonisi değil. her şeyin ötesinde arkadaş olduğunuz, ruhsal, mantıksal ve fiziksel olarak birlikte olmaktan keyif aldığınız, hayatı her anlamda paylaştığınız ve bu paylaşıma yaşanılan toplum normlarında kabul görecek şekilde devam etmek istediğiniz insanlarla atacağınız bir adım sadece.

    evliliğin ilişkide bireyleri değiştirdiği doğru. sorumluluklar, kişisel alan kargaşası, aileler diye liste uzayıp gider dış etmenleri göz önüne alırsak. böyle bir durumda şu unutulmamalı bana kalırsa. insan dışarıdan bir etki olmasa dahi, kendi iç dünyasındaki devinimle değişime uğrayan bir varlık. hal böyleyken sorunlar yaşamak, çatışmak kaçınılmaz. ama bu durum bir erkeğe ya da kadına 'evlilik kötü' dedirtiyorsa sıkıntı evlilikten ziyade ilişkinin temelindedir.
  • hiçbir zaman sıkıntılı bir duruma düşmemiş evli erkeklerin beyanlarindan ortaya çıkması muhtemel tespit.insanin kendini kendinden daha fazla düşünen bir varlığın olması insanı neden rahatsız etsinki? ha şu da var tabi,evlendiğin kişi senin hayatını cennete de çevirebilir cehenneme de.
  • cicim aylarını atlatmış evli erkekler için geçerli olan durum.

    evliliğin ilk aylarında, hadi en fazla ilk yıllarında tam tersi bir durum söz konusu olsa da sonradan işler epey değişir.
    ilk zamanlar, "evlilik süper bir şey, kesinlikle tavsiye ederim!" diyen adamın, oscar wilde'in meşhur aforizmasını dile getirdiğine şahit olmuşluğum vardır :

    "evlilik, bir bardak taze süt için evde inek beslemeye benzer."

    evlenmeyi düşünen kuzenim tarafından, "evlilik nasıl bir şey?" sorusu, kendisine bir an önce evlenmesini öğütleyen babama yöneltilmiş, babam da cevaben, "kaçınılmaz son!" demişti.
    en çok tavsiye eden de böyle tavsiye eder, vaziyeti sen düşün...

    edit: (bkz: türk kızı)
  • bence illa tavsiye edilmeyecekse kadinlar etmezdi. erkek eskisi gibi calismaya devam ederken, kadinin sorumluluklari yuz kat artiyo.

    cogu kadin bi evin butun sorumluluklarini ilk kez ustlenirken, bunlarin bi kismi da calisiyo. ayri bi kisminin da cocugu oluyo. ve yine cogu erkek bu diger sorumluluklara ortak olmaktan siddetle kaciyo. ustune ustluk beyler, kadinin butun herseyi alistiklari uzere mukemmel yapmasini beklerken, anlayisli olmaktan cook uzaklarda duruyolar. yani cile bulbulum cile.
  • seven bir kadın/erkek bulunduğunda denenmesi gereken sosyal sorumluluk ödevi.

    nitekim denemeden bilemeyiz, başkalarının tecrübelerine yaslanıp kararınızı sağlamlaştırmak yerine sizi maddi açıdan fazla yormayacak şekilde bir yuva kurun ve deneyin.

    50'sinde hiç evlenmemiş adam olmak yerine, denemiş adam olursunuz fena mı? üstelik severek evlendiyseniz bir de masraflarınız yüklü değilse ve ilişkinizde uzamışsa bahanelere sığınmadan adım atın. evliliğe ölümün olduğu bi dünyada öcü olarak bakmayın.

    ekşi'de pc karşısında göt büyüten, tüm kızlar rospu yea, çok masraflı, özgürlük kısıtlanıyor, tek düze cinsellik gibi olaylara dayandırıyorsanız şu an ki hayatınız mükemmel olmalı. o zaman bu entry'de ne işiniz var? diyeceğim o ki tüm hayatını başkalarının tecrübeleriyle adlandırmayın, örneklendirmeyin. cesur olun, yakın, yanın. sonucu sizin olsun.

    evliliği denemeden yalnız kovboy triplerinizi bi kenara bırakın derim zira hayat o kadar kısa değil korkmayın.
  • bakın net söylüyorum, bekarlara evlenmeyi tavsiye eden erkek şu fıkradaki kaplumbağadır.

    -----

    derenin birinde yüzlerce kurbağa vrak vrak vrak diye hep bir ağızdan neşeli bir şekilde oynarken yukarıdan bir kartal dalmış ve kurbağalardan birini yakaladığı gibi havalanmış. diğer kurbağalar şok içinde arkadaşını kaybetmenin verdiği üzüntüyle bakakalmışlar.

    ertesi gün yine aynı saatlerde kartal yine gelmiş ve yine bir kurbağa alıp havalanmış. 3. gün, 4. gün derken sürekli bir kurbağa eksiliyormuş dereden.

    kurbağalardan bir tanesinin aklına bir fikir gelmiş;

    - gidelim şu derenin karşısında yaşlı bir kaplumbağa var ona soralım. o yüzyıldır burada yaşıyormuş bir akıl verir bize. (demiş)

    kurbağalar vrak vrak vrak diye zıplayarak kaplumbağaya gidip durumu anlatmışlar. kaplumbağa biraz düşünmüş;

    + bu işin çok kolay bir yolu var
    - nedir nedir nedir
    + aranızdan bir tane gözcü kurbağa seçin o sürekli gökyüzünü kontrol etsin gözetlesin
    - evet evet evet
    + kartalı gördüğünüz an hepiniz birden sımsıkı el ele tutuşun
    - sonra sonra
    + ama sakın bırakmayın tamammı kartalın gücü yetmez o zaman
    - pekala vrak vrak vrak (diyerek dereye dönmüşler)

    ertesi gün aynı saatlerde gözcü kurbağa vıraklayarak kartalın geldiğini haber vermiş. deredeki tüm kurbağalar bir anda sımsıkı el ele tutuşmuşlar. kartal dereye daldığı gibi bir kurbağadan yakalamış ve zincir misali hepsini tutarak yükselmiş. bütün arkadaşları gidince derede gözcü kurbağa zik gibi tek başına kalmış zıplaya zıplaya bir hışımla kaplumbağaya gitmiş;

    - lan şerefsiz kaplumbağa biz de seni bir bok biliyo sanırdık nasıl öğüt verdin lan kimse kalmadı hepsini götürdü kartal
    + ya ne amnkoyayım akşama kadar vırak vırak kafa beyin zikip duruyordunuz. gördünüz mü ebenizin mını.