şükela:  tümü | bugün
  • uzun yıllar kadınlarla geçirdiğim teşrik-i mesai sonunda gördüğüm acı gerçek. ne zaman bir kadınla tanışıp işleri ilerletsem ve çok çok daha yakından tanıma imkanı bulsam hep bu acı gerçekle karşılaştım. o ilk zamanlardaki muhteşem, doğaüstü güçlere sahip, bütün zorlukların üstesinden gelebileceğini düşünmemi isteyen ve kendisini bu yöndeki cümleleriyle betimleyen kadının aslında gerçekte hiç öyle olmadığını, olamadığını, olamayacağını gördüm.

    artık bir zamandan sonra hangi kadın kendisi hakkında olduğundan daha üstün özellikli olduğunu anlatsa öyle olmadığını anlamama rağmen onu onaylıyormuş gibi yapmaya başladım. kadınlar yalan bile olsa kendi haklarında iyi şeyler duymayı istiyorlar hep. ben de onlara istediğini veriyorum. kadınlar gerçekten çok narin ve kırılgan canlılar. ama buna rağmen bir süper kahraman olmayı düşlüyorlar hayallerinde. gerçeği kabul etmek onlar için çok ama çok zor. hal böyle olunca da iki taraf için karşılıklı rol yapmalar devreye giriyor. toplum sağlığı bir yerde buna bağlı. çünkü kadınlar gerçeği duyduklarında erkekler gibi mantıklı tepki vermiyorlar. bir anda hırçınlaşıp canavara dönüşüyorlar. bir erkek arkadaşıma yeterli olmadığı konuları rahatlıkla söyleyebilirim. biraz bozulsa da haklı olduğumu bilir. o da kendisinin ne durumda olduğunu zaten biliyor. o yüzden mantıksız hareketler içerisine girmiyor. ama bir kadına bırakın bir erkeği, kendi hemcinsi bile acı gerçekleri istese de söyleyemez. en yakın arkadaşlıklar bu acı gerçeklerin dillendirilmesinden sonra bir anda bitmiştir. hemcinsi bile olsa bir kadın gerçekte ne halde olduğunu başka birinden duymayı kaldıramaz. gücüne gider.

    hasılı kelam dostlarım kadınlarla olan iletişimimizde çok ama çok dikkatli olmalıyız. bir süre sonra kadınların kolaylıkla cinayet işleyeceği günleri göreceğimizden eminim. kendi canınızı seviyorsanız kadınlara duymak istedikleri şeyleri söyleyin. çünkü toplum sağlığı bunu gerektirir.
  • herkes kendi canavarını kendi yaratır ve her yeni gün insanları sınayacak yeni olaylar karşımıza çıkarken ben buyum diyebilmek ilginç. o sebeple kimse anlattığı gibi değildir. olsa olsa davranışlarında bir tutar vardır. ek olarak hepimizin içinde bir aydınlık ve bir de karanlık taraf var ve her ne kadar inkar etsek de bu iki taraf arasında keskin bir hat yok.
  • özellikle ikili kişiler arasında çok konuşan kadın diğer dinleyen kadına daima haklı olduğu şeyleri anlatır ve bu durum ile ilgili şikayetçi bir tavrı sergiler.
    anlattığı şeyler hiddetli ise karşı taraf bunu şiddetle dinler.
    haklı olması onu kendi sorumluluklarına karşı iyi yapabilir fakat gerçekte onu dinleyen kişinin asla 3. kişi olmadığını bilir.
  • hiçbir insan anlatıldığı kadar iyi ya da kötü değildir. kalbinizin derinliklerine doğru yolculuğa çıkın ve içinizi ürpertecek kötülüklerle karşılaşmaya hazır olun. herkes iyi de, bu dünyadaki pislik ne?
  • insana dair bir özelliği sadece kadına yamayalım köşemize hoşgeldiniz demenin trollcesi.
  • "kadın/erkek ayrımını geçtim, sana her anlatılana inanma potansiyelin varsa problemi kendinde aramayı düşündün mü hiç?" demek istediğim kişinin açtığı başlıktır.
  • personel yönetiminde x, y, z teorileri vardı, hala var mı, ders kitaplarında yer alır mı bilmem.
    x teorisi= insanlar çalışmayı severler
    y teorisi= insanlar çalışmayı sevmezler

    z teorisi ise x ve y teorileri ortaya atıldıktan yaklaşık onlarca sene sonra ortaya çıkmıştır.

    z teorisi= bazı insanlar çalışmayı severler, bazı insanlar çalışmayı sevmezler.

    x ve y teorisi bir kesinlikle hareket ederken z teorisi kesinlik belirtmemiş ve haklılığını tescil etmiştir.

    bu üç teori sözlüğün bakış açısını da belirler.
    bazı yazarlar x teorisyeniyken, bazı yazarlar y teorisyenidir, bazı yazarlar ise z teorisyenidir.

    x ve y teorisyenleri bir kesinlikle hareket ederler ve yargı bildirirler, oysa z teorisyenleri binlerce farklı değişkenin tespit yaparken etkili olduğunu ve bir kesinlikle bahsedilemeceyeğini, değişkenlerin ibnelik yapabileceğini bilirler.

    bu bağlamda değerlendirirsek, bazı kadınlar anlattığı kadar iyi değildir, bazı kadınlar ise anlattığı kadar iyidir diyebiliriz.
    burada iyi ve kötüyü tespit ederken kişinin altkültürü, inançları, sosyo ekonomik yapısı en önemli değişkenlerdir.

    haydi canlarım selametle.
  • lütfen böyle başlıkları düzeltelim.

    (bkz: hiçbir insan anlattığı kadar iyi değildir)

    erkekler de kendilerini çok güzel süslüyorlar. peki erkeğin süsleri nasıl? sürekli ne kadar güçlü, zeki, çalışkan, olgun, iyi bir insan/evlat/baba/aşık olduğu falan. gerçi sizin aksinize bu bana naif geliyor. bazı erkekler var, büyük sorunları da olsa orada hala çok güçlü olmaya, sorunları yokmuş gibi davranmaya çabalıyorlar ya, o uğraşları, o sorunların orada durması, ne kadar çabalasa da yine olmaması, belki de çok üzülmeleri ama belli etmemeye, güçlü durmaya çalışmaları çok... nasıl diyeyim içime dokunuyor işte. çoğu yerde sallıyor erkekler ve ben de bunu görebiliyorum, ama vay yalancılar olmuyor benim tepkim. naif, çok naif.
    sonra pek çok erkek kendini çok zeki ve olgun da sanıyor. çok budalaca bir hal bu, ama öte yandan hayata atılmak için, güçlü olabilmek için öyle de sanması lazım işte... gene naif, gene çok hüzünlü. bazen çok değer verdiğim erkeklere denk gelince, kimi yerlerde bilerek bozuyorum ki, onun şokuyla fark edip değiştirsinler, ileride çok daha iyi adamlar olsunlar. belki kırılan falan oluyordur ama affetsinler, gerçekten kendi iyilikleri için.

    pisliğine ve piçliğine salak salak yalan söyleyenler konu dışı. onların sayıları da azımsanacak gibi değil hani. onlar pek muhatabım değil. ama denk geldiğimizde onları bozmak büyük zevk oluyor. allahın varoşları...
  • iyilik ve cinsiyet arasında herhangi bir neden sonuç ilişkisi yoktur. tanıdığınız birkaç kadın ile aralarında bir korelasyon bulmuş olabilirsiniz ama kullandığınız örneklem popülasyonu ne kadar iyi temsil ediyor, onu bir düşünmek gerekir. ilgili entry "hiçbir insan anlattığı kadar iyi değildir" olsa ve bağımlı değişken de kişinin kendi beyanı ile ölçülse (mesela anket) social desirability etkisinden dolayı katıldığım bir önerme olabilirdi ama olmamış. neyse, üzülmeyin, olur arada böyle.
    not: çok fazla makale okudum da bugün.
  • iyi olması da gerekmez zaten.

    her iki cins içinde özgüven eksikliği o kadar tavan ki herkes ilk tanışma evrelerinde öyle bir anlatıyorlar ki kendilerini, böyle bir mükemmellik yok diyorsunuz.

    sonra balonun helyumu kaçıyor ve patttttt!!!! yerdesiniz.

    hep bundan işte (bkz: geceye bir şiir bırak) (bkz: eski sevgiliye not) türevleri başlıklar