şükela:  tümü | bugün
711 entry daha
  • evlilik çok korkutucu bir olay. az buçuk iyi yönlerinden bahsederek, tavsiye isteyenlere en büyük kötülüğü yapmış olursunuz.
    çünkü herkes değişir. sevdiğiniz, aşık olduğunuz kişi olmaktan çıkar evlilik sürecinde. aşkı öldürür, buz gibi, hissiz bir insan olursunuz. gözünüz dışarılarda, aklınız yaşayamadıklarınızda kalır. o evlendiğiniz kişiyi gözünüz görmesin istersiniz artık.

    yokluğunda, varlığını özlemem gerekirken,
    varlığında, yokluğuna hasret bıraktın.

    diye diye dolaşır durursunuz.
  • kendiniz dışındaki herkes sizin bünyenize yabancıdır. buna aileniz de dahildir. hayatınıza, evinize ve zamanınızın her saniyesine başka birini dahil etmek işte bu yüzden zor olabilir. çünkü bünyenize yabancı olan bu kişiyle tamamen doğru iletişim, anlayış, saygı, ilgi seviyesini belirli bir seviyede tutmak kolay değildir.

    evlenmeden önce hormonal baskılar sebebiyle karşındaki kişinin bünyenize uymayan daha da keskin taraflarını görmeyip, bir yuva kurduğunuzda hayat sizin için daha da kısıtlı veya yorucu olacaktır.
  • vardır bir sebebi!
  • tavsiye etmezler ama boşanmazlar da
  • boşansın abi o zaman dediğim tavsiye.

    konfor alanını terk etme
    sonra gel
    "yaaa evlilik çok kötü yaa
    yaaa evlilik boktan yaaa"de .
    hadi ya kıyamam

    not: elbette kıyarım bana ne lan elalemin hıyarından
    ama evli kalıp gelip size bunları anlatanlara
    sektirip gitmelerini söylemeyi ihmal etmeyin.
    lütfen.
  • bu tip malların akıllarının bir köşesinde hep çok rağbet gören bir adam oldukları düşüncesi yatar. aslında evli olmasa tüm kadınların peşinde koşacağını düşünür, o yüzden bekarlığa hep bir özlemleri vardır. bilmiyor ki boşansa 3 gün sonra kaldığı evi bok götürür 4. gün de açlıktan ölür, gerçi bilmiyor dediğime bakmayın ilkel benliği boşanmak ister ama süperego yaşanacak katastrofinin farkında olduğu olduğu için buna müsaade etmez.
    benzer düşünce yapısı evli kezbanlarda da mevcuttur.

    evi bok götürme süreci ve açlıktan ölme konusunda detaylı olarak bilgilendirme isteyenler oldu, istisnalar tabii ki var ama;
    1) doğduğunuzda her şeyinizi anneniz yapar, evlenene kadar tüm bakımınız annenin sırtındadır.
    2) evlenince bu sorumluklar eşin sırtına yüklenir ve anneden görülen muamele ondan beklenmeye başlar.
    3) ilerleyen yıllarda bir ayrılık yaşanması durumunda temizlik ihalesi bu sefer kız çocuklarına kalır. baba, evin temizliği ve yemek yapma beklentisini kız çocuklara yöneltir.

    durumun böyle olmadığını iddia eden varsa anneleri veya eşlerinden ayrı kaldıklarında 1 hafta sonunda herhangi bir arkadaş veya yakınını eve çağırıp obejktif bir durum değerlendirmesi talep etsin.
    kadın veya erkek fark etmez, bir mani yoksa eğer insan kendi yemeğini pişirebilmeli, kendi temizliğini yapabilmeli ama bizdeki evlilikler zamanla angaryalar bütününe dönüşüyor.
    tüm bunlara karşılık erkeğin sırtında da anlamsız bir şekilde yeteri kadar para kazanma yükümlülüğü vardır, bu yük o kadar ağırdır ki hiçbir zaman eş ve eşin ailesini memnun etmez. tüm fiziksel işler erkekten beklenir çünkü o erkektir ve bunları yapmak zorundadır aksi takdirde eziktir, sümsüktür.

    önemli not: oğlum kadın sanıp yürümeyin sabah sabah midem bulandı. 37 yaşında adamım ben sıçarım ağzınıza.
  • "bişinsin ibi i zimin"
  • 16 yıldır evli bir adam olarak katılmadığım tespit. etrafımda ne kadar bekar insan varsa hepsine evliliği tavsiye edip, evliliğin mükemmel bir şey olduğu konusunda onları kandırıyorum. ben mutsuzsam herkes mutsuz olacak. yok öyle dava.
  • (bkz: savaş ve barış) isimli eserinde tolstoy’un çokça zikrettiği mesele. gerçi illet bir karısı varmış. adam ölürken bile karısından kaçıp bir tren istasyonununda ölmüş.
  • hep anasının kuzusu olmalarından. analarının onları katiyen büyütmemesinden.

    bir de, muhtemelen kök ailede huzur ve güven hissini pek alamadıklarından... yani alttan alta babalarından kaynaklanıyordur. babaları da evlilikte pek bunalıyorsa demek...
405 entry daha